( 27 Mart ) DÜNYA TİYATRO GÜNÜ
Perde kapanır…
Yeni bir perde açılır…
Ezelden ebede uzanan sonsuz hayat öyküsünde…
Yeni bir sahne , yeni dekor, yeni oyuncular , figüranlar…
Yalan Dünya denilen sahnede başlar yeni bir oyun daha…Bazen komedi, bazen trajedi,bazen dram şeklinde karma bir oyundur aslında oynanan…
Hep birlikte ,aynı anda çokmuşçasına lakin tek kişilik oynanan tuhaf bir oyundur sahnelenen…
Gerçek sanılan hayal aleminden bir sonraki sahnede rol almak üzere çıkarır oyuncu sahte elbisesini ve Yönetmen işaret eder ;
PERDE !
Haydi oyun başlasın…
* * *
Uluslararası Tiyatro Enstitüsü 1948 yılında kuruldu. Bu enstitü 1961 yılında aldığı bir kararla 27 Mart gününü Dünya Tiyatrolar Günü olarak kabul etti. Her yıl enstitüye üye ülkelerde 27 Mart günü Tiyatro Bayramı olarak kutlanıyor…
Ülkemizde tiyatro ile ilgili ilk ulusal bildiriyi, yaşamını Türk tiyatrosuna içtenlikle adamış olan Muhsin Ertuğrul yazdı.
Dünyada ilk tiyatro olayının nerede, nasıl başladığı kesinlikle bilinmi¬yor, Araştırmacılar; tiyatronun ilkel insanların av dönüşü vurdukları avın çevresinde sevinç ve heyecan sesleri çıkararak dans etmelerinden doğduğunu anlatırlar. Daha sonraları topluluk halinde yaşamaya başlayan insanlar yılın belirli günlerinde, belirli bir yerde toplanmaya başladılar. Bu toplantıda içlerinden bir kişi yüksekçe bir yere çıkarak güldürücü öyküler anlatır, taklitler yapar, şarkılar söylerdi. Bu tür oyunlar zamanla şenlikler geleneğini oluşturdu. Bir süre sonra tiyatroda kişiler ikiye, üçe çıktı. Daha canlı, daha ilgi çeki¬ci konular bulundu. Böylece oyunlar, sanat niteliğine kavuştu. Tiyatro da meslek haline geldi.
Tiyatro sanatına ölümsüz eserler kazandıran ünlü İngiliz edebiyatçı William Shakespeare’in çok sevdiğim en ünlü oyunlarından birinin özetini aktaralım bugünün anısına….
HAMLET
Hamlet, yalın ve evrensel bir motiften - intikam motifinden - giderek, karmaşık ve çok yönlü bir duygu, düşünce ve davranış örgüsünden gelişir. Shakespeare'in çoğu oyununda olduğu gibi, olaylar dizisinin ana çizgileri aldatıcı bir basitlik görünümü verir. Oyun başladığında, kısa bir süre önce ölmüş olan Danimarka Kralı'nın (ölen Kral'ın adı da hamlet'tir) Hayalet'i Hamlet'e görünür ve kendisini kardeşinin öldürdüğünü, sonrada Kraliçe'yle evlendiğini söyler; Hamlet'ten intikam almasını ister. Hamlet, yeni Kral'ın suçlu olup olmadığını, Hayalet'in doğruyu söyleyip söylemediğini, bu işi yapmasının doğru olup olmadığını, ne zaman yapması gerektiğini araştırırken, Kral durumu anlar ve karşı hazırlıklara girişir. Oyunun sonunda Hamlet ve Kral'la birlikte başkaları da ölür.
Danimarka Prensi Hamlet, babası Danimarka Kral'ının ölümünden sonra derin bir üzüntüye, "melenkoli"ye kapılmıştır. Babasının kardeşi, şimdiki Kral Claudius tahta geçmiş ve Kral'ın ölümü üzerinden daha iki ay geçmeden, Hamlet'in annesi Gertrude'la evlenmiştir.
Babasının Hayalet'i, Hamlet'e görünerek kendisini öldürenin Claudius olduğunu söyler ve öcünü almasını ister:
Eğer babayla oğulun doğal bağını unutmadıysan
Bunu onun yanına bırakmazsın
Hamlet, amacını gizlemek için deli taklidi yapmaya karar verir. Kral'ın adamlarından Polonius, Hamlet'in, kızı Ophelia'ya olan aşkına karşılık bulamadığı için çıldırdığına inanır
Hamlet bir türlü harekete geçemez ve zaman zaman Hayalet'in sözlerinde şüphe etmeye başlar:
Gördüğüm hayalet bir şeytan olabilir:
Şeytanın, istediği biçime girme gücü olduğuna göre.
Bu arada, bir gezici tiyatro kumpanyası oyuncularında, Kral Claudius'un önünde, babasının ölümünü oynamalarını ister.
Evet, oyunda bitiyor her şey,
Kral'ın içini okumanın yolu oyundan geçiyor.
Kral'ın oyun sırasında heyecanlanması ve aşırı etkilenmesi, Hamlet'i onun suçlu olduğuna inandırır. Daha sonra Hamlet, annesiyle konuşurken, gizlice kendilerini dinleyen Polonius'u, Kral sanarak öldürür.
Zavallı kendini bilmez, meraklı budala, elveda,
Seni ustanla karıştırdım. Senin de bahtın buymuş.
Kral bu cinayeti gerekçe göstererek Hamlet'i İngiltere'ye gönderir; onunla birlikte giden Rosencrantz ile Guildenstern'e de bir mektup verir. Bu mektupta, İngiltere Kral'ından, Hamlet'i öldürmesi istenmektedir. Hamlet tuzağı öğrenir ve Danimarka'ya geri dönmeyi başarır.
Bu arada Ophelia çıldırır ve bir nehirde boğularak ölür:
Eğilen dallara çelenklerini asmak için tırmanırken
Kötü ruhlu bir dal kırılıvermiş
O da, çiçekten andaçlarıyla birlikte
Gözyaşları içinde ağlayan dereye katılmış.
Ophelia'nın kardeşi Laertes, öğrenim gördüğü Paris'ten babasının cenazesi için gelir ve intikam almaya yemin eder. Kral da Laertes'i kışkırtır ve Hamlet'le Laertes arasında bir düello düzenler. Bu düelloda Laertes zehirli bir kılıç kullanacaktır. Kral, Hamlet'in ölümünü sağlama bağlamak için bir kupa zehirli içki hazırlar. Düello sırasında Laertes, Hamlet'i zehirli kılıçla yaralar; Kraliçe yanlışlıkla zehirli içkiyi içer ve ölür; dövüşün kızıştığı bir anda zehirli kılıcı eline geçiren Hamlet ölmeden önce hem Laertes'i hemde Kral Claudius'u öldürür.
Bu olaylarda sonra Norveç Prensi Fortinbras Danimarka'ya gelir ve tahta geçerek ülkeye yeniden düzen ve dirlik getirmeyi üstlenir.
Hamlet'in yakın arkadaşı ve sırdaşı Horatio ise geride kalanlara olan biteni anlatacak ve gerekli açıklamaları yapacaktır.
VE SHAKESPEARE’den birkaç güzel şiir…
savurgan güzel,nedir bu kendini harcaman
senin mirasın olan güzellikleri böyle?
doğa temelli vermez ,ödünç verir her zaman
eli açık olana borç verir içtenlikle
böyle yanlış kullanmak olurmu güzel pinti
miras bırakman için sana bırakılanı?
kar etmeyen tefeci bu koskoca serveti
niye tüketiyorsun yaşatmak varken canı
meraklısın kendinle içli dışlı olmaya
bu tatlı benliğin sırf aldatmağa yarar
vaktin geldi diyerek seni çağırsa doğa
vereceğin hesapta elle tutulur ne var?
kullanmazsan gömülür güzelliğin seninle
kullanırsan varisin olur da sürer gider böyle.
* * *
düşünüyorum da, dünyada büyüyen ne varsa,
bir an tutunabiliyor yetkinlik noktasında;
şu koca sahnede sergilenen tüm oyunlarsa,
gizliden gizliye hep yıldızların etkisinde.
bakıyorum da, bitkiler gibi çoğalıyor insanlar,
aynı gökten açılıyor ya da kapanıyor yolları;
gençlikte kabarıyor, inişe geçince sönüyorlar,
silinmeye başlıyor akıllardan gösterişli günleri.
o görkemli gençliğin geliyor gözlerimin önüne;
savruk zaman belki çöküşle tartışmaya girdi bile,
gençlik gününü, karanlık geceye döndürsek mi diye.
AMA SEVGİN UĞRUNA ZAMAN'LA SAVAŞI SÜRDÜREN BEN,
YENİDEN AŞILIYORUM SANA, O NE GÖTÜRÜRSE SENDEN...
* * *
Vazgeçtim bu dünyadan
Tek ölüm paklar beni
Değmez bu yangın yeri
Avuç açmaya değmez
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz
Ezilmiş hor görülmüş el emeği göz nuru
Ödlekler gecmiş başa derken mertlik bozulmuş
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın
Değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen'e
Vazgeçtim bu dünyadan
Dünyamdan geçtim ama
Seni yalnız komak var
O koyuyor adama...
Var Olmak mı, Yoksa Olmamak mı
Var olmak mı, yoksa olmamak mı, bütün sorun bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel,
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
Yoksa diretip belâ denizlerine karşı
Dur, yeter! demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
Çünkü, o ölüm uykularında,
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir felâketleri yaşanır yapan.
Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururun çiğnenmesine..
* * *
İyi bir seyrimiz olsun bu dünya sahnesinde dilerim ki,
Sevgiyle Kalın...

İyi bir tiyatro seyircisi oldugum soylenemez ama Tiyatronunda ihaleli oldugu su gunlerde ülkemizde kültür sanata olan ilginin artması dilegi ile ...
------------
YaŞaDıGıM eN BüYüK MuTLuLuK ÇeKTiGiM eN BüYüK aCıSıN...
ღ°•.♥.•°ღ ♥ღ°•.♥.•°ღ ♥ღ°•.♥.•°ღ ♥ღ°•.♥.•°ღ ♥
Ben Hic Tek kisilik oynana sahne izlemedim daha dogrusu tiyatro görmedim bile ama ne varki bizim hayatimizda tek kisilik tiyatro misali bazen cok olabiliyoruz ama yinede tek kisi gibi beynimizde ne sahneler ne seneryolar ceviriyoruz.
Tiyatroya ilgisizlik bence gelisen teknolojiden dolayi evde oturup televizyondan internetten izlemek varken tiyatroya gitmek belkide yorucu geliyor veya tiyatroda oynana sahnelerin oyunlarin tadina varmamazlik belkide birkere giden cok begendigi icin devamli gitmek ister..SHAKESPEARE
Shakespeare in siirlerini hep kitaptan veya ondan bundan duymayla biliyorum oyununuda öyle
Tesekkürler Canan abla