MALUMUN İLANI HAKKINDA BİR İLETİ

Sadık
Sadık's picture

Merhaba

Bu gün aldığım bir iletiyi paylaşmak istedim.
Bana 4. tur dağıtımda ulaştı bu yazı.
Bilgi ve arşiv olması bakımından önemli olabilir.

Hoşçakalın.

Y.Sadık YILMAZTÜRK

DÖNEKLİK YÜZSÜZLÜK

Çok dikkatli okuyunuz lütfen..!!!!!!!!!

MSÜ'nde grubundan bankacı bir grup arkadaşıma gelen maili ben de size
gönderiyorum. Sevgiler Jülide

________________________________

İsrail’de staj yapan bir arkadaşımın mailini aynen aktarıyorum. İsmini vermemi istemedi.

Amacım hiç kimseyi gaza getirmek filan değil. Sadece yeni şahit olduğum bir olay hakkında size bir şeyler anlatmak istedim.

Interdisciplinary Çenter Herzliya diye bir kolej var İsrail’in Herzliya kentinde. IDC Hertzeliyya diye de geçer. Bu kurumda 25 Temmuz 2007 Çarşamba günü saat 17.45'te bir panel vardı konusu da "Türkiye Seçimleri’nden Sonra Orta Doğu". Panelin konuşmacıları ise oldukça bilinen isimler: Sabah gazetesi yazarı Prof. Soli Ozel ve hepimizin tanıdığı Cengiz Çandar. Hani AKP fanatiği olan, dönek kelimesinin sözlük anlamı.

Açılış konuşmasını Dr. Alon Liel yaptı. Konuşmasında Cengiz Candar'in dönekliğine değindi bol bol. Eskiden El Fetih'e destek vermeye Filistin'e gelen ve Arafat'a yağlar çeken Cengiz Candar'in geçirdiği değişimi anlattı, izleyiciler de keyifle güldüler. Cengiz Candar o eski günler hatırlatıldığında istifini hiç bozmadı nedense.

Konu Türkiye secimi olunca, konuşmalar AKP'nin zaferi ile ilgiliydi. Cengiz Çandar AKP'ye yağ çekme seansını oldukça uzun tuttu, tabii dozunu da -her zamanki gibi- kaçırdı. AKP'yi Türkiye'nin en demokratik partisi olarak lanse eden Candar, izleyici kitlesine "Türkiye'ye AK ve kara dayatıldı, Türkiye AK'i seçti. Zaten Türkce'de AK, temiz anlamını da içeren beyaz demek" seklinde saçmaladı. AKP'nin merkez parti olduğunu söyledi İslamcılık iddialarını tamamen reddetti, AKP'nin kazandığı oyu
asker karşıtlığı sayesinde aldığını söyledi. Mahalle mahalle dağıtılan çuval çuval erzaktan, kömürden ve paradan hiç bahsetmedi. AKP'yi öyle bir anlattı ki, -ben hariç- izleyiciler alkışladı. Konuşma sırası Soli Ozel'deydi.

Soli Ozel de AKP'nin başarısının nedenlerini kendi çapında anlattı, tabii Cengiz Candar kadar AKP yalakası olmasa da elinden geldiğince yağ çekti AKP'ye. Hatta "Ben de AKP'ye oy verebilirdim" dedi ve AKP'yi övebildiği kadar övdü.

Buraya kadar klasik AKP propagandası olduğu için izleyici hiçbir şey anlamadan alkışladı durdu. İsin kötüsü, Türkiye Cumhuriyeti'nin büyükelçisi Sayın Namık Tan da oradaydı. Sesini çıkarmadan, tepki vermeden izledi konuşmaları. Ara verildiğinde kendisiyle tanışmaya gittim ve "Ben konuşmalara katılmıyorum, niye tek taraflı?" gibisinden sordum, kendisi cevap vermekten kaçındı.

İkinci yari korkunçtu. Secim sonuçlarının Orta Doğu’ya etkisinden bahsedeceklerdi sözüm ona. Konuşmacı Dr. Alon Liel "Türkiye'de Kemalizm din haline getirildi, Kemalizm'i reforme edebilecek tek politikacı Recep Tayyip Erdoğan’dır" dedi. Sonra kalkıp "Türkiye'nin bir tane Mustafa Kemal Atatürk'ü var; ama ayni Türkiye'nin bir tane Recep Tayyip Erdoğan’ı var. Bu bir devrimdir ..." diyerek Atatürk'le RTE kişisini ayni cümlede kullanıp kıyaslayacak kadar haddini bilmezleşti. Çankaya Köşkü için de şunları söyledi Alon Liel: "Recep Tayyip Erdoğan "esi başörtülü" birini Çankaya’ya çıkaracağına, "esinin bası acık ama kendisine sadik" birini çıkartır, böylece geçirmek istediği yasaları daha kolay geçirir" dedi.

Sonra ağzındaki baklaları teker teker çıkarmaya başladı ... DPT’lilerin Meclis'e girmesi çok önemliymiş, Kürt Sorunu'nun çözümünde bir ilk yaşanacakmış, Amerika’nın Irak'tan çekilmesi ancak bir "Kürt Devleti" kurulmasıyla mümkün olabilirmiş; ama ona da Türk ordusu yanaşmıyormuş. AKP'nin Avrupa Birliği uyum reformları sayesinde asker zayıflatılmış; askerin daha da zayıflatılması sayesinde bölgede bir "Kürdistan" kurulmalıymış. Bu yüzden AKP'nin seçimleri kazanması çok önemliymiş.

Konuşmasında "PKK fighters" ifadesini ağzına alan Alon Liel, Kürdistan’ın Türkiye ile Orta Doğu arasında "laik" bir tampon olacağını söyledi. İzleyici de -her zamanki gibi- bilip bilmeden alkışladı. Zaman zaman Namık Tan’ın yüzündeki bozulma göze çarpıyordu... Kendisi daha sonra, "seminerin bitiminden önce" salondan ayrıldı.

Son kısımda tabii sorular bir bir gelmeye başladı. Gelen ilk soru Cengiz Çandar ve Soli Ozel'e yönelikti. "PKK 35.000 insani öldürdü, bu katillere savaşçı demek ne kadar doğru" gibi bir soruydu. Tabii Cengiz Çandar "Efendim öldürülenlerin 35.000'i bulduğu yok, bunların zaten 25.000'i piikeykey faytir" demesin mi bozuk İngilizcesiyle.

Ayni Cengiz Candar "Dünyanın neresinde din eksenli bir parti merkez parti oluyor, bunun bir örneğini verir misiniz?" sorusuna Müslim Brotherhood yanıtını verdi, su bildiğimiz Müslüman Kardeşler.

Alon Liel AKP'nin HAMAS'i Türkiye'ye davet etmesinden de bir hayli memnun. Anlatırken ağzı kulaklarına varıyordu. AKP'ye övgüler yağdırıyor, Recep Tayyip Erdoğan’ın Orta Doğu’daki sorunları George W. Bush'tan "daha iyi çözeceğini" ortaya atarak geçirdiğim sinir krizini mide ağrılarına çeviriyordu.

Çıkışta Soli Ozel'le Yahudi asilli Türkler sohbet ederlerken kulak misafiri oldum. 'PKK’lılara nasıl savaşçı derler, nasıl itiraz etmezsiniz' diyenlere Soli Ozel "Her savasın iki tarafı vardır bu savasın da tarafları Türk askeri ve PKK’lılar" dedi, hem de Türkçe. Yani terörist kelimesi seminer boyunca bir kez geçti, o da bir sorunun içinde.
Necmettin Erbakan’ı günahım kadar sevmem; ancak secim öncesi yorumlarını
hatırlıyorum ... "AKP'ye verilen her oy Yahudi'lere gider, Siyonizm'e hizmet
eder" diyordu. İsrail’in yetkili ağızlarının AKP'yi bu kadar çok sevmesine
ne demeli pekiyi?

Daha başka durumlar da ortaya cıktı. Bu seminerin yapıldığı IDC Herzliya'nin
iletişim fakültesini bilin bakalım hangi hayırsever işadamı yapmış? Doğru tahmin, Sami Ofer. Burada Sammy Ofer olarak tanınıyor. Bildiğiniz mafya. Her tarakta bezi var, girip çıkmadığı yer yok. Kemal Unakıtan'ın da yakin dostu. Dolaylı olarak Kürt devletini acaba Ofer Brotherhood mu finanse ediyor? Yok canim, o kadar paranoya ne gerek var :)

Nerden uyduruyorsunuz bu "asilsiz" iddiaları :)

Cumhuriyet gazetesi "Tehlikenin farkında misiniz?" diye soruyordu. Aslında soru "Basımıza örülen çorabın farkında mısınız?" seklinde olmalıydı. Basımıza 340 küsur sandalye büyüklüğünde bir çorap örüldü, bakalım nasıl çıkaracağız bu her tarafı pis kokan Amerikan çorabını.

Soli Özel : Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi. İstanbul'da 1975 yılında Robert Koleji, Amerika Birleşik Devletleri'nde 1980 yılında Bennington College Ekonomi'den ve 1983 yılında Johns Hopkins Üniversitesi Uluslararası İlişkilerden Master dalında mezun oldu. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) tarafından yayımlanan hukuk ve uluslararası ilişkiler konulu bilimsel UHP (dergi) dergisinde ve Sabah Gazetesinde uluslararası ilişkiler hakkında yazılar yazmaktadır.