Şiirler Yazılar Yazalım

güldenterazi
güldenterazi's picture

Amca birazcık sevgi tartsana bana
Hani anneleri mutlu edeninden,
Babaları üzmeyeninden
Amca birazcık sevgi tartsana

Bakma öyle gözlerime!
Şu çocukların ağlamadığı günden, kalma
Savaşların, olmadığından olsun
Hadi amca, birazcık sevgi

Elma şekerlerini koy arasına
Sonra, kirlenmemeş sevgileri, çocukların umutlarını
Ve bir dünya aç, üzüntünün olmadığı
Birazcık azıcık sevgi amca

İçinde hayalleri kırılmış insanlar olmasın,
Denizlerin maviliğini, bulutların tozpembeliğini
Ve kaybedilmemeş değerleri
Güzel ne varsa, ne kalmışsa koy arasına

Sakın unutma şehitleri, gazileri
Yetim kalmış bebeleri
Riyasız düşünceleri, gül beyaz gülüşleri
Anlasana amca, sevgi, hepimizin bildiği

Işıl ışıl yıldızları serpiştir arasına
Mevlana’yı, Osman Bey Gazi’yi, Fatih’i
Daha bilmediğim nicelerini
İnsanı, insan gibi sevenleri; onların sevgisini amca

Korkma paramda var amca
İnanmazsan bak, üç günlük harçlığım burda
İnandığım hayalim, saf gülüşüm yanında
Bir dirhem sevgi katın hayata, ne olur amca

Birazcık sevgi amca
Bilmiyorum deme sakın bana
Ne kaldı ki kandan başka
Birazcık sevgi katın da inat olsun şu Dünyaya!

(Alíntí)





Sadık
Sadık's picture

"Birazcık sevgi katın da
inat olsun şu Dünyaya!"

Çıkarları için Dünyayı kana boyayan, insanları çocuk, kadın, erkek demeden ezip geçenlere inat;
Hayata sevgi katalım hep beraber...





Canan
Canan's picture

İNADINA İNADINA

Bir umuttur yaşamak bir
Seveceksin inadına
Yüreğin kan ağlasa da güleceksin inadına

Zindanlara düşsen bile
Ateşlerde sönsen bile
Binlerce kez ölsen bile
Doğacaksın inadına

İnadına inadına seveceksin inadına
Bir gün sende konacaksın mutluluğun kanadına...

Onur AKIN

Sevgide inat etmek...Her şeyin aşırısı zarar ancak sevgiye sınır yok.

"Nefsim elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz ve birbirinizi sevmedikçe iman etmiş sayılmazsınız. Yaptığınızda birbirinizi seveceğiniz bir şey göstereyim mi? Aranızda selamı yayın." (Hz. Muhammed)

--





güldenterazi
güldenterazi's picture

KERBELÂ UZAK DEĞİL

"pîr sultan'ım eydür yezitler gamda
horasan erleri urum'da şam'da
biz de mihman olduk bir ayn-i cemde
doyup kanamadık hallerinize

nezaman boynuma gitse elim
büyür kerbelâ'm
nezaman kana değse gözlerim
kerbelâ'da bir akşam

bir uzun havadır munzur
mor bir katar gibi düzülüp gider
saz çalar akşamları pîr sultan göçmenleri
gönlümün terazisi bozulup gider
koca fırat vura vura başını
hey fırat
fırat fırat
benim anam döve döve döşünü
kerbelâ uzak değil
ağlama sen

ben de silah çattım munzur eteklerinde
yıldızlara uludum yalnızlığın fıratçasından
gözleri nasıl da gözlerimdi hoooooy
ağrıda benden öte
bir munzur
bir fırat
ve bir gelincik
üçü de erzincanlı
üçü de üçgüzeller
gibi şuramda
ben de kulaç attım dedemlik tosbağalarla
kıyıları gelincikli fırat'ta
fırat fırat
hey fırat
insan nasıl allahsarmış gördüm o yalnızlığı
yaşadım allahsamayı bütün boyutlarıyla
kerbelâ uzak değil
ağlama sen

uzak geldim
seferberlik seferberlik çığrışır ayaklarım
başımdır dolaşır elden ele hergün şam'larda
yüreğimdir her seher bir ak güvercin
bu kaçıncı yezit
dostlar
bu kaçıncı muharrem
ben gözüme sürme değil kerbelâ çektim
ağlama sen
'ağlama gözlerim mevlâ kerimdir'
ben bilirim o mevlâyı
mevlâ bizimdir
taze karpuz kokusu
bu benim kanım
dostlar, yüzleriniz neden böyle kuytu gülleri
yüzleriniz bir avuç su
a dostlar
fırat fırat
hey fırat
neyleyim ben suyunu
yangınım kaç bin fırat
çilem kaç bin cehennem
hergünüm bir kerbelâ

bakın hele
bakın şu soyukahpelilere
sabahın seherini haram etmişler bana
kaygulu geceleri vatan etmişler bana
fırat fırat
hey fırat
fırat'ı, dost fırat'ı
düşman etmişler bana
nezaman bir ak güvercin konsa dalıma
ak boynundan kanlar sızsa boynuma
nezaman tuza batsam fırat kıyılarında
yezitler doldursa akşamlarımı
dolaşır kesik başım şam'larda
ürkerim büyük tutsaklığımdan

yavrum, mazlum bakışlım, niye akşamız
niye böyle
binicisiz at gibi
göçün ucu saplandı karanlığa
göçün ardı görünürde yok
kim geçmiş bu dağlar kargaşasını
kar kokmuş güneş kokmuş türküsü kimin
kim dökülmüş kızılırmak'lara binlerle

bakarım biryanıma
derim yüzülür
bakarım biryanıma
etim kıyılır
sallanır ak bedenim yağmurda yaşta
urganı boynunda dedem görünür
tutuşmuş ali kuzularının ak çadırları
aşar gelir çığlıkları anacıkların
adımın arkasında
taptaze yaram görünür

kerbelâ aşkım benim
umudum öfkem açlığım
kalabalık yalnızlığım
çocuk saflığım benim
fırat fırat
hey fırat
muhanete muhtaçlığım
kerbelâ benim

onlar hep yezit'tiler
ben hep hüseyin
onlar çöle akar gibi akıp gittiler
ben geldim buralara
fıratlaşarak
kerbelâ uzak değil
kerbelâ uzak değil
ben bilirim bu kavgayı
ağlama sen

Hasan Hüseyin





güldenterazi
güldenterazi's picture

MECMAÜL BAHREYN

Der ki Musa
Yanındaki genç adama:
Uzun sürse de yürüyüş
Varacağız
Denizlerin kavşağına…
İki denizin birleştiği nokta
Son verecek arayışıma…

Yol uzun
Yolcu yorgun…
Bir işaret!
Bir mucize!
Bir ses!

Bir nefes!
Bir nefes olsa gerek
Yaşamaya neden olacak
Tek gerçek…

Sığınırım kendime
En kanlı kavgamı ederken “ben”le…
Gölgeler düşer dört yanıma,
Rüzgâr eker, fırtına biçer yüreğim,
Açılıp kapanır.
Açılıp kapanır
Benimkinden başka
Tüm ağızlar…

Susarım…
Büyütürüm kendimi
Kendi rahmimde…
Büzüşür kalırım
Bekleyişlerde.
Yıldızlı gökler altında
Yalnızlığımı takmışken koluma
Uzun yürüyüşlerime
Eşlik eder gölgeler…

Elinde asa,
Haydi Musa!
Hakikat ilmini yaysana…

Kanatları kırık kuşlar uçururum
Gök/yüzlerine
Yüzleri ışık keser
Tepeden tırnağa…
Tepeden tırnağa –sadece-
İnsanım oysa.

Yolculuk fevkalade meşakkatli…

Unuttuğum yerdedir
Birbirine karışan iki deniz.
Ve
Yürüyüşlerime katık ettiğim bilgelik.

Delilik,
Anaforda…
Haydi alarga!

Hızır der ki:
Senin sabredemediğin işlerin
Hikmeti bunda gizli idi…

Buldum Musa,
Tüm gerçek
Delilikle bilgelik arasında…

şeyda ışık... ide damgalı şiirler





merdan
merdan's picture

ÖZLEMEDİM SENİ

Hiç özlemedim seni
Özlemek dostluktandır
dostluğundan öte bulmalıyım seni

Sıcaklığını bulmalıyım
dokunuşlarını, kenetlenişi
Terimizle sulanmalı yeryüzü
güneş terimizle ışıldamalı sabah olunca

Apansız fırtınalar çıkmalı
sarsılmalıyım

Özlemek
yanında olmak isteğidir
gülüşünü görmek biraz da
Hiç özlemedim seni

Saçlarına gül takmam
bir ırmak gibi akıtırım ovaya
soluğunla yanar
dudaklarımın bozkırı

Akkor halindeki ufuk
bakır bir tel gibi eriyip gider
kraterler ortasında kalırım

Toprak yarılır birden
su kirlenir

Ürpertir bu coğrafya
bu serüven
ikimizi bir anda
yaşadığımı duyarım

Hiç özlemedim seni
Özlemek dostluktandır
dostluğundan öte bulmalıyım seni

AHMET TELLİ

--

salı pazarını toplarlarken yere dökülmüş soğanlar gözlerimi acıttı





sait.368
sait.368's picture

SESSİZ GEMİ

Artık demir alma günü gelmişse zamandan,

Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Bîçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayâtın ne de son mâtemidir bu!

Dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler;

Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Yahya Kemal BEYATLI

------------

--

.....İmpossible İs Nothing!...





sinem
sinem's picture

●•ҳ̸Ҳ̸ҳ•» SiNeM «•ҳ̸Ҳ̸ҳ•●
bak şu bebelerin güzelliğine
kaşı destan
gözü destan
elleri kan içinde

kör olasın demiyorum
kör olma da
gör beni

damda birlikte yatmışız
öküzü hoşça tutmuşuz
koyun değil şu dağlarda
san kendimizi gütmüşüz
hor baktık mı karıncaya
kırdık mı kanadını serçenin
vurduk mu karacanın yavrulusunu
ya nasıl kıyarız insana

sen olmasan öldürmek ne
çürümek ne zindanlarda
özlem ne ayrılık ne
yokluk ne yoksulluk ne
ilenmek ne dilenmek ne
işsiz güçsüz dolanmak ne
gün gün ile barışmalı
kardeş kardeş duruşmalı
koklaşmalı söyleşmeli
korka korka yaşamak ne

kahrolasın demiyorum
kahrolma da
gör beni

kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne

ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne

ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu

kör olsanı demiyorum
kör olma da
gör beni

Hasan Hüseyin

--

ღ°•.♥.•°ღ ♥ღ°•.♥.•°ღ ♥ღ°•.♥.•°ღ ♥ღ°•.♥.•°ღ ♥





güldenterazi
güldenterazi's picture

Barış, Dostluk ve Kardeşlik...

Barışı anlatmalı sana Çocuk
Yazmalı bugünden yarınlara
« Bir zamanlar bir dünya varmış
Barış için savaşılan
Savaştıkca barışa kan ağlatan » diye…

Dostluğu anlatmalı sana Çocuk
Barış olmadan yaşayamayan
Altında dostluk olmayan gökyüzünde
Uçamayan barış güvercinlerini anlatmalı

Kardeşliği anlatmalı sana Çocuk
Tüm savaşların yok etmeye çalıştığı
“Insanlığı” anlatmalı sana
Dünya´ya barışı, dostluğu getireceğim diye
Kardeşlerini öldüren, bomba yağmuruna tutanları

Hayır, anlatmayın bana ne barışı, ne dostluğu ne böylesi kardeşliği.
Kardeşlerimi yok eden sözde barışı, dostluğu...
Anlattıkca umudumu kaybediyorum geleceğe dair
Anlatmak istiyorsanız birşeyler bana...
Nasıl umutla bakabileceğimi anlatın yarınlara
Mustafa Kemal´i anlamayanları anlatmayın bana.
Anlatacaksanız, Mustafa Kemal´i baştan anlatın bana!

güldenterazi





sükran
sükran's picture

İnsanların türküleri kendilerinden güzel,
kendilerinden umutlu,
kendilerinden kederli,
daha uzun ömürlü kendilerinden.
Sevdim insanlardan çok türkülerini.
İnsansız yaşayabildim
türküsüz hiçbir zaman.
Hiçbir zaman beni aldatmadı türküler de.
Türküleri anladım hangi dilde söylenirse söylensin.
Bu dünyada yiyip içtiklerimin,
gezip tozduklarımın,
görüp işittiklerimin,
dokunduklarımın, anladıklarımın
hiçbiri, hiçbiri,
beni bahtiyar etmedi türküler kadar...

alıntı

RüYA ; BIZ uyurken kalbimizin tuttugu bir dilek ,
ARKADAS ; Ucmayi unuttugumuzda bize kanatlarini acan bir melektir ,
HAYAL GÜCÜ ; Bizi bilmedigimiz yerlere ucuran bir rüzgardir ,
HAYAT ; Icinden ne cikacagini bilmesekte acmamiz gereken bir zarf

AÇTIĞINIZ ZARFLARDAN HEP GÜZEL ŞEYLER ÇIKMASI DİLEĞİYLE....

--

Zannetmeyin ki Gücümüz Bitti,Yorgunuz.
Zannetmeyin ki silahımız Yok, Suskunuz;
Zaman Bekliyoruz,Fırtınalar Kopacak
Fırtınalar Öncesi Hep Böyle Durgunuz Biz!
Belki Yeniden Doğamayız Ama ;
Her Batan Güneşle de Batmayız Biz





sükran
sükran's picture

Uyandım, dağlarda duman
Ovada sabahın tütsüsü

Deniz ürperiyor uzaktan
Koynunda güneşin gülü

Kanat kanat dağılsam
Unutmam kendi göğümü

Gelirsin bana sulardan
Yüzünde yosunların tülü

Yaşamak, seni seviyorum
Demenin başka türlüsü..

RüYA ; BIZ uyurken kalbimizin tuttugu bir dilek ,
ARKADAS ; Ucmayi unuttugumuzda bize kanatlarini acan bir melektir ,
HAYAL GÜCÜ ; Bizi bilmedigimiz yerlere ucuran bir rüzgardir ,
HAYAT ; Icinden ne cikacagini bilmesekte acmamiz gereken bir zarf

AÇTIĞINIZ ZARFLARDAN HEP GÜZEL ŞEYLER ÇIKMASI DİLEĞİYLE....

--

Zannetmeyin ki Gücümüz Bitti,Yorgunuz.
Zannetmeyin ki silahımız Yok, Suskunuz;
Zaman Bekliyoruz,Fırtınalar Kopacak
Fırtınalar Öncesi Hep Böyle Durgunuz Biz!
Belki Yeniden Doğamayız Ama ;
Her Batan Güneşle de Batmayız Biz





huseyinkarakoc
huseyinkarakoc's picture

Öyle Gel

Bu aşkın sırrına ereyim dersen
Önce bir ermişe sor da öyle gel
Hakkın cemalini göreyim dersen
Evvela sen seni gör de öyle gel

Hakikat ilminin sabırdır başı
Şah olsa da benlik gütmez er kişi
Sen kendi nefsinle eyle savaşı
Sadık ol sözünde dur da öyle gel

Hüdai emeğin gitmesin zaya
Bozulan süt artık tutmuyor maya
Bu aşkın yoluna gidilmez yaya
Aşk atına binip sür de öyle gel

Aşık Hüdai





merdan
merdan's picture


GİTME KAL

Batan güneşe doğru

Sürerken atımı

'Gitme kal'

Demeni bekliyorum

Ama yalnızca

Rüzgar çekiştiriyor

atkımı

AYRILIK

İki rayı gibiyiz

bir tren yolunun

yakın olması

neyi değiştirir

son istasyonun

SUNAY AKIN

--

salı pazarını toplarlarken yere dökülmüş soğanlar gözlerimi acıttı





ballantenis
ballantenis's picture

Hüseyin'e Elveda

Burası Kerbubeladır
Sıcak bir çol birkaç çadır
Çocuklar susuz ağlıyor
Analar ağıt yakıyor
Mevla Huseyn Mevla Huseyn

İşte kıyamet kopacak
Ümmet imamsız kalacak
İman etmiş yüreklerde
Şimdi bir tufan kopacak
Mevla Huseyn Mevla Huseyn

Şimdi mecnun Leylasından
Şimdi pervane şamından
Ve Zeynep can nigarından
Veda edip ayrılacak
Mevla Huseyn Mevla Huseyn

Tarihte en hazin sahne
İşte Huseyn’in vedası
Yara dolu yüreğinde
Zeyneb’in dinmez yarası
Mevla Huseyn Mevla Huseyn

Ben gidiyorum meydana
Düşman ile çarpışmaya
Ceddimin dini uğruna
Öz kanıma bulanmağa
Elvedâ Zeynep elvedâ

Bacı ben şehid olunca
Çok dövünüp de ağlama
Sabrınız çok olsun bacı
Emânet kalın Allah’a
Elvedâ Zeynep elvedâ

Zeynep bu susuz yavrular
Yavrusu ölmüş analar
Sana emanetim bacı
Yakınma çok sızlanma çok
Elvedâ Zeynep elvedâ

Acılar anası Zeynep
Hazin baktı kardeşine
Ey peygamberler vârisi
Kalbimin son tesellisi
Kardeş Huseyn kardeş Huseyn

Gücüm yok kırıldı belim
Git demeye varmaz dilim
Kardeş gitme bir daha dön
Son kez göreyim nur yüzün
Kardeş Huseyn kardeş Huseyn

Gözlerim arkandan bakar
İçim yanar yanar yanar
Gözümde yaşlar tükendi
Kalbim sızlar sızlar sızlar
Kardeş Huseyn kardeş Huseyn

Küçücük kızı Sakine
Koşarak geldi Huseyn’e
Açtı minik kollarını
Sarıldı ayaklarına
Gitme baba gitme baba

Baba ne olursun gitme
Bizleri kimsesiz etme
Götür bizi Medîne’ye
Düşmanlara esir etme
Gitme baba gitme baba

Baba bu küçücük kalbim
Ayrılığına dayanmaz
Gözlerimin yaşı baba
Bir ömür boyu kurumaz
Gitme baba gitme baba

Bütün çocuklarla baba
Söz veriyoruz biz sana
Biz artık su istemeyiz
Su deyip seni üzmeyiz
Gitme baba gitme baba

Huseyn elvedâ ediyor
Gökte melekler ağlıyor
Düşman Huseyn’i bekliyor
Zeyneb ölümden dönüyor
Eyvâh Huseyn eyvâh Huseyn

Zülcenâh’a bindi Huseyn
Susuz yola düştü Huseyn
Fırat uzaklardan bakar
Akar mahzun mahzun akar
Eyvâh Huseyn eyvâh Huseyn

Başına neler mi geldi?
Huseyn’i kimler mi kesti?
Bunları bana sormayın
Nebî ağlar Zehra ağlar
Eyvah Huseyn eyvâh Huseyn

Huseyn'e kaç ok saplandı?
Kimler elinde doğrandı?
Bunları bana sormayın
Ali ağlar Mehdî ağlar
Eyvâh Huseyn eyvâh Huseyn

Çadırları nasıl yandı?
Başı kaç diyar dolandı?
Bunları bana sormayın
Kalem ağlar kağıt ağlar
Eyvâh Huseyn eyvâh Huseyn

Kan kılıca galip oldu
Kılıçlar kanda boğuldu
Hak müstahakkını buldu
Bâtıl düştü zâil oldu

Yakında göreceklerdir
Nasıl bir inkılâp ile
Zalimler devrilecektir
Zalimler devrilecektir

Kötülük değersiz bir şey olduğu için, onu yapan da değersizdir.
Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarına bile getiremezler.

BIR MUTLULUK UGRUNA YIPRANIP GIDIYORUZ
KIMI GÜZELIM DER,KIMI ÖZELIM DER
SEVGI NE GÜZELLIK ISTER NEDE ÖZELLIK
SEVGI SADECE YÜREK ISTER!!!!!!

ballantenis ::musti::





burçin
burçin's picture

Ali\'m Ne Yatarsın - Pir Sultan Abdal Gözleyi Gözleyi Gözüm Dört Oldu

Ali’ M Ne Yatarsın Günlerin Geldi
Korular Kalmadı Kara Yurt Oldu
Ali’m Ne Yatarsın Günlerim Geldi
Sancak Gele Gele Kazova’ Ya Dikile
Münafık Başına Taşlar Döküle
Mümin Olan Da Hakka Çakile
Ali’ m Ne Yatarsın Günlerin Geldi
Kızılırmak Gibi Bendinden Boşan
Hama’ Dan Mardin’ Den Sivas’ A Döşen
Düldül Eğerlendi Zülfikar Kuşan
Ali’ m Ne Yatarsın Günlerin Geldi
Sene Tekmil Olduğunu Bildiler
Yezit Münafık Gömleğin Giydiler
Kasdeyleyüb İmamlara Kıydılar
Ali’ m Ne Yatarsın Günlerin Geldi
Abdal Pir Sultan’ Im Bu Sözüm Haktır
Vallahi Sözümün Hatası Yoktur
şimdiki Sofunun Yezidi Çoktur
Ali’ m Ne Yatarsın Günlerin Geldi





cicek
cicek's picture

* * *
Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.

18 Şubat 1945
Piraye Nâzım Hikmet





cicek
cicek's picture

Martı kadar sıcaktır yüreğim,
Bir simidin susamı kadar sana muhtaç
Sen olmazsan yanımda!
Tüm şiirlerim yarım kalacak...

Gülçiçek





cicek
cicek's picture

...hayat bize
mutlu olma şansı
vermedi sevgili
biz kendimizden
başka herkesin
üzüntüsünü üzüntümüz,
acısını acımız yaptık
çünkü. Dünyanın öbür
ucunda hiç tanımadığımız
bir insanın göz yaşı bile
içimizi parçaladı. Kedilere
ağladık, kuşların yasını tuttuk...
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat
karşısında bizi zayıf yaptı. Aslında
ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine
üzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün
hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
Yaşamak ne güzeldir be sevgili...Sevinerek,
severek, sevilerek, düşünerek... Ve o
vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın

YILMAZ GÜNEY





cicek
cicek's picture

ÇOCUKSUN SEN / I

Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte
Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum
Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için
Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa
Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan
Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada
Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen

Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.
Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil

ÇOCUKSUN SEN / II
Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm
Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
Dursam ölürüm paramparça olur dünya
Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm
Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir
Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna
Tutunabileceğim tüm umutları görmiyeyim için
Gözlerimi bağlıyorum geceyi mendil yaparak
(Gözlerim bir yerlerde daha bağlanmıştı, bunu
Unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç)
Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor
Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri
Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum
Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte
Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan
Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum
Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken
Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde
Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su
Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı
(Soluğunun elma kokması bundandı belki)
Bir elma kokusuna tutundum düşerken
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Çocuksun sen, çocuğumsun

AHMET TELLİ





ömür
ömür's picture

Gün olur, alır başımı giderim,

Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda

Şu ada senin, bu ada benim,

Yelkovan kuşlarının peşi sıra.

Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;

Çiçekler gürültüyle açar;

Gürültüyle çıkar duman topraktan.

Hele martılar, hele martılar,

Her bir tüyünde ayrı bir telaş!..

Gün olur, başıma kadar mavi;

Gün olur, başıma kadar güneş;

Gün olur, deli gibi...

Orhan Veli Kanık

--

...ömür





merdan
merdan's picture

RUBAİLER
I.RUBAİ
Dünyada akla değer veren yok madem,
Aklı az olanın parası çok madem,
Getir şu şarabı, alın aklımızı:
Belki böyle beğenir bizi el alem!

II.RUBAİ
İnsan yiyeceksiz, giyeceksiz edemez:
Bunlar için didinmene bir şey denmez.
Ondan ötesi ha olmuş, ha olmamış:
Bu güzelim ömrünü satmaya değmez.

III.RUBAİ
Neylesem bu benim iç kavgalarımla?
Pişmanlığım, kendime düşmanlığımla?
Sen bağışlasan da ben yerim kendimi:
Neylesem bu yüzkaram, bu utancımla?

IV.RUBAİ
Sevgiyle yuğrulmamışsa yüreğin
Tekkede, manastırda eremezsin.
Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada
Cennetin, cehennemin üstündesin.

V.RUBAİ
Ömür defterinden bir fal açtım gönlümce;
Halden anlar bir dost gelip falı görünce:
Ne mutlu sana, dedi; daha ne istersin:
Ay gibi bir sevgili, yıl gibi bir gece.

ÖMER HAYYAM

--

salı pazarını toplarlarken yere dökülmüş soğanlar gözlerimi acıttı





merdan
merdan's picture

ONLARIN YANİ SİZİN

Onların, yani sizin hayatınıza
Şarkılar girmiş, şarkısız edemiyorsunuz
Şarkılar yani barış, yani gökyüzü
Yani bazan burun buruna geldiğiniz köşebaşlarında
Sonra usul usul, yavaş yavaş kaybettiğiniz
Yani dost geldi gelecek, sevgili sevdi sevecek
Yani yaşamak adına, güzel düştüğü olan
Şarkılar, yani yanıldığınız...

Sizin, yani onların hayatlarına
Allahlar girmiş, Allahlardan kurtulamıyorlar
Allahlar yani çarşıda, pazarda, yani evde
Yani arabalarına taş koydukları caddelerde
Bir dilim jandarma ekmeğikürekte, kürek denizde
Yani sızlayageldiği şey öbür taraflarının
Yani gölgesinden ölümü görmüşgibi korkulan
Allahlar yani yine yanıldıkları...

CEMAL SÜREYA

--

salı pazarını toplarlarken yere dökülmüş soğanlar gözlerimi acıttı





gülsen
gülsen's picture

BİR ZAMAN YALNIZLIK

Çok eski zamanlardan
Bir şarkı deger kulaklarıma
Varolmanın kararsızlıgıyla
Mevsimlere göre değiştirilen hayatlarla
Sürgün kış günlerinde,barakalarda
Soba üstü sıcak bir ekmek tadında
Bir şarkı deger kulaklarıma.

Çok eski zamanlardan
Bir isim dokunur hayakime
Bir görünüp bir kaybolan siluetiyle
Geçmişin özlemleri gelecegin kararsızlığıyla
Ve zamana değip geçen aldırmazlığıyla
Biri isim dokunur hayalime.

Çok eski zamanlardan
Bir yalnızlık dokunur yüreğime
Rüzgar uğuldar tepelerinde şehrin
Sızar o vakit yalnızlık,duvarlarından odamın
Sessizlik başlar tüm seslere ragmen
Bir akrep olur belki,çölde gezen çagresiz
Belki bir ceylan,ürkek ve kimsesiz...
Bir yalnızlık dokunur yüregime
Çok eski zamanlardan.





merdan
merdan's picture

MAVİ GÖZLÜ DEV

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..

Nazım HİKMET

--

salı pazarını toplarlarken yere dökülmüş soğanlar gözlerimi acıttı





ezgi özkan
ezgi özkan's picture

KİMİ SEVSEM SENSİN

kimi sevsem sensin / hayret
sevgi hepsini nasıl değiştiriyor
gözleri maviyken yaprak yeşili
senin sesinle konuşuyor elbet
yarım bakışları o kadar tehlikeli
senin sigaranı senin gibi içiyor
kimi sevsem sensin / hayret
senden nedense vazgeçilemiyor

her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor

kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum

ATTİLA İLHAN

--

gönül sana nasihatım
çağrılmazsan varma gönül
seni sevmezse bir güzel
bağlanıp da durma gönül...





ezgi özkan
ezgi özkan's picture

SENİ SEVİYORDUM

Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi...

Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi

İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri

SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu

Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesten başkaydı işte...

Güldüğü zaman yukarıya bakardı;

Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...

Ne güzeldiler sen bilmiyordun...

BEN SENİ SEVİYORDUM...

Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler

Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu

Geri dönüyordu, çoğalarak

Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteleyişim oluyordun

Kalp ağrısı oluyordun,

Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,

Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,

Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk

Cesurduk...

Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller...

Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...

Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun

Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra

Yağmurlar yağdı, serin haziran akşamları

Derken bir gün uzaktan gördüm seni...

Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı

Kalbimi acıttı her zamanki gibi...

Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun

Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi...

İclal Aydın

--

gönül sana nasihatım
çağrılmazsan varma gönül
seni sevmezse bir güzel
bağlanıp da durma gönül...





ezgi özkan
ezgi özkan's picture

Siyah Gözlerine Beni de Götür

Daha dokunmadan kurudu irem
çöllere bir türlü yağamıyorum
yeni bir koşunun başlangıcında
biraz deprem sonrası
biraz şehir hülyası
bir kalp yangınından geriye kalan
siyah gözlerine beni de götür
artık bu yerlere sığamıyorum.

Pembe uçurtmalar yolladığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
sonbaharın tozlu kafeslerinde
sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor;ben kalıyorum
avareyim,asudeyim,yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında banklar üstünde
uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.

Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni de götür
baharın koynundan koparıp sana
ipek bir mendile sardığım yüreğimle
şehzade gülleri gönderiyorum
umutlar kalıyor;ben gidiyorum.

Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini
kaptanları sorgulayan
yanından geçen küheylanların
korku tufanına yakalandığı
siyah gözlerine beni de götür
güneş ülkesinden gelen yiğitler
benzeri olmayan bir dünya kursun
cellat,ayrılığın boynunu vursun.

Usul usul intizarı çürüten
bu hercai diken,bu çılgın arzu
sürüklüyor imkansız muştuların
eşiğine gönül vadilerini
bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
düşüyorum tanyerine
ya topla yaralı kırlangıçları
ya da bu vefasız şarkıyı bitir
özgürlüğe giden tutsaklar gibi
siyah gözlerine beni de götür.
Nurullah Genç

--

gönül sana nasihatım
çağrılmazsan varma gönül
seni sevmezse bir güzel
bağlanıp da durma gönül...