DTP eleştirisi

DTP eleştirisi

bilindiği gibi Demokratik Toplum Partisi(DTP), seçim öncesi bir çok sol ve ilerici, demokrat,devrimci parti ve sivil toplum örgütlerinin desteğini arkasına alarak bağımsız aday taktiği ile meclise girdi.

*seçim öncesi yapılan ve büyük umut beklenen bu koalisyon şimdi resmen fiyaskoyla sonuçlanmıştır. seçim öncesi alternatif bir siyaset yapması beklenen DTP adaylarının getirdikleri çözüm önerileri sanki oraya Kürt sorununu çözmek için getirilmiş gibi bir anlayışla lağvolmuştur.

oylarının yarıya yakınını sosyalistlere borçlu olan sözkonusu parti, seçim öncesi sözlerini tutmamış ve beraberinde işçi sınıfına ihanet etmiştir.

gene seçim öncesi kendi adaylarını kalesi görünümündeki yerlerden koyup(istanbul 3. bölge,mersin,adana,bitlis,diyarbakır,mardin,siirt v.d.), sosyalist adaylara ise milletvekili çıkarılamayacak(kocaeli,ankara,izmir,manisa, aydın v.d.) uygun görülmüştür. hatta izmir de EMEP başkanı Levent Tüzel adayken dtp li seçmenlerin oy atmadığı ortaya çıkmıştır. İstanbul ikinci bölgede yaptığı bölücü tavrı ile Prof Dr. Baskın Oran ın meclise girmesi engellenmiştir. sosyalistlerin gözü kalmasın diye İstanbul 1. bölge verilmiştir.

seçim öncesi yaptıkları ile seçim sonunda ne gibi bir politika izleyeceğinin sinyallerini veren DTP, işçi sınıfı ile ilgili yasa tasarılarının çok çok önemli olduğu şu günlerde, hiçbir politika üretmemiştir. söz konusu bu yasalardan sosyal güvenlik yasa tasarı gibi gelecegimizi ne kadar ilgilendirdiği aşikar bir yasayı konuşmak gerekirken, mecliste kazandıkları söz sıralarını sürekli olarak kürt sorununa getirmektedirler. (Sırrı Sakık ın yaptığı konuşma buna iyi bir örnektir) yaptıkları mitinglerde insanları bu konuda ne kadar hassas olduklarını bile bile yeşil-sarı-kırmızı renklere bürünmüşler ve kendi kuyularını kazmışlardır. medyanın da yaptığı anti-probagandayı göz önünde bulundurmamışlar, medya tarafından PKK nin yasal kanadı ilan edilmişlerdir. yaptıkları bu yanlış politikalarla hiçbir yere varamamışlar, aksine şiddet ortamını iyden iyiye körüklemişlerdir.

türban yasasının gündeme geldiği şu dönemlerde ellerindeki şafi-kürt oy potansiyelini kaybetmemek için türbanı savunmuşlar ve kurultaylarında türbanlı sempatizanlarını ön plana çıkarmışlardır. ne kadar marxist olduğunu da yeniden tartışmaya açmışlardır.

verilen oylara ve işçi-köylü sınıfına ihanet eden bu oluşumun içinde olduğu hiç bir platforma destek vermiyorum artık.

saygılar.


Sosyalizm ihanetlere alışık bunun böyle olacağını tahmin etmen lazımdı merdan. O Bin Umut Adaylarından iş çıkmayacağını radyoda ki bi dialogumuzda söylemiştim. Sen demiştin bağımsız olana ver diye bende ondan iş çıkmaz dedim di hatırlıyosan :)

Valla verdiğim oyun hakkını elbette almadım tabi :) ama genede dogru bildiğime oy verdim :)

Güzel bir özet olmu$ Merdan. Sagol.

Saygílar

Merhaba

DTP öncülleri diyebileceğim kişilerin 1991 de meclise girdikleri zamanlardan bu günler görünmüştü bence.

O çatı altına girmenin, belki şu tartışmalı lüküs emekliliğe kavuşmak, belki bazı odaklara göz kırpmak, veya kartvizitlere yeni sıfatlar yazmak adına olması ihtimali olduğu kadar, bu sıfatın açabileceği kapılardan geçebileceklerden elde edilebilecek rant hesabının da göz önüne alınması gerekir...

Hem ne demek bağımsız adaylık?
Asıl sorgulanması gereken konu bu değil mi?

Parti politikasının anlatılması ile birşey elde edilemeyecek olduğu var sayılırken, kişilerin tek tek meclise girmeleri o kişilerin ihyasından öte bir anlam taşıyabilir mi?

Ciddi bir emek harcamayı lüzumsuz görenlerden emeğe saygı beklemek, bu yolda politikalar üretileceğini ummak, hayal değil de nedir?

Ayrıca gerçekten haklı bir konunun takipçileri iseler, neden sadece Kürt nüfusun yoğun olduğu kentlerde çalışırlar da diğer insanları konu dışında bırakırlar...

Mesele baraj ise halka bunu anlatırsınız, haklılığınıza ikna edersiniz ve aşarsınız.

Yok bu uzun bir yol ben kapağı meclise atayım şovumu yapayım diyorsanız, buyurun bakalım, size belki de baskı ile oy verenlerin bir daha oylarını nasıl isteyeceğinizi hesap edin...

Konuyu açman iyi olmuş Merdan, kapatılma davaları için düşüncelerim netleşmediği halde, yeni mazlumlar mı türetiliyor sorusu oluştu kafamda.

Zapsu kanlı bıçaklı ayrılıyor partiden, 10 gün zarfında Akp ye kapatma isteniyor.
Ve aynı Zapsu, nicedir köşelerde harıl harıl bedava gaste dağıtıp durmakta nedense?
Kapama davası mı önceden sezildi yoksa tamamen tesadüf müdür belli değil.

Ve Dtp ile içtikleri ayrı gitmeyen Akp için de kapatma davası açılmış oluyor.

Sonuç olarak; Halkın ve emeğin sömürüsü sürmekte iken adları ne olursa olsun siyasi partilerin yapması gereken işler, biz oy verip seyredenlerin o partilerin içine dahil olmadığımız sürece, lider hanedanının onayına muhtaç kalacaktır.
Asıl mesele buradadır...

Hoşçakalın.

Yaşar Sadık YILMAZTÜRK

öncelikle yazın için teşekkür ederim aydın abi. şu günlerde çok konuşulan bi konunun burda da gündeme gelmesi çok güzel. söylenecek o kadar çok şey var ki. insan nerden başlayacağını şaşırıyor. yahu kürtlerin şimdiye kadar böyle bi istekleri yokken şimdi patlak vermesi çok saçma değil mi? neden bu aralar bi parti kuran ya da başımıza gelen şahsiyetler bu milleti parçalamak istiyorlar? şimdiye kadar bütün halk kardeştir diyoduk şimdi noldu? neden geçmişte böylesi çalkantılar olmuyodu? ben bunu çok söylüyorum ama savaşa nasıl girmiş atalarımız? neden bölüyolar bizi? şundan:ABD nin işine yarayacak da ondan. iyice acınacak bi hal almadan milletimizin uyanması şart gibi görünüyor. ben kürtlere bişey demiyorum. sadece ABD nin oyununa gelmeyelim. her zamanki gibi hep beraber, kardeşçe yaşayalım. hep beraber aydınlık günlere yürüyelim. başka ne denebilir ki? millet olarak birlikte yaşamak bizim elimizde. yaşasın halkların kardeşliği...