..Hikayeler..

hatice
hatice's picture

GÜL YAPRAĞI

Uzakdoğu'da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini
aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli
olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan
açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı
geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi.
Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden
kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu.
Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki budist,
kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan
sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yabancı,
tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.
Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar
suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı.
Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz
demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir
gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı.
Gül yaprağı suyun üsünde yüzüyordu ve su taşmamıştı.
İçerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak
yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir
gül yaprağına her zaman yer vardı.





hatice
hatice's picture

BÜTÜN SERVETİNİ VERİR MİSİN?

Bir gün Avrupanın ünlü sanat merkezi kentlerinden birinde gezen çocuğun biri bir vitrinde çok hoş bir tablo görür. Tablo belliki oldukça pahalıdır.

Çocuk bu tabloyu bir sonraki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile o mağazaya gider. Şanslıdır tablo hala satılmamıştır .İçeri girer ve tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve "Abimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum. Tüm paramda bu kadar" der. Ressam bir süre düşündükten sonra resmi paketler ve resmi satar.

Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar.

Mağazada adamın arkadaşlarıda vardır ve şaşkın şaşkın sorarlar.

-Sen ne yaptın o resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar cüzi bir rakama sattın?

Adam cevap verir:

-Evet ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim. Ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi bulabilirdim.





hatice
hatice's picture

Kahve Taneleri

Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş.

"Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum" demiş.
Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı
"Olur" demiş çekine çekine.
Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış.

"Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana" demiş oğluna.
Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş...
Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına.
Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş.
Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış.
Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu.
Yemek masasında üç tabak duruyormuş.
Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir
özenle tabaklara yerleştirmiş.
Sonra oğluna dönüp sormuş: "Ne görüyorsun?" Oğlu düşünürken açıklamaya
başlamış.
"Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış.
Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış.
Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da öyleler..
Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş: "Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır.
Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini
tüketirler, eskitirler,pörsütürler.
Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler
de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar, birbirlerinden
uzaklaşırlar.
Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise,şartlar ne olursa
olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında kalırlar, kendi
kişiliklerini yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler.

Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu.
"Asıl ders bu değil!" dedi baba.
Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan
suları gösterdi.
“Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak... İkisinde de bir tat
yok " Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana
boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu. Fincanı oğluna uzattı."İçmek istersin
herhalde" dedi. Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü.
"Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da
işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici.
Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi...
Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle
davranarak hayata kendi tatlarını,kokularını ve renklerini katmayı
başarırlar."





Sadık
Sadık's picture

Merhaba

Biri birinden güzel üç hikayede hayata dair önemli noktalara değinilmiş.
Hele tüm servetini veren çocuğa karşı sanatçının gösterdiği hassasiyet...
Teşekkürler Hatice, sağolasın.

Hoşçakalın

Yaşar Sadık YILMAZTÜRK





ezgi özkan
ezgi özkan's picture

hakikaten çok güzel hikayeler. paylaşımın için teşekkür ederim. hikayeler hakkında yorum yapmaya gerek bile duymuyorum. onlar kendi dilleriyle anlatıyolar her şeyi. emeğine sağlık.

--

gönül sana nasihatım
çağrılmazsan varma gönül
seni sevmezse bir güzel
bağlanıp da durma gönül...





güldenterazi
güldenterazi's picture

Gercektende cok güzel paylasimlar Hatice. Tesekkürler...





hatice
hatice's picture

Saolun arkadaşlar.Bu arada forumda alt başlık olmadığı için başlığı hikayeler diye yazdım.Artık hikayeleri bu başlık altında yazalım istedim bence bu şekilde daha derli toplu olur.





sait.368
sait.368's picture

**-Evet ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim. Ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi bulabilirdim**

Ah bide alınınan hediyelerin etiketine bakıp sikayet etmemeyi ögrensek!!! paylaşım icin tskler alt forum konusunda arkandayım hatice yürü :))

------------
YaŞaDıGıM eN BüYüK MuTLuLuK ÇeKTiGiM eN BüYüK aCıSıN...

--

.....İmpossible İs Nothing!...





ballantenis
ballantenis's picture

PAYLASIM ICIN TES EMEGINE SAGLIK COK ANLAMMI HIKAYELER UMARIM KISI VEYA KISILER BUNLARDAN BIR NEBZEDE OLSA FAYDALANIR VE O GIZLI KELIMELERDEN KENDI PAYINA DÜSENI ALIRLAR...

TESEKKURLER

SAYGILAR





hatice
hatice's picture

Bir zamanlar dört oğlu olan bir adam varmış.. Çocuklarının çok erken karar vermemeleri ve önyargılı olmamaları için onları bu konuda eğitmek istemiş.

Böylece her birini uzak bir yerde duran Ağacın yanına gidip ona bakmalarını istemiş. . İlk oğlan Kışın gitmiş, İkincisi İlkbahar, üçüncüsü yazın
ve sonuncusu sonbaharda.

Geri döndüklerinde hepsini bir araya çağırmış ve ne gördüklerini sormuş. İlk Oğlan Ağacın çok çirkin, yaşlı ve kupkuru olduğunu söyledi. İkinci oğlan Hayır yeşillikle doluydu ve canlıydı dedi. Üçüncü oğlan başka fikirdeydi. Çiçekleri vardı ve kokusuyla görüntüsüyle o kadar muhteşemdi ki daha önce hiç böyle bir şey görmemişti.
Sonuncu Oğlan hepsinin haksız olduğunu ve ağacın meyvelerle dolu, canlı ve hayat dolu olduğunu belirtti.
Yaşlı Adam Oğullarına hepsinin haklı olduğunu söyledi. Çünkü hepsi farklı mevsimlerde ağacı görmeye gitmişti.
Onlara bir Ağacı veya bir İnsanı, kısa bir süre veya bir mevsim tanıdıktan sonra yargılayamayacaklarını anlatmaya çalıştı. Yada neye sahip olup olmadıklarını.
Gerçekleri ancak sonunda, 4 mevsimi gördükten sonra görürsünüz.
Eğer kışın vazgeçersen;İlkbaharın nimetinden olursun, yazın güzelliğinden ve sonbaharın bütünlüğünden...





başak1
başak1's picture

Hakikat'i görmek için 360 derecelik bir bakış şart olsa gerek...
Bu anlamlı paylaşımınız için çok teşekkürler.