Batı ve Dogunun Sentezi...(Hasankeyf-Kız Kulesi Resimleri)

sait.368
sait.368's picture

saygılar...

--

.....İmpossible İs Nothing!...





divrikli_gül
divrikli_gül's picture

sait seni kıskanıyım haa:))) şimdi diyeceksinki neyimi kıskanıyorsun aha bu resimleri siteye koymayı beceriyin yaa wallah kıskanıyım:)))
resimler güzel, bendede hasankeyf resimleri vardı paylaşmayı isterdim bu satırların altında ama beceremiyorum resimleri yüklemeyi:(((





Yaşamak Direnmektir
Yaşamak Direnmektir's picture

Resimler çok güzel kardeş emeğine saglık paylaşımın için başlı başına tarih kokan güzide yerleşim yerlerinden bir yer gimmedim ama gitmeyi çok arzuladım.





sait.368
sait.368's picture

Begendiginize sevindim arkdaslar...benim hayatım gitmek isteyip gidemedigim yerleden 2 tanesi kız kulesi ve hasankeyf...inş hep beraber divrigigenclik olarak gitmek nasip olur oralara...ayrıca gül http://www.divrigigenclik.com/baslik/2137 bu linke göz atrasan kendi bilgisayarından foruma nasıol resim koyacagını ögrenmiş olursun...eger takıldıgın yer olursa yine yazabilirsin...saygılar
------------
YaŞaDıGıM eN BüYüK MuTLuLuK ÇeKTiGiM eN BüYüK aCıSıN...

--

.....İmpossible İs Nothing!...





Canan
Canan's picture

Sait'ciğim ellerin dert görmesin...Gerçekten sitemizin en paylaşımcı şahsiyeti olduğun için sana bir kez daha teşekkür etmek isterim.
Resimlere gelince hakikaten görsel bir şölen adeta.Bir o kadar da düşündürücü elbette.Doğunun ve batının sentezini yapmak babayiğitçe bir yaklaşım ...Doğunun muhteşem büyülü tarihini, mistik havasını, kültürel zenginliğini ve bilgeliğini yansıtan Hasankeyf resimlerinin hemen yanında Batının egzotik, Aşk çağrışımlı öyküsüne tanıklık eden Kız Kulesinin resimlerini aynı potada harmanlamak...Biri sahipsiz biri sahiplenmiş iki evlat gibi ne yazık ki şimdilerde…

Bu bilgece paylaşımın için ne dense azdır doğrusu...Her iki sanat eserini de yerinde görmek nasip oldu birkaç yıl önce ...Son derece etkilendiğim mekanlar...Hasankeyf gibi önemli bir tarih eserinin sular altında kalacak olması üzücü doğrusu...Kız Kulesinin ise hala güncel olarak kullanılıyor olması ise sevindirici.Tarihi değerlerimize sahip çıkılması dileğimi bir kez daha yenilemek isterim.Bu paylaşımın bana ilham verdi belki gezi konulu bir forum başlığı açabiliriz. Böylece değerli üyelerimizin iştirakleriyle yeni gezi fotoğrafları , gezi anısı yazılarına da yer verilmiş olur...

Katkı amacıyla bu iki güzel kültürel mirasımızla ilgili bilgi de bizden olsun. Çorbaya tuz misali...

HASANKEYF:
Diclenin kıyısında, zamanında medreseler, rasathane, darüşşifa ve diğer eğitim kurumlarıyla bölgenin ilim ve kültür merkezi olan Hasankeyf, ulaşım yolları ve ticaret merkezlerinin yer değiştirmesiyle günümüzde önemini yitirmiştir.
İlçe, sahip olduğu zengin tarihsel yapılar nedeniyle 1981 yılında bütünüyle sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. GAP projesi kapsamında bulunan Ilısu Barajı nedeniyle bu tarihsel yapılar bütünüyle sular altında kalacaktır.Bu konuda çalışmalar Kültür Bakanlığı ve DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.
Tarihçe:Hasankeyf'in ne zaman kurulduğu tam olarak bilinememektedir.Şehrin jeopolitik yapısı çok eski bir yerleşim merkezi olduğu ihtimalini kuvvetlendirmektedir.Bugün bile zaman zaman bazıları mesken olarak kullanılan çok sayıdaki mağaralar, insanların çok eski çağlarda burada yerleştiklerini göstermektedir.

Mevcut bilgilere göre,Hasankeyf kalesinin kurulması,MS. 4'üncü yüzyıla rastlamaktadır.Bu yüzyıl ortalarında, Diyarbakır çevresini ele geçiren Bizans İmparatoru Konstantinos, bölgeyi korumak amacıyla iki sınır kalesi inşa ettirmiştir.Bu iki kaleden birisi Hasankeyf Kalesidir.

Kale,Sasanilere karşı siyasi bir önem kazanınca, daha sağlam bir şekilde yeniden tahkim edilmiştir.Hasankeyf, MS. 639 yılında Emeviler tarafından fethedilmiştir.Bu tarihten sonra;Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ye Osmanlılar hakimiyet kurmuşlardır.Hasankeyf en parlak dönemini Artuklular döneminde yaşamıştır.Merkezde bu dönemden kalan pek çok tarihi eser mevcuttur.

KIZKULESİ

İstanbul'un sembolü olan Kız Kulesi, hakkında çeşitli rivayetler anlatılan, efsanelere konu olan, İstanbul Boğazı'nın Marmara Denizi'ne yakın kısmında, Salacak açıklarında yer alan küçük adacık üzerinde inşa edilmiş yapıdır.
Üsküdar'ın sembolü haline gelen kule, Üsküdar’da Bizans devrinden kalan tek eserdir. M.Ö. 2475 yıllarına kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahip olan kule, Karadeniz’in Marmara ile kucaklaştığı yerde minicik bir ada üzerinde kurulmuştur. Bazı Avrupalı tarihçiler buraya Leander Kulesi derler. Kule hakkında pek çok rivayetler bulunmaktadır. Evliya Çelebi kuleyi şöyle tarif eder: "Deniz içinde karadan bir ok atımı uzak, dört köşe, sanatkarane yapılmış bir yüksek kuledir. Yüksekliği tam seksen arşundur. Sathı mesehası ikiyüz adımdır. İki tarafına bakan yerde kapısı vardır."
Bugün gördüğümüz kulenin temelleri ve alt katın mühim kısımları Fatih devri yapısıdır. Kulenin etrafındaki sahanlık geniş taşlarla kaplanmıştır. Üstündeki madalyon halindeki bir mermer levhada, kuleye şimdiki şeklini veren Sultan II. Mahmut’un, Hattat Rasim’in kaleminden çıkmış 1832 tarihli bir tuğrası vardır. Kulenin Eminönü tarafı daha genişçe olup burada bir de sarnıç vardır.
İlk olarak Yunan döneminde bir mezara ev sahipliği yapan bu ada Bizans döneminde inşa edilen ek bina ile gümrük istasyonu olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde ise gösteri platformundan, savunma kalesine, sürgün istasyonundan, karantina odasına kadar bir çok işlev yüklenmiştir. Asli görevi olan ve yüzyıllardan beri varlığı ile insanlara, geceleri ise geçen gemilere göz kırpan feneri ile yol gösterme işlevini hiç kaybetmemiştir.Geçmişten geleceğe en çok da düşlere yol göstermektedir Kız Kulesi...
Kız Kulesi 2000 yılında restore edilerek, artık çatal-bıçak seslerinin duyulduğu bir mekân haline dönüştürülmüştür. Kız kulesine ulaşım Salacak ve Ortaköy'den sandallarla yapılmaktadır.
Çok eski tarihi geçmişi olan Kız Kulesi, bir zamanlar, Boğazdan geçen gemilerden vergi alınmak maksadı ile kullanılmıştır. Kule ile Avrupa Yakası boyunca büyük bir zincir çekilmiş ve gemilerin Anadolu Yakası ile Kız Kulesi arasından geçişine(o zamanlar gemi boyutları küçük olduğu için geçebilmekteydi) izin verilmiştir. Bir süre sonra Kule, zinciri taşıyamamış ve Avrupa Yakasına doğru yıkılmıştır. Kuleden suyun içinde bakıldığında yıkıntıları görülmektedir.
Antik Çağ'da Arkla(küçük kale) ve Damialis(dana yavrusu) adları ile anılan kule, bir ara da "Tour de Leandros"(Leandros'un kulesi) ismi ile ün yapmıştır. Şimdi ise Kız Kulesi ismi ile bütünleşmiş ve bu ismi ile anılmaktadır.

Efsaneler:

Kız Kulesi ile ilgili anlatılan ilk hikaye; Ovidius'un kaydettiği bir aşk hikayesidir. Hero ile Leandros adlı iki gencin hüzünlü aşkını anlatan bu hikaye, Hero'nun kuleden ayrılmasıyla başlar. Hero, Afrodit'in rahibelerindendir ve aşkla yasaklıdır. Hero yıllar sonra Afrodit'in tapınağında yapılan bir törene katılmak için kuleden ayrılır ve orada Leandros ile karşılaşır. Birbirine aşık olan iki genç, Leandros'un gece kuleye yüzerek gelmesi ile aşklarını kutsarlar.
Kız Kulesi her gece iki gencin gizli aşkına tanıklık eder. Leandros'un yüzerek kuleye geldiği fırtınalı bir günde Hero'nun, Leandros'un yolunu bulması için yaktığı sevda ateşinin feneri söner. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros boğazın sularında boğulmaz. Sevgilisinin öldüğünü gören Hero da kendini boğazın serin sularına bırakır.
Kavuşamayan aşıklara atfen anlatılan bu hikayeden başka bir de; Kleopatra'nın sonuna benzer bir sonun anlatıldığı bir "Yılan" hikayesi vardır. Kehanete göre kralın birine, çok sevdiği kızının onsekiz yaşına geldiğinde bir yılan tarafından sokularak öleceği söylenir. Bunun üzerine kral denizin ortasındaki bu kuleyi onararak kızını buraya yerleştirir. Kaderin kaçınılmazlığını kanıtlarcasına, kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılan, prensesin tenine süzülerek zehrini boşaltır. Kral kızına demirden bir tabut yaptırarak Ayasofya'nın giriş kapısının üstüne yerleştirir. Bugün bu tabutun üstünde iki delik vardır. Yılanın, ölümünden sonra da onu rahat bırakmadığına dair hikayeler anlatılır.
En son anlatılan hikaye ise Osmanlı dönemi ile ilgilidir. Battal Gazi'nin askerleri ile Kız Kulesi'ne baskın yaparak kuleye saklanan hazinelerin ve Üsküdar Tekfuru'nun kızını kaçırdığı ile ilgili hikayedir. Evliya Çelebi’nin notlarına göre Battal Gazi İstanbul’u Bizans’ın elinden almak için Emevi ordularıyla birlikte gelir, Kız Kulesi önündeki kıyıya mevzilenir. Bir süre sonra Battal, İstanbul’un Asya kıyılarında kontrolü ele geçirince dönemin İstanbul tekfuru kızını ve hazinesini Kız Kulesine saklar ama Battal Gazi çoktan tekfur kızına gönlünü kaptırmıştır. Bir gece Kız Kulesine girmeyi başarır. Battal Gazi tekfurun kızı ve hazinelerini aldıktan sonra Üsküdar'dan atına atlayıp oradan uzaklaşmıştır. Çokça bilinen "Atı alan Üsküdar'ı geçti" lafı bu hikayeden gelir. Daha sonra Tekfur'un kızını Afyon'a kaçırır ve bir kaleye yerleştirir. Fakat bir gece Battal Gazi kalenin dışında uyurken, kaledeki sevgilisi düşman askerlerinin geldiğini görür ve Battal'ı uyandırmak için taş atar ama ne yazık ki o taş Battal'ı şehit eder.Bu hikayeden günümüze gelen bir diğer şey de küçük kulemizin ismi ile ilgilidir. Diğer efsanelerdeki prenseslere de atfen Türkler buraya Kız Kulesi ismini vermişlerdir. Fatma KARAHİSARLIKRONUN nın 2007 yılı sonuna dogru yayımlanan 'Sır Kulesi' isimli romanında anlatıgına göre: Kız Kulesi, Üsküdar'da Bizans döneminden kalan tek eserdir ve 2500 yıllık geçmişe sahiptir.Kule,gümrük istasyonu olarak basladığı hayatına,savunma amaçlı kale,daha sonra da bünyesine eklenen fenerle gemilere yol gösterici olarak devam etmiştir.Çeşitli zamanlarda onarılan kule,Osmanlı döneminde son büyük onarımını 2.Mahmut döneminde geçirmiştir.1944,1959,1965 yıllarında çeşitli restorasyonlar geçiren kule 2000 yılında Hamoglu Holdingin yaptıgı restorasyonla simdiki hale gelmiştir.Kule hakkında bildiklerimiz bilmediklerimize göre devede kulak kalır bu nedenle o kuleyi 'Sır Kulesi' olarak adlandırır.

--





sait.368
sait.368's picture

İnş hasankeyfe gitmek nasip olur orada cektigim resimleri koyarım siteye googledan aradıgım resimler yerine....Canan ablanında dedigi gibi bir konu baslıgı acılıp yörelerimiz baslıklı divrigi dısındaki memleketlerinde tanıtılması saylanmış olur boyleyece...saygılar
------------
YaŞaDıGıM eN BüYüK MuTLuLuK ÇeKTiGiM eN BüYüK aCıSıN...

--

.....İmpossible İs Nothing!...





merdan
merdan's picture

ben de kızkulesinin hikayesini 2. hikaye olarak biliyordum. ama birinci hikaye daha güzelmiş. yaşasın Hero ve leandros :)

saygılar.

--

salı pazarını toplarlarken yere dökülmüş soğanlar gözlerimi acıttı





FERHAT MUNZUR
FERHAT MUNZUR's picture

Resimler güzel hikayeler güzel. Ama takıldıgım yerler oldu. Koskaca Battal Gazi bi taşla ölmüş yazık gerçekten.

Birde ''Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros boğazın sularında boğulmaz. Sevgilisinin öldüğünü gören Hero da kendini boğazın serin sularına bırakır.''

yazı hatası mı var? yoksa saçma olacak madem bogulmadı hero nasul öldügünü görmüş?





güldenterazi
güldenterazi's picture

Merhaba Sait,

resimler diger arkadaslarin da söylemis olduklari gibi cok güzel gercekten. Paylastigin icin sagol.

Gecenlerde bir tv programínda bir yazarín kitap tanítímíní dinlemi$tim. Henüz kitabí okuma firsatím olmadí gerci. Belki kíz kulesi hakkínda biraz daha bilgi edinmek isteyenler icin güzel bir eser olabilir...

Sır Kulesi

Fatma Karahisarlı
SELİS KİTAPLAR

"Vay be! Bu gidişle daha neler duyacağız kimbilir?Söylediklerin çok ilginç gerçekten.Kız Kulesi'nde koleralı hastaların tedavi edildiği ve siyanür deposu olarak kullanıldığı hiç aklıma gelmezdi.Karantine merkezi olarak kullanılması yine akla uygun geliyor ama siyanür deposu olarak kullanılması çok garip.Siyanürü depolayacak başka yer mi bulamamışlar?Hem nerde kullanıyorlarmış siyanürü?"
"Aman Ali! Sorduğun soruya bak.Nerde kullanacaklar?Tabii ki Kız Kulesi'ne gelen kızları zehirlemekte kullanıyorlarmış.Kızları öldürmek için yeteri kadar yılan bulamyınca çareyi siyanürü üzümlerin üstüne serpip ikram etmekte bulmuşlar."
Ali gülümsedi.
"Espri güzelde,siyanürü nerde kullanıyorlarmış?Merak ettim gerçekten."
"Gemilerdeki fareleri öldürmek için kullanıyorlarmış ama söylediklerime espri deyip geçme.Her esprinin altında bir gerçek yatar.Siyanür olayı ortaya çıkınca gazeteler 'Yıllar önce kralın kızını sokan yılanın tekrar bir başka zehir olarak Kule'ye geldiği' yorumunu yapmışlar."
"Hadi ya! Şaka yapmıyorsun? Doğru söylüyorsun değil mi?"
"Bu şaka değil.Gerçekten de böyle yorumlar yapmışlar.Şimdi gazeteciler benim halimi bilseler ' Yılan tekrar Kule'ye döndü' diye yazarlardı herhalde."
Zeynep'in kötüye gittiğini anlayan Ali,"Biraz daha dayan! Nasıl olsa çözeceğiz bu sırrı..Gerekirse kafalarına silah dayar,Kule'nin taşlarını bile konuştururuz!."diyerek işi şakaya vurdu.

not:kitabín ilk on sayfasíní bu linkten okuyabilirsiniz:) http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=128016





Canan
Canan's picture

Adı üstünde efsane Ferhatcığım:)) bu tür söylenceler, zaman içinde halk arasında biçim değiştirerek ve yayılarak bazen abartılı efsanelere dönüşürler...Gerçeklik payları nedir bilinmez sır olarak kalır...Seninde dikkatini çekmiş doğrusu tabiki "...Boğulur." olmalı. Ancak kimbilir gönül boğulmasından yana olmadığından yanlış yazılmıştır gayri ihtiyari:)))

Sevgilerimle,

--