paylaşımın için teşekürler hakan.
keşke bu yazıyı bizimle anasayfada paylaşsaydın. heba olur burda. çünkü etkileyici ve uzun süre sayfayı açar açmaz karşımıza çıkması gereken bir yazı.
ellerine sağlık güzel dostum.
saygılar.
- yorum yapmak için giriş yapın ya da kayıt olun











Merhaba arkadaşlar. Sizlerle hep şiir programıyla beraber oldum ve bu programlarımda bazen kendi şiirlerimi de okudum ama bunun forumlara yansıtmadım. Ama şimdi şansımı düz yazıda denemek istiyorum ve eskilerden yazdığım ve türünü bilmediğim sadece içimden geçenleri kaleme aldığım bir yazımı paylaşmak istiyorum.
***** HAYATIN KARESİ *****
O gece sanki yıldızlar yerinden kopmuş ve içleri boşalmış gibi gökyüzünde dolaşıyorlardı. Yapraklar hışırdıyor ama sebebini ne sen ne de ben biliyorum. Hem zaten bilsek bile ne fark ederki? Onların hiç umrunda değil. Sokaklarda ve sahillerde dolaşırken her zamanki gibi talihsizliğimi ve şanssızlığımı düşünüyorum. Acaba Tanrı beni sadece iş olsun diyemi yoksa boş vaktini değerlendirmek içinmi yarattı?
Yine birileri, birilerine birşeyler anlatıyor. Ben sadece uzaktan bakarak dinliyorum. Geçen aşklarım ve seni ayırdığım zaman kafamın terazisi allak bullak oluyor. Hep senin yüzünden acılarım. Hep senin yüzünden sevinçlerim. Hep senin yüzünden hem aşkta hemde kumarda kaybedişlerim. Oysaki bize birinden birini muhakkak kazanacağımız öğretildi hep. Hem seni kaybetsem ne kazanırım yada seni kazansam ne kaybederim? Hayat sadece sabah sekiz - akşam dört formatındamı olmalı? Yoksa dörtten sonraki boşluğu seninlemi doldurmalı? Zaman geçerken durup nefes almasını beklemeli miyiz? Yoksa vaktin eski bir durakta durmasını beklemeyip oradan gelen tren karası niteliğindeki efkarlı bir küfürü yada hırçınlığı sana haykırmalımı? Yaşamın diğer doğruluklarını yasak aşk ikliminde yada gri poyrazlarda mı aramalıyız?
Aslına bakarsan dünyayı, bir vidanın üzerindeki top gibi düşünürsen; dünya döndükçe topta, vidanın görünmeyen sisli ve karanlık hücre morluklarının, talan kışı nezaretinde yavaş yavaş dönerek yukarı çıkar ve gümmm !!!!
Şu anda zaman ve yıldız takımları kimsenin umrunda değil. Hayatın kendisi ve takvimlerin sahte çeşitleri ancak huzur veriyor insana. İnsan bu istekleri ve kederleri başka başka ama nedense acı çekmek, dolardan yada repodan daha çok rağbet görüyor. Hayat saatleri hoyratça harcayıp, dakikalara mahkum olmaksa gecenin içinde yiten zifiri karanlığa yoldaş olurum daha iyi. Zaman geçici bir mezarlık sessizliğine eriştiğinde daha fazlasını isteyip de mezarlıklardan kovulmaksa Pir Sultan'ın asıldığı dar ağacı olurum daha iyi.
Hakan YILMAZ
14 ağustos 2002