İLYAS ABİ BİZ O DÖNEMİ YAŞAMADIK AMA İZLERİ HALA PEŞİMİZİ BIRAKMIYOR. HEM EĞİTİM SİSTEMİYLE, HEM DÜŞÜNCE SİSTEMİYLE, HEM YARGI, YÜRÜTME SİSTEMİYLE, HEM SİYASAL YAPISIYLA YANİ KISACA HERŞEYİMİZE KAN DOĞRAYAN O ZAMANLARI SİZ DAHA İYİ BİLİRSİNİZ. AMA BİZLER DE, HİROŞİMA VE NAGAZAKİ DE ATOM BOMBASINI YEMEYEN AMA ETKİSİNDEN BİLE SAKAT KALAN ÇOCUKLAR GİBİYİZ.
- yorum yapmak için giriş yapın ya da kayıt olun

"ERDAL EREN" Haksız Yere Asıldı !... Erdal Eren'in idam kararını iki kez bozan emekli hakim konuştu: 12Eylül döneminin "Asmayalım da besleyelim mi" politikasının birkurbanı! Çocuk haksız yere asıldı O hengamede çala kalem gitti. 12 Eylül darbesi sonrası darağacına gönderilen Erdal Eren'in idamkararınını iki kez bozan Yargıtay 3'üncü Dairesi üyesi emekli HakimAlbay Ahmet Turan 28 yıl sonra ilk kez Vatan Gazetesi'ne konuştu: "Eren'in er Zekeriya Önge'yi kasten öldürdüğüne dair vicdani kanaatimyoktu. Eren önden ateş etmiş, asker sırtından vurulmuştu. Kurşunun dao tabancadan çıktığına dair kanıt yoktu." 30 Ocak 1980... Sağ sol çatışmasının doruk noktasına çıktığı,sıkıyönetim günleri... Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ODTÜöğrencisi Sinan Suner, MHP'li Bakan Cengiz Gökçek'in koruması SüleymanEzendemir tarafından öldürülünce olaydan 2 gün sonra bir protestogösterisi yapılır. Göstericiler ile askerler arasında çıkan çatışmadaer Zekeriya Önge ölürken, Erdel Eren 24 kişiyle gözaltına alındı.Bundan sonra tarihin belki de en hızlı yargılama süreci yaşandı veErdal Eren 19 Mart 1980'de idama mahkum edildi. Eren 13 Aralık 1980'deAnkara Merkez Cezaevi'nde idam edildi. Yakın tarihimize damga vuranolayın perde arkasını emekli Hakim Ahmet Turan şöyle anlattı: İdam kararını 2 kez bozduk Erdal Eren davası 12 Eylül'den önce başlamıştı ama sıkıyönetim ilanedildiği için sıkıyönetim mahkemeleri vardı. Erdal Eren, sıkıyönetimmahkemesinde yargılanıyordu. Mahkeme, Erdal Eren'in inzibat eriZekeriya Önge'yi bilerek, kasten, taammüden öldürdü diye idama mahkumetti. Avukatlar kararı temyiz etti ve dosya bize geldi. Ben raportörolarak atandım. Dosyayı inceledim ve diğer üyelere anlattım. Erdal Eren'in eri kasten, bilerek öldürdüğü noktasında bir delilyoktu ve 15 Temmuz 1980'de kararı 2 muhalif oya karşı 3 oyla bozduk.Bozma kararımız üzerine dosya tekrar sıkı yönetim mahkemesine gitti.Yeniden yargıladılar Erdal Eren'i... Tekrar idama mahkum edildi.Temyiz edildiği için tekrar bize geldi. Yaptığımız inceleme sonunda 28Ekim 1980'de kararı tekrar bozduk.Askeri Yargıtay Başsavcılığı kararı"onayın" diye bize göndermişti ama biz kararı yine yetersiz bulduk. Müebbet olurdu Kararı 2'nci kez bozunca yasaya göre Başsavcılık kenditebliğnağmesine aykırı karar çıkınca itiraz hakkı olduğu için itirazetti ve dosya Daireler Kurulu'na gitti. 15 kişilik heyette 2 muhalifüyenin oyuna karşı 13 üyeyle kararı onadılar. Hakkı Erkan ve ErdoğanBaşhekim adlı üyeler bu karara muhalifti. Çünkü Erdal Eren asılmasın,en azından Ceza Kanunu'ndaki 59'uncu takdiri tahrir sebebi yani kenditakdirini kullanarak idam cezasına müebbete çevrilmesini istediler.Ama olmadı. Kurşunlar incelenmedi Ben idam kararına karşı çıktım. Çünkü Erdal Eren ifadesinde diyor ki;"İnzibat askerleri üzerime doğru gelirken panikledim ve ateş ettim.Askerlerin hepsi benim hedef menzilim içindeydi. Yedek şarjörüm,tabancamda daha 5 tane mermi vardı. Eğer öldürme kastıyla hareketetmiş olsaydım bunların hepsini kullanırdım. Askerler üzerime gelinceben gelişi güzel ateş ettim" diyor. Burada çok hassas bir nokta var;Vurulan erin cesedinden çıkarılan mermi çekirdeği ile sanığıntabancasından çıkan mermi çekirdeklerinin doğru dürüst mukayesesiyapılmadı. Olay yerinde iki tabancaya ait boş kovanlar bulunuyor amaonların Adli Tıp'a gönderilip mukayesesi yapılmadı. Eri vuran kurşunyüzde 100 Erdal'ın tabancasından çıktı diye bir şey yok dosyada. Çünküincelenmemiş. Provokasyon olabilir En önemlisi; Erdal Eren girdiği bir evin bahçesinde sinmiş bir yere.Askerler geliyor. Elinde de kendi tabancası var, gelişi güzel ateşetmiş. Diyelim ki gelen askerleri hedef gözeterek ateş etti. Üzerinegelen askerlerden biri öldüğüne göre göğsünden yara alması lazım.Halbuki vurulan asker sırtından vurulmuş. Bu durumu Avukat NiyaziAğırnas duruşmada söyledi ve 'bir provokasyon olabilir' dedi. Benimvicdani kanaatim provokasyon vardır ya da yoktur diyemem ama yüzde 100Erdal'ın tabancasıyla vurulduğuna dair kesin delil yoktu. O nedenleben iki defa kanaatı bozdurdum. Benim görüşüm doğrultusunda Yargıtay3. Dairesi ama Daireler Kurulu da 2 muhalif üyeye karşı onadı. Kemik ölçümü yapılmadı Erdal Eren'in yaşı tutmuyordu, 18 yaşında değildi. Rontgen çektiripkemik kalınlıklarına göre bir rapor hazırladılar ve 18 yaşındadediler. Onun inandırıcı olduğunu sanmıyorum. Adli Tıp'ta adamrontgeni çekiyor ve yaşı 18 diyor. Tarafsız mıdır? Nereden bileceğim oortamda. Hafifletici neden gözetilmedi Çocuk "Ben eğer askerlere karşı hareket etmiş olsaydım. Hepsi benimatış menzilim içimde. Paniğe kapıldım ateş ettim" diyor. Bir sürüinsan geliyor ama o ateş etmeyi durdurmuş. Bütün ifadelerinde "Benimbu eylemimden dolayı Zekeriya Önge ölmüşse, buna ben neden olmuşsamçok üzüntü duyuyorum" diyor. Her noktada, her duruşmada söylüyor bunu.Bu üzüntü ifadesi yargılama esnasında takdiri hafifletici sebeptir. 'Emirle hakimlik olmaz' 12 Eylül 1980'de Kenan Evren ve Kuvvet Komutanları'nın yönetimde işbaşına gelmesiyle anayasa yürürlükten kaldırıldı. Biz YargıtayMahkemesi olarak anayasaya göre kurulmuş kuruluşlarız. Anayasa ortadankalktığına göre işlevimiz kalmadı. Asker yönetime el koyduktan sonraistifaları ve emeklilikleri durdurdu. 12 Eylül harekatınıbeğenmeyenler ayrılıp gidebilirdi. Buna mani olundu. 1981 Ağustos'unda ayrılmak isteyenler için 15 günlük bir süre tanıdılar. Ben ve 17arkadaşım ayrıldık. Benim yaş haddime 8 sene vardı ama erken emeklilikistedim. Anayasa olmadığı için emre göre görev yapmam gerekiyordu. Onuda ben kabul edemezdim Atatürk'ün okullarında yetişmiş bir aydınolarak. İsteğe göre karar vermek durumundasın demektir o zaman.Anayasa yoksa, garantin de yok demektir. Eğer emre göre karar vermekistemiyorsan yapılacak olan iş ayrılmaktır. Emirle hakimlik olmaz.Açıktan kimse emir vermedi. Ama hissediyorsun, rahat olmuyorsun kararverirken. Evren incelese idam ettirmezdi Askeri Yargıtay Daireler Kurulu'nun 2'ye 13 oyla "idam edilsin"kararını Kenan Evren'in başkanlık ettiği 5 kişilik Konsey de onayladı.Eğer Konsey, kararı bir hukukçuya dikkatlice tetkik ettirseydi, ikiüye neden muhalif kalmış. "Doğru mu yanlış mı yapıyoruz" diyeincelettirselerdi "İdam ettirmeyelim" diyebilirlerdi. Bu yapılmadı. Ohengamede çala kalem gitti. İdam edildiğinde çok üzüldüm. Bence haksızyere idam edildi. 12 Eylül bilançosu (Adalet Bakanlığı verilerine göre) İdam edilenlerin sayısı: 50 Kuşkulu ölümlerin sayısı: 144 İşkecede ölenlerin sayısı: 171 Vatandaşlıktan çıkarılanlar: 14 bin Gökalp EREN (Erdal Eren'in amcasının oğlu) Adli Tıp tiyatro oynadı İdam sürecinin başlangıçı dönemin başbakanı Demirel'in "Bu olayınfailleri TCK'nın en ağır hükümlerince cezalandırılacaktır " lafıdır.Cuntacılar bunun gereğini yaparak Erdal Eren'i darağacına gönderdi.Erdal mahkeme süresince "Korktuğum için değil, doğrusu bu olduğu içinsöylüyorum" dedi. Cinayete uygun bir Adli Tıp Heyeti oluşturuldu veburada adli tıp uzmanı bile bulunmuyordu. Nihat TOKTAY (Erdal Eren'in avukatı) Otopsiler tam tersiydi Otopside kurşun giriş deliği etrafında yanık halesinin olduğuyazılıydı. Bunun anlamı yakından atış yapıldığı, yani 10 santim ilebir metre arası demektir. Ancak Eren'in en yakın askere uzaklığı 12.5metreydi. Yine, kurşun askerin sırtından giriyor ve aşağıdan yukarıyol izliyor, göğsünden çıkartıyorlar. Yani atışı yapanın Önge'denaşağıda olması gerekiyor. Ancak Erdal'ın konumu en az 2 metre 30santim Önge'den yukarıda, yani kurşunun yukarıdan aşağıya girmesigerekiyor. --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~Bu yazi pir sultan abdal net den alınmıstır.