HEDİYE KİME AİT?

HEDİYE KİME AİT?

Bir zamanlar uzakdoğu’da büyük bir savaşçı yaşardı. Artık yaşlanan bu samuray vaktini gençlere manevi dersler vererek geçiriyordu. İlerlemiş yaşına rağmen, insanlar onu kimsenin mağlup etmediğine inanıyordu.

Bir gün,yaşlı Samuray’ın kasabasına vicdansızlığıyla tanınan bir savaşçı geldi. Adam, rakibini kışkırtma teknikleriyle tanınıyordu. Değişmez şekilde, kışkırttığı ve kızdırdığı rakibine ilk hareketi yaptırır, sonra da en küçük bir hatayı affetmeden rüzgar hızıyla karşı hücuma geçerek mücadeleyi kazanırdı. Bu genç ve sabırsız savaşçı hiç kimseye yenilmemişti. Samuray’ın adını duyarak buraya gelmişti ve onu da yenerek şöhretini büyütmeyi amaçlıyordu. Bütün öğrencileri böyle bir müsabakaya karşı çıktıysa da, yaşlı savaşçı onun kavga davetini kabul etti.

Herkes, kasaba meydanında toplandı. Genç savaşçı rakibine hakaretler yağdırmaya başladı. Ona doğru taşlar attı, yüzüne tükürdü,akla gelebilecek her türlü aşağılamada, saygısızlıkta bulundu. Yaşlı savaşçının atalarına bile dil uzattı. Onu kızdırıp ilk hareketi yaptırmak için saatlerce uğraştı. Fakat yaşlı adam hep sessiz ve hareketsiz kaldı.
İkindiye gelindiğinde durum değişmemişti. Artık yorgun düşmüş, kibri kırılmış,aceleci savaşçı dayanamayıp müsabaka meydanını terk etti.
Öğrencileri, hocalarının bu kadar hakarete karşı tek kelime etmemesiyle hayal kırıklığına uğramışlardı. Dayanamayıp sordular:
“Böylesi bir aşağılamaya nasıl dayanabildiniz? Neden , kaybedeceğinizi bilseniz de kılıcınızı kullanmadınız? Onun yerine, hepimizi utandırarak korkaklığı seçtiniz?”

Yaşlı samuray sükunetle şöyle dedi:
“Birisi size bir hediye getirse ve siz de kabul etmeseniz, o hediye kime ait olur?”
“Hediyeyi vermeye çalışana” diye cevap verdi öğrencilerden birisi.
“Aynı şey kıskançlık,öfke ve hakaretler için de geçerlidir” diyerek son noktayı koydu bilge savaşçı. “ Eğer kabul edilmezlerse, onları taşıyana ait olmaya devam ederler.”


Edeblice sunulan her hediyenin başımızın üstünde yeri vardır her daim...

Sevgilerimle,

ayağa kalktım ve sizi burdan alkışlıyorum.

bazen susmak en doğrusu ve en güzel cevap diye düşünüyorum.

saygılar.

Ablam gerçekten çok beğenerek okudummm.Harika bir yazıydıı.Teşekkürler...
Susmak bazen çok şey anlatır.

Alkışlasam bir türlü, yorum yapsam bir türlü, bunları yapamıyorum kısaca. Sussam da öyle. Çünkü karşılığını bulamadığım bir durum fobisi içerisindeyim. En iyisi hiç bir şey yazmamış gibi kabul edin, rastladıklarımı, ilgimi çekeni okuyup geçeyim.
---------------------------------------------------------
İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, içleri doldukça eğilirler. Montaigne

Güzel bir payla$ím. Te$ekkürler Canan Abla.