AŞIK FEDAYİ
Divriği’nin Höbek Köyü’nde doğdu. Lakaplarına Dervişoğlu derler. Çobanlıkla uğraşırdı. İstanbul’a, Kars’a Halep’e ve üç kez de Hacı Bektaş’a gitti. 45 – 50 yaşlarında iken 1866 yılında Erzurum dolaylarında öldürüldü. Yüzden fazla nefesi olduğu söyleniyor. İbrahim adlı torunu ve amca çocukları vardır.
AŞIK FEDAYİ’DEN DEYİŞLER
Neyleyim dünyayı, şanı, şöhreti,
Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
Aldı beni İmamların firkati.
Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
Matem aylarında artar firakım
Ah-u nalan etmek benim merakım
Nar-ı iştiyaktan yanar yüreğim
Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
Zarım işletenler kaldılar ta’na
Dediler teselli gerekir sana
Yüz bin öğüt versen kar etmez bana
Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
Cihan benim olsa şad olup gülmem
Dest uzanıp çeşm-i giryanım silmem
Çilekeş dervişim sefayı bilmem
Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
Firdevs bahçesinin kırmızı gülü
Ben aşığım, oldum, O’nun bülbülü
Görünür gözüme Kerbela Çölü
Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
Arş-ı semavatta gördüm nurunu
Aşkına düşenler verir varını
Ali oğlu, Muhammed’in torunu
Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
Fedayi dervişim derdi veremdir
Cihanda kam ehli olanlar kimdir?
Geceyle, gündüzüm derd ile gamdır
Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
SUZANI
Divriği’nin Höbek Köyü’nde doğdu. Lakaplarına Veyisoğulları derler. Medrese seviyesinde eğitim görmüş, defalarca Mısır’a gitmiş, Dışlıklı Köse Hasan Efendi ile en az beş kez İstanbul’a, Kars’a, Hacı Bektaş’a gitmiş.
1931 yılında Sivas Valisi, Belediye Reisi Hikmet Bey, Edebiyatçı Ozan Kutsi Tecer tarafından tertip edilen üç gün devam eden Cumhuriyet Bayramı Halk Şenlikleri’ne Sivas Genelinde çağırılan beş halk ozanından biridir.
Eski yazı ile yazılmış yüzlerce eserinin olduğu söyleniyor. Eserleri ve kitapları kayıp. 1932 yılında 47 – 52 yaşları arasında ölmüştür.
Cumhuriyet Bayramı Şenliği’nde yeni yazı ile ilgili Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e şu dörtlüğü gönderir.
"Çok tabibe vardık olmadı lokman
Ahar derde oldu “Gazimiz” derman
Açıldı mektepler yükseldi irfan
Kolayca okunur yazımız bizim."
Hüdaya emanet eylerim sizi
Hoşçakalın muhip canlar elveda
Hatırdan feramuz eylemen bizi
Hoşçakalın muhip canlar elveda
Elveda edince görülür hasret
Hasretlik elinden çekeriz fırgat
Bizim erenlerde çok gördük vahdet
Hoşçakalın muhip canlar elveda
Her dem yad ediniz bu fakir Canı
Severseniz ya hü şahi merdanı
Aşıklar arzular Vechi cenanı
Hoşçakalın muhip canlar elveda
Ne hoş rüya görmüş azizim celal
Ne güzel müratip ne güzel Kemal
Didara eden can hiç görmez zeval
Hoşçakalın muhip canlar elveda
Muhammed Mustafa nuru mühüvvet
Dahi bileşince sahi vilayet
Mümin kullarında eyle şevkat
Hoşçakalın muhip canlar elveda
Sıtkınan çağıran mahrumu kalır
Tuttuğu dermanı elden mi sanır
Eleste ikrarın müminler bilir
Hoşçakalın muhip canlar elveda
İkrarımız irşadımız Ali’den
Hak eyvallah dedik galübeladan
İçice mest olduk biz ol doludan
Hoşçakalın muhip canlar elveda
İkrara ser veren bir kamil zattır
İkrarın bilmeyen kimseler mattır
Pir rehber mürşit hep bir sıfattır
Hoşçakalın muhip canlar elveda
Aklım erdiğince kıldım nasihat
Kabul eden canlar bulur saadet
Suzani bu niyet ne Ali niyet
Hoşçakalın muhip canlar elveda
kaynak:www.hobek.org

paylasim icin tskl bizde ne cevherler varmis
Sağol Zerin çok teşekkür ederim sana!
Evet işde bizde bu form sayfaları ile kültürümüzü,özümüzü ve insanlarımızı tanıma fırsatı buluyoruz...
Form sayfalarının gerekliliği bir daha anlaşıldı!
Zerin umarım bu aktifliğin herzaman daim olur :)
Güzel günler göreceğiz çocuklar , güneşli günler.Motorları maviliklere süreceğiz.
Aşık Fedayi Dede nin torunlarından biri olarak , bu eşsiz büyüklüğü siteye taşıyan arkadaşıma ,gösterdiği hassasiyetten dolayı çok teşekkür ederim.En önemli varlıklarımızın başında gelen "kültür değerlerimizi" her zaman ayakta tutabilmeyi başarmak paylaşımla sağlanabilir.Bu tür platformlarda bu değerlerimize yer vermek ,onları yüceltmek ve hakettiği değeri bulmasını sağlamak asli görevlerimizin başında gelmektedir.
Mahmut Erdal
938 yılında Divriği’nin Çamşıhı bölgesindeki Şahin köyünde doğdu. 8 yaşında bağlama çalmaya başladı. İlk bağlama derslerini babasının dayısı Battal Karababa ve Aşık Ali Metin’den aldı. Aynı zamanda aşıklık geleneğini de öğrendi. Sonraki yıllarda kendini geliştirdi.
Önce geleneksel türküler söyleyen Erdal, zamanla önceki aşıkların şiirlerini bestelediği gibi kendi türkülerini de yazdı. Bir süre başka aşıklarla birlikte Türkiye’nin çeşitli bölgelerini dolaşarak konserlere katıldı. Ayrıca özellikle 1970’li yıllar olmak üzere Türkiye dışında da birçok konser verdi.
Yöresinden birçok türküyü arşivlere aktaran Mahmut Erdal’ın türküleri değişik sanatçılar tarafından da okunmaktadır.
Özellikle son yıllarda şiire daha da ağırlık veren Mahmut Erdal, bugüne dek yaklaşık 80 tane 45’lik plak ve 15 kaset hazırladı. Şiirleri değişik gazete, dergi ve araştırmada yeraldı.
Uzun yıllar TRT radyolarında mahalli sanatçı olarak görev yapan Erdal’ın şiirlerinin bir bölümünü ve bazı görüşlerini toparladığı »Yine Dertli Dertli İniliyorsun« (1996) ve »Bir Ozanın Kaleminden« (1998) adlı kitapları yayımlandı.
Felek
Bir civan gibiydim dert yoktu serde
Büktün kemendimi dal ettin felek
En sonunda duçar ettin bir derde
Hastahaneleri yol ettin felek
Acı sözler hançer oldu canıma
Günde bin dert sıralandı önüme
Gelenim yok gidenim yok yanıma
Hısım akrabayı el ettin felek
Hep günlerim geçti figanda zarda
Yıllar oldu haber gelmez o yarda
Çağlayan ırmakta ağzın sularda
Çaldın taştan taşa sal ettin felek
Kuruttun elimde fidan dalları
Yemezdim sofrada kaymak balları
Beğenip giymezdin libas şalları
Eğnime urbayı çul ettin felek
Mahmut Erdal tükenmezken bitmezken
Olura olmaza minnet etmezken
Ezel kıymetine paha yetmezken
Şimdi kıymetimi pul ettin felek
Boşuna
Gönül tohumunu boz taş üstüne
Mahsul alamazsın ekme boşuna
Üfleyip püfleyip doksan dokuzu
Bir yarar sağlamaz çekme boşuna
Can tutma kafeste bırak hür olsun
Görmediğin gördüm deme sır olsun
Yanlış işe mürşit olsun pir olsun
Divan durup boyun bükme boşuna
Varlığında o girenler koluna
Yoksul düşsen ayak basmaz çuluna
Vefasız duyarsız dostun yoluna
Ağlayıp gözyaşı dökme boşuna
Sen ki hiçbir işe yaramıyorsan
Özünü yerlere seremiyorsan
Gelişen tekniği göremiyorsan
İsraf edip ışık yakma boşuna
Mahmut Erdal hakka bağla özünü
Kendini bilmezden çevir yüzünü
Eşin bile dinlemezse sözünü
Dert edip kafana takma boşuna