teşekkürler canan. çok hoş bi yazıı. güzel bir öykü. böyesi öyküler elinde varsa bizimle paylaşırsan sevinirim. bende böylesi yazılar yok ki paylaşayım. sonundaki şiir de çok güzel. teşekkürler...
- yorum yapmak için giriş yapın ya da kayıt olun
Divriği Gençlik |
|
SEÇİM SENİN...![]() Pzt, 18/02/2008 - 19:18
teşekkürler canan. çok hoş bi yazıı. güzel bir öykü. böyesi öyküler elinde varsa bizimle paylaşırsan sevinirim. bende böylesi yazılar yok ki paylaşayım. sonundaki şiir de çok güzel. teşekkürler...
|
Küçük bir kasabada yüksekçe bir tepede, çocukların pek sevdiği bilge bir ihtiyar yaşarmış. Küçük kasabanın çocukları bu sevimli ihtiyarı hem severler hem de onu derin bir saygı duyarlarmış. Onların çocukça sorularını, küçücük sorunlarını herkesten çok o ciddiye alıyormuş. Yaşlı bilge çocukların en çok hoşlandığı şeyi yapıyormuş; çocukları büyük bir merakla, derin bir ciddiyetle dinliyormuş. Onun can kulağıyla kendilerini dinlediğini gören çocuklar, bazen kendi bilmecelerini sormak, bazen de yeni bilmeceler öğrenmek için o yüksek tepeyi birkaç adımda çıkarlarmış.
Bir gün iki çocuk, yaşlı adama bilemeyeceği bir soru sormaya karar vermişler. Küçük bir kuş yakalayıp tepeye doğru yürümeye başlamışlar. Yaşlı bilgenin yanına gelince, çocuklardan biri kuşu avuçlayıp arkasına gizlemiş ve sormuş:
“Bil bakalım, elimdeki kuş canlı mı, ölü mü?”
Yaşlı adam gözünü çocukların gözlerinde gezdirmiş bir süre. Uzunca bir sessizlik olmuş… Öyle ki, çocuklar ilk defa yaşlı bilgeyi zorladıklarını düşünmeye başlayıp kurnazca tebessüm etmişler. Sonunda derin bir nefes almış yaşlı bilge ve soruyu soran çocuğa dönmüş:
“Bu sorunun cevabı senin elinde! Avucundaki kuşun canlı olduğunu söylersem, onu sıkıp öldüreceksin. Ölü olduğunu söylersem ellerini açacaksın ve kuş özgürlüğe kavuşacak.”
Sonra çocukların şaşkın bakışları arasında boşta kalan minik elini tutmuş çocuğun. Çocuk mahcubiyetle elindeki kuşu yaşlı bilgenin avuçlarına bırakmış… Yaşlı bilge birkaç kez okşadığı kuşu salıvermiş; ötelere kanat çırpan minik kuşun kanat sesleri daha havada yankılanırken konuşmasını sürdürmüş:
“Ellerinde, hayatın ve ölümün kararını tutuyorsun oğlum. Senin içinde hayata, umuda, coşkuya, özgürlüğe son vermeye yeter bir yıkım tercihi var. Senin içinde, hayattan yana, umuttan yana, özgürlükten yana olmaya yeten, bütün kuş kanatlarını özgürlüğe salan bir güzellik tercihi de var. Hayat ile ölüm arasında, iyilik ile kötülük arasında, onarmak ile yıkmak arasında bir yerdesin şimdi. Avuçlarını sıkıp bir hayatı sessizce sona erdirebileceğin gibi, avuçlarını açıp bir hayatın özgürce kanat çırpmasına da izin verebililirsin. İkisi de senin tercihindir; ikisinden birini yapmakta özgürsün…
Ancak kuşun yaşayıp yaşamayacağını benim cevabımın belirlemesine izin verirsen, iyi ile kötü tercih yapma bilgeliğini kazanmaktan vazgeçmiş olursun. Hem kötüyü tercih etme sorumsuzluğuna düşüp, iyiliği seçme sorumluluğunu üzerinden atmış olursun, hem de iyilik yönündeki tercihin sahici olmaktan çıkar. Her iki durumda da sadece kuşu sıkıp öldürmek gibi, kendi sorumluluğunu ve kişiliğini kazanma fırsatını kaçırmış olursun.
Hatırla
Özgürlük nihayet
Ülkeyi dolaştığında
Mezarımı ziyaret etmeyi unutma
Ki tanıdık yollarda yürümek
Kırılmış zincirleri görmek
Önyargının yıkıldığını
Unutulmuş ziyanları
Bağışlanmış acıları
Görmek için
Kalkabilirim belki ayağa
Ve gözlerim tam olarak gördüğünde
Tüm bunları
Dolduğunda bu görünüşlerle
Korkudan kaçma benden
Ufalanıp toz olursam eğer yeniden
Uzun süre beklenen bir rüyanın
Beni huzura davet eden
Mutluluğu olacaktır o sadece
Ülkeyi en sonunda
Özgürlük dolaştığında işte
Don MATTERA