son celladın kahpeliği

Cemal Rusan
Cemal Rusan's picture

Düşünce gücünden korkma, fiziki yok etme, kültürel soykırım yapma, jenositler geliştirme, öldürecek kadar vahşileşme cellatların icadıdır. Ondandır ki, cellatların icadı zulme devamlı meşruluk kazandırılır. Bunu da bin bir maskeyle, her türlü fahiş yöntemlerle kendini allayıp pullayarak yapmak cellatların işidir. Bu yüzdendir ki devletler tarihin hükmüne soyunduğundan beri cellatlıkları da at başı yürür.

Zannedilir ki devlet yaşatandır. Tam aksine o ölüm, kan, alın teri üzerinde kendini yaşatan ölüm makinesidir.

Ordular kimin adına kurulur? Tabii ki devletler adına. Tarihte böyle yazmaz mı? Savaşlar kimin adına veriliyor? Devletler adına. Devletin katlettikleri kimler? Halklardır. Komplolar, idamlar, zehirlendirmeler, kelle uçurmalar, insan kelelerinden tepeler yapma, işkenceler ve atom bombasını kullanacak düzeydeki çılgınlıklar, kimler adına yapılır? Tabii ki devlet adına. Kültür kırımları ve asimilasyonlar, insan, doğa ve evreni imha etme yöntemleri kimler adına geliştiriliyor? Tabii ki yine devletler adına.

Çıkardığı bir yasayla 17 kardeşini boğduran Fatih Sultan Mehmet bu çılgınlığı kimin adına yaptı? O da devlet adına yaptı.

TC Genelkurmay Başkanlığı odaklı örgütlendirilen cinayet örgütleri olan faşist, ırkçı, kafatasçı Vatansever Kuvvetler Güç Birliği, Türk Toplumcu Budun Derneği, Kuvayi Milliye Dernekleri ve Türk El Birliği Dernekleri kimin adına kuruluyor? Kuşkusuz yine de devlet adına. Hepsi neye karşı kurulmuş? Kürt halkına karşı kurulmuş. Ne için kurulmuş, Kürt halkını soy kırımdan geçirmek için kurulmuş. Bu derneklerin gidip ABD ile savaşacağını zannedecek kadar akıl yoksunu değiliz. Durum bu kadar apaçık ortadayken tüm hakikatleri, tüm açıklığıyla yazan bir Türk aydını var mı? Tabii ki yok! Sadece korkakça dolaylı yazanlar dışında bir hışşşt sesi de yok.

Türk ordusunun kutsallığını ikide bir ayet gibi okuyanlar, ordunun önünde el pençe durup r0;paşam, komutanımr1; diyen kalemler, diller.

Kalemleriyle ırkçılığın kılıcını çekenler. Sözleriyle, mimikleriyle TVr17;lerde kızara kızara, halkların gözlerinin içine baka baka yalanlar dizerek, yalan düzenine kendini peşkeş çekerek, ruhunu ve vicdanını satanlar, hatta gittikçe soytarılaşan Türk medya mensupları.

Ey onurlu insan! Bunları gördükçe, Kürt, Türk ve diğer halkların soy kırımına yemin içenleri gördükçe direnmenin dışında bir yaşam seçeneğini seçmek her gün ölüm değil de nedir?

Hallac-ı Mansurlar, Ebu Müslüm Horasaniler, Nesimiler, Şeyh Bedrettinler ve Hz. Alir17;ler katledilirken ağıt yakmak onları kurtardı mı ki? Şimdi de Kürdistan Demokratik Konfederalizm Önderi Abdullah Öcalan zehirlendirilirken diğer önderleri kurtarmayanlarınkine benzer bir davranışta mı bulunacaksın? Çıkarılan ders yeterli değil midir?

Ahlaki, vicdani ve insani sorumluluğun farkındaysan başka dersleri öğrenecek zamana ve hiçbir ana ihtiyacın yok! Yaşamın boyunca suçluluğun ağırlığı altında, yerin dibine çökmek istemiyorsan hareketlenmen gerekiyor. Sende biliyorsun, çare senin duygulu yüreğin ve aydınlık beynindir.

Unutma ki, sen Aryenlerden bu saflığı, dürüstlüğü ve adanmışlığı almışsın! Senin tarihin gürül gürül eşitlik ve özgürlük tarihidir. Bir nüvelik insanlıkta varsa o tarihtedir. Çünkü o tarihte bir çocuğun saflığı vardır. Hiçbir insanlık suçuna yer vermişliği de yoktur. Sayın Öcalan ve PKKr17;de o tarihi soyluluğu tekrar günümüzün gelişmiş düşünce gücüyle birleştirmenin ta kendisidir. Bu mücadelenin Kürt halkının şahsında, başta Türk halkı olmak üzere tüm halklar adına verildiğini bilesin! Bil ki bu hakikatler gün ışığı gibi ortadayken devlete oynayanlar, onun kutsallığına inananlar ya bir cellattırlar, ya da adım adım cellatlığa koştuklarını bilmeyecek kadar gaflettedirler.

Bil ki Kürt halkı uygarlığa beşiklik ederken asla cellatlığa rağbet göstermedi. Uygarlığın tüm yaratımlarını yaratırken kendi icadı, özgürlük, eşitlik ve demokratik komünal değerlerine ihanet edecek düzeyde bir düşünce ve duygunun dibine çökemezdi. Cellatların cehennem karanlığını değil düşünmek, böyle bir düşüncenin esamesine bile yer vermezdi. Yarattığı değerlere ters düşmenin kendisi olmaktan çıktığını bilirdi. Ve hiç mi hiç uygarlığın, hırsız ve nankör, hoyrat çocuklarına öykünmedi. Analık rolünü hep sürdürdü.

Günümüzde insanlığın ölümüne ferman çıkaracak kadar soysuzlaşan, parazitleşen küresel sermayenin çılgınlaştırdığı bireyin özüne tekrar dönüşünün isyanını başlatan ve bunun kavgasını veren Kürt Halk Önderi Öcalan zehirlendirilirken, öfkelenmek ve baş kaldırmak dışında bir alternatifimiz olamaz !

Seni sen yapan insanı düşün. Elini kolunu bağlayarak bağdaş mı kuracaksın? Kuşatılmışlığın korku labirentine mi gireceksin? Son cellata boynunu mu uzatacaksın? Düşlerini, umutlarını mezara mı götüreceksin?

Hani özgürlük sevdan vardı, hani yarınların vardı? Bir daha, bir daha yeni umutları mı bekleyeceksin? Bil ki ömrün buna yetmeyecek! Bak umutlar yakın! Durum bu kadar apaçık iken neden daha muhteşem bir kavgaya bilenmiyorsun? Önüne, arkana, sağına, soluna bak! Seni bekleyen ya gerçek özgürlüktür ya hiç! Özgürlük güneşi olmazsa, kör karanlıklardan, nice dipsiz kuyulardan nasıl çıkacaksın? Bir düşünki milyonların önünde özgürlük güneşi sesleniyor! Ve sende o milyonların içindesin. O günü hayal ederken, bu hayalini yok etmeye çalışan cellatlara karşı kör, sağır ve hiçsizleşecek misin? Hani sen Kürttün, hani sen Türktün, hani sen Araptın, hani sen Çerkezdin, hani sen bil cümle insandın. Kahpece bir zehirlendirme olayı ortadayken kendine böyleyim diyebilir misin? Yüreğinde fırtınalar eserken, beynin atom gibi patlama aşamasındayken hüzünlere mi bürüneceksin. Duygu selinin önüne bentler mi dikeceksin?

Hani hepimizin hayalleri vardı! Biz şimdi o hayallerimizle baş başayız. Çocukluk, gençlik, olgunluk dönemlerimizdeki hayallerimizle baş başayız. Hepimizin hayalleri dağlarda değil miydi? Şimdi özgürlük dağları hayallerimizin gerçeği oldu. Bilesin ki, ölümde, yaşamda dağlarda kutsaldır. Geçmişin, bu günün, umudun, özgürlüğün ütopyası yine de dağlardır.

Dersim Seyit Rızar17;larla dağlara yaslandı. Amed, Çevlik Şeyh Saitr17;lerle dağlara yaslandı. Agiri Van İhsan Nurir17;lerle dağlara yaslandı. Cizire Botan Bedirxan Beylerle dağlara yaslandı. Şeyh Ubeydullah, Sımkolar, Kazi Muhammedler, Dr. Kasımlor17;lar dağlara yaslandı.

Onun içindir ki atalarımız dememiş mi ki, r0;Nerede bir dağ varsa, o dağ Kürdündürr1;. Bunları bilesin! Ve yürüyesin dağlara! Yürüme gücünü kendinde göremiyorsan, bulunduğun yerde kendin dağ olabilirsin! Bil ki dağlar yıkılmaz, sarsılmaz. Dim dik meydan okur. Karıyla, taşıyla, ağacıyla, vadisiyle. Unutma sende baş kaldırdıkça bir dağsın! Bu gün, yarın geç olabilir, hemen şimdi! Ya bulunduğun yerde diren ya da dağlara yürü! Bu Mazlumların meşru hakkıdır. Evrensel ve kutsal bir direnme hakkıdır. Yoksa lanetlik duruma, suçlu duruma düşeceğini bilesin.

Amed, Dersim, Koçgiri, Çevlik, Êlih, Riha, Dilok, Van, Cizira Botan, Behdinan, Soran, Afrin, Derikê Hemko, Kirmanşah, Sine, Urmiye, Hewler, Kerkük, umudun mekanları, soy kırımcılar kılıcını çekmeden hareketlenin. Dünyanın dört bir yanına savrulan Kürt diren.

Ya sen özgürlük tutkusuyla direndikçe özgürleşeceksin, ya da son cellata teslim olacaksın!

Cemal Rusan





derdimend
derdimend's picture

?...