Erkek hastalığı

olcay60
olcay60's picture

İNFERTİLİTE (kısırlık)

İnfertilite, yani istenildiği halde çocuk sahibi olamama pekçok toplumda önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İnfertilite görülme sıklığı toplumlar arasında büyük farklılıklar göstermez. Tüm dünyada çiftlerin yaklaşık yüzde onbeşi infertilite nedeni yardımla üreme tekniklerine başvurmak zorunda kalmaktadır. Bu çiftlerin büyük bir kısmında gebe kalamamanın nedenini açıklayacak sebepler bulunabilirken, yaklaşık yüzde 10-12'sinde herhangi bir patoloji tespit edilemez. Bu çiftler açıklanamayan infertilite olarak adlandırılırlar.

EN YAYGIN OLARAK GÖRÜLEN İNFERTİLİTE NEDENLERİ
a. Yumurtlamaya ait nedenler: Olgun yumurta hücresinin gelişmemesi, yumurtlama olmaması, yeterli kalitede yumurta üretilememesi.
b. Rahim ağzına ait nedenler: Enfeksiyon, tümör, salgı yetersizliği.
c. Rahime ait nedenler: Rahmin olmayışı, rahmin şekil bozukluğu ( rahim içinde perde olması) , bazı myomlar.
d. Tüplere ait nedenler: Tüplerin olmaması, doğuştan tıkanıklığı, geçirilmiş enfeksiyon, ameliyat, endometriozis gibi nedenlere bağlı yapışıklıklar sonucunda meydana gelen tıkanıklıklar gibi yumurta iletimini bozan nedenler.
e. Diğer nedenler: Endometriozis olarak adlandırılan rahim içini döşeyen hücrelerin rahim dışında bulunması, bağışıklık problemleri, üreme organları bozuklukları, psikolojik ve cinsel problemler.

ERKEĞE AİT NEDENLER:
Çiftlerin %40-45'sinde infertilite nedeni erkeğe aittir.
sperme ait bozukluklar :
a. spermde sayı ve hareket azlığı, şekil bozukluğu ( sayı 20 milyonun, ileri hareket % 50'nin, normal yapıda sperı7ı % 14'ün üzerinde ise sperm normal kabul edilebilir)
b. Erkek üreme sisteminde erkek tohum hücreleriningeçişini etkileyen bir tıkanıklık
c. Varikosel, hidrosel, torbalara inmiş fıtık, inmemiş test.is.
d. Diğer nedenler: Enfeksiyonlar, travmalar, hastalıklar, psikolojik ve cinsel problemler .

HEM KADIN HEM ERKEĞE AİT NEDENLER:
Çiftlerin %20-25'inde infertilite nedeni hem kadına hem erkeğe aittir.

a. Yumurtlama sorunu & sperm sayısı azlığı
b. Tüplerde enfeksiyon & spermin yapı bozukluğu ve benzeri durumlar.

AÇIKLANAMAYAN İNFERTİLİTE:
İnfertil çiftlerin yaklaşık %10-15'inde infertilite nedenini açıklayacak herhangi bir neden bulunmamaktadır. Kadın ve erkek araştırıldığında, gebeliğin oluşmasına engel olabilecek herhangi bir problemin saptanamadığı olgulardır

YARDIMCI ÜREME TEKNİKLERİ:
Çocuk sahibi olma konusunda herhangi bir problemle karşılaşan çiftlerde çeşitli tetkikler ile bu olumsuzluğun nedeni araştırılır. Belirlenen nedene yönelik çeşitli ilaç tedavileri ya da cerrahi tedavi uygulanır. Bu girişimlerden sonuç alınamadığı taktirde, yardımcı üreme teknikleri olarak da bilinen Tüp Bebek mikroenjeksiyon veya TESE yöntemlerine başvurulur. Çiftlerin çoğu için bu yöntem en son ve en iyi ümit kaynağıdır.

İN VİTRO FERTİLİZASYON VE EMBRİYO TRANSFERİ (IVF-ET) NEDİR ?
In vitro fertilizasyon; kadının yumurtalıklarından bir ya da daha çok sayıda olgun yumurta hücresinin alınarak, bunların kadının eşinden alınan sperm ile vücut dışında özel bir ortamda döllenmesidir. Embriyo transferi ise döllenen bu yumurtaların rahime yerleştirilmesidir.

IVF ET YÖNTEMİNİN UYGULANDIĞI DURUMLAR
· In-vitro fertilizasyon · Herhangi bir nedenle tüpleri tıkalı ya da hasar görmüş kadınlarda,
· spermleri sayıca az ya da sperme ait yapısal bozuklukların olduğu durumlarda,
· Erkek ya da kadına ait bağışıklık problemlerinde, ·
· Bazı endometriozis olgularında,
· · Nedeni açıklanamayan infertil çiftlerde uygulanır.

MİKROENJEKSİYON (ICSI) ve TESE YÖNTEMİ NEDİR ?
Yumurtalıklardan alınan yumurtanın içerisine tek bir spermin laboratuarda enjekte edilerek döllenmenin sağlanması işlemidir. Eğer erkek sperm üretemiyor ise testislerden sperm alınması (biopsi ile) işlemine TESE denir.

MİKROENJEKSİYON YÖNTEMİNİN UYGULANDIĞI DURUMLAR
· IVF -ET yöntemi ile döllenmenin gerçekleşmediği durumlar
· Sperm sayısı ve hareketinin az olduğu durumlar
· Sperme ait yapı bozukluklarının olduğu durumlarda uygulanır

Erkek İnfertilitesinde Tedavi seçenekleri
Hormonal (Endokrin) Bozukluklarda Tedavi
soru:
Eğer testosteron düzeyi düşük ise testosteron dışardan takviyesi ile kısırlık tedavi edilebilir mi?

cevap:
Hayır. Testosteron hormonunun düşük olduğu durumda dışarıdan testosteron hormonunun verilmesi tam tersi az olan sperm yapımınıda durdurur. Aynı şekilde kas yapısını arttırmak için sporcuların kullandığı androjenlerde sperm yapımını bozar. Bunun yerine testistlerde sperm yapımını artıracak ilaçlar verilmelidir.

soru:
Doğuştan beyinden salgılanan hormonların eksikliğinin (hipogonadotropik hipogonadizm) tedavisi mümkün mü?

cevap:
Evet. Hipogonadotropik hipogonadizm ilaçlarla tedavisi mümkün olan nadir erkek infertilitesi nedenlerindendir. Genellikle kıllanma azlığı, jinekomasti, testislerde gelişme geriliği gibi bulgulara rastlanır. Hastaların meni testlerinde azoospermia görülür. Hormon analizleri yapılarak teşhis konulur. Tedavide beyinden salgılanan ve sperm-testosteron yapımını sağlayan hormonların (FSH-LH) dışarıdan verilmesi (İğne şeklinde) gerekir. Ancak bu tedavi kısa süreli değildir, düzenli ilaçlarını kullanan hastalarda 6 aydan önce az oranda hastada sperm çıkışı görülmekle birlikte 12. ayda %70-80 oranında sperm çıkışı görülür.

soru:
Hormon tedavisi sonrasında sperm çıkışı olmayan hastalarda nasıl tedavi uygulanır?

cevap:
Hormon tedavisini düzenli bir şekilde 1 yıl kadar uygulayan ancak menide sperm çıkışı görülemeyen erkeklerde testis dokusundan sperm araştırılması yapılarak sperm elde edilebilir.

Tıkanıklığa Bağlı sperm yokluğunda tedavi
Cerrahi olarak vas deferensin çift taraflı bağlandığı (Vazektomi) veya scrotal cerrahi/inguinal cerrahi sonrasında vas deferensin zarar gördüğü olgularda tıkanık bölgenin çıkarılarak vas deferensin uç uca yeniden bağlanması ile (Vazovazostomi) tedavi edilir. Epididimdeki tıkanıklıklarda ise yeniden vas deferensin epididime bağlanması (epididimovazostomi) ile tıkanıklık açılabilir. Bu iki cerrahi girişimde mikroskop altında mikrocerrahi yöntemle yapılır. Bu operasyonların başarısı cerrahın bu konudaki eğitimi ve tecrübeleri ile doğru orantılıdır. PESA (Perkutan Epididimal Sperm Aspirasyonu): Lokal anestezi sonrası ciltten iğne ile girerek epididimden sperm elde etme tekniğidir. MESA (Mikro Epididimal Sperm Aspirasyonu): Açık cerrahi yöntemle epididimin mikroskop altında gözlenerek kanallardan sperm elde edilmesi yöntemidir. Daha iyi kalitede sperm elde etmeyi sağladığından bu yöntemi kullanmaktayız. MESA Video TESA (Testiküler Sperm Aspirasyonu): Testise ciltten iğne ile girilerek sperm elde etme yöntemidir. Sperm yapımının normal olduğu olgularda bazen uyguladığımız yöntemdir. Ejakulatuar kanal tıkanıklığı: Çok az miktarda meni çıkan bu hastalarda tanı trans rektal ultrasonografi ile konulur. Prostat bölgesinde taş, kist veya geçirilmiş enfeksiyona bağlı bir yapışıklık sonucu tıkanıklık olabilir. İdrar yolundan girilerek yapılan endoskopik (Kapalı ameliyat) yöntemi ile bu bölgedeki tıkanıklık açılmaya çalışılır.

Tıkanıklığa Bağlı olmayan sperm yokluğunda tedavi
Nonobstruktif azoospermia teşhis edilen erkeklerde dokuda sperm arama işlemi için Mikroskop eşliğinde TESE yöntemi yani Mikro TESE operasyonu uygulamaktayız. Yeni operasyon tekniğinde testisin tek bir kesi ile tamamen açılması ve dokunun mikroskop ile 20 kat büyütülerek sperm yapımı olan bölgelerin tespiti ve o bölgelerden doku örneklerinin alınması şeklinde yapılmaktadır. Dolayısıyla eskiden uygulanan çoklu biyopsi yönteminden başarı şansı daha yüksektir ve daha fazla sayıda sperm elde etme mümkün olmaktadır. Kişinin testisinden doku kaybı mikro cerrahi yöntemde çoklu biyopsi yöntemine göre 70 kat daha az olmaktadır. Bu da operasyondan testislerin en az zarar görmesini sağlayarak, testosteron hormonu salgılanmasını minimal etkilemektedir. Mikroskop altında yapılan mikro cerrahi yöntemin diğer bir avantajı testis dokusunu çevreleyen kapsüldeki damar yapısının görülerek, testisi besleyen damarlara zarar vermeden kesi yapılmasıdır. Bu operasyon sonrası olası komplikasyonları minimal düzeye indirgemektedir.

soru:
Özellikle hangi azoospermik kişilerde bu operasyon önem taşımaktadır?

cevap:
Klinefelter's Sendromu olarak adlandırılan ve toplumda ortalama doğan 500 erkeğin birinde tespit edilen genetik hastalıkta; testis boyutlarının normalin altında oluşu (2-3 ml hacimde), testosteron (erkeklik hormonu) düzeyi düşüklüğü ve menide spermin bulunmaması (azoospermia) sonucu kısırlık mevcuttur. Bu erkeklerde özellikle mikro TESE operasyonu ile sperm araştırılması yapılmasını öneririm

soru:
Mikro TESE operasyonu uygulanan ve sperm bulunamayan bir kişiye tekrar operasyon önerir misiniz?

cevap:
Mikro TESE operasyonu yaptığım ve sperm elde edemediğimiz erkeklerde yeniden operasyonu önermiyorum.

soru:
İnmemiş testis nedeniyle operasyon geçirmiş erkeklerde azoospermia varsa sperm bulunabilir mi?

cevap:
Evet. Bizim serimizde testisi kanal içerisinde kalan ve orşiopeksi operasyonu geçiren erkeklerde %60 oranında mikro TESE yöntemi ile sperm elde edilmiştir.

soru:
Çok az sayıda spermi çıkan erkeklerde mikroenjeksiyon günü yeterli sperm menide çıkmazsa TESE de bulunma ihtimali nedir?

cevap:
Yaptığımız çalışmada Mikro TESE yöntemi ile menide çok az sayıda spermi olan erkeklerde işlem günü yeterli sperm elde edilemezse operasyonla sperm bulma ihtimali %85 olarak tespit edilmiştir. Nonobstrüktif azoospermik grupta ortalama %50 civarında olan bu oran kriptozoospermik olan bu grupta anlamlı olarak yüksek bulunmuştur.

soru:
Kabakulak hastalığı sonrasında azoospermi gelişmiş olan erkeklerde Mikro TESE ile sperm elde etme olasılığı nedir?

cevap:
Mikro TESE operasyonu ile kabakulak hastalığı sonrası azoospermia olan 6 hastamızın 6'sında da sperm bulma başarısını yakaladık. Özellikle tubul yapısının ileri düzeyde bozulduğu ve fibrozise benzer bir yapının geliştiği bu grupta Mikro TESE ile çok başarılı sonuçlar aldık

--

Okunacak en büyük kitap insandır.





olcay60
olcay60's picture

ERKEKTE MENOPOZ (Andropoz)

Kadınlardaki menopoz gibi erkekte de belli bir yaştan sonra hormon seviyelerinde bir değişiklik meydana gelmektedir. 45-50 yaşından itibaren erkeklik hormonu olan testosteron yanında böbreküstü bezinden salgılanan aynı yapıdaki hormonlar devamlı bir düşüş gösteriyorlar, ama hiç bir zaman bu seviye, ileri yaşta bile, sıfır olmuyor.

"Andropoz "olarak da adlandırılan bu durum, cinsel fonksiyonun gerilemesi yanında, cinsel arzu ve zihinsel fonksiyonlarda da düşmeye neden oluyor. Ayrıca yorgunluk hali ve uyku problemleri duygusal değişiklikler, iktidarsızlık, depresyon, cinsel güç azalması, osteoporoz, meni kalitesi ve kaslarda olumsuz etkiler, yine erkeklik/androjen hormonlarının eksikliği, vücut yapısı değişikliğine sebep olarak bilhassa karında 10-15 kg yağ tutulmasına yol açıyor.

Ortalama yaşam süresi uzadığı için yaşlanmaya bağlı sorunların artacağı ve andropoza bağlı problemlerin artması, geliştirilen tedavi yöntemleri dikkat çekiyor.

Türkiye de 40 ile 70 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 52 sinde cinsel performansta ve istekte azalma olduğu, ancak doktor başvurusunun azlığına bağlı bu rakamların gerçeğin oldukça altında kaldığı tahmin edilmektedir.

Tüm bu bulguları özetlersek erkeklerde ilerleyen yaşa bağlı görülen fiziksel ve zihinsel değişikliklerin, androjen hormonlarının azalmasıyla birlikte bir klinik tabloya dönüşmesidir.

Bu klinik tablo şu belirtileri içerir:

1. Seksüel fonksiyon ve istek azalması, özellikle sabah ereksiyonlarının kalitesinde düşme,

2. Entelektüel kapasitede azalma, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, kızgınlık ve depresyon,

3. Kas kitlesinde ve gücünde belirgin azalma,

4. Kemik mineral yoğunluğunda azalma (osteoporoz),

5. Organ yağlanmasında artış.

Andropoz terimi yaygın kullanımına rağmen çok doğru bir tanımlama değildir. Kadınlarda menopozla birlikte üreme özellikleri tamamen ve akut olarak bitmesine karşın, erkeklerde üreme kapasitesi ilerleyen yaşa rağmen devam edebilir. Bu bağlamda "yaşlanan erkeklerde androjen eksikliği andropoz a göre daha doğru bir tanımdır.

39- 70 yaşları arasındaki erkeklerde, serum serbest testosteron seviyelerinin yılda yaklaşık %.1.2 oranında düştüğü gösterilmiştir.

65 yaş üstü erkeklerin yaklaşık %25-50 sinde biyo-yararlanılabilir testosteron düzeylerinde düşüş gerçekleşmekte ve androjen replasman (eksik hormonun yerine dışarıdan yapay olanı verme) tedavisi gerektirecek belirtiler ortaya çıkmaktadır. Elbette yaştan bağımsız olarak, genetik bozukluklar, şişmanlık, çeşitli hormonal dengesizlikler (büyüme hormonu, tiroid hormonları, insülin), alkol, stres ve kronik hastalıklar da kan testosteron düzeylerinde düşmeye sebep olabilmektedir.

--

Okunacak en büyük kitap insandır.





olcay60
olcay60's picture

ERKEKLER İÇİN HORMON TEDAVİSİ

Erkeklik hormonu testosteron tedavisini, erkek menopozu olarak kabul edilen hırcınlık ve mukavemet gücü kaybını önleyebileceği saptandı.

Menopoz rahatsızlıkları olan kadılara, ateşlenme, osteoporosis nedeniyle verilen hormon tedavisinin, erkeklerde tartışmalı olduğuna değinen uzmanlar, testosteron tedavisinin erkeklerde, menopoz rahatsızlıklarını indirebildiğine değindi.

Testosteronun enjekte edilebileceği gibi, jöle şeklinde hazırlanacak parcalarla deriden veya ağızdan alınabileceği, bu konuda bazı firmaların yeni uygulamalara girdiği belirtildi.

Sheffield Üniversitesinde yapılan bir araştırmada, kronik kalp rahatsızlığı olan 20 erkek üzerinde testosteron tedavisi uygulandı. Testosteron tedavisinin bu deneklerde yürüme gücünü yüzde 34 artırdığı saptandı.

TESTOSTERON KASLARI GÜÇLENDİREBİLİYOR

Kalp rahatsızlığı olan erkeklerde, testosteron oranının düşük olduğu, bu gruptaki erkeklerde soluma rahatsızlığı, kas güçsüzlüğü ve depresyon görülebildiği biliniyor. Araştırmada, testosteron terapisinin kalp fonksiyonunu yükseltici özellik ortaya koymadığı, fakat kasları güçlendirebildiği gözlendi. Bazı uzmanlar, erkeklerde görülen ve andropoz olarak adlandırılan rahatsızlıkların yaşlılık nedeniyle oluştuğunu, ancak bunda testosteron oranının azılmasının da etkili bulunduğunu düşünüyor.

Deneysel bir testosteron jölesinin 98 erkekte denendiği ve 24 saat içinde testosteron oranını yüzde 85 normale çevirdiği gözlendi. Uygulamada yan etki olarak, bazı hastaların ağızlarında hafif tahrişler meydana geldiği belirlendi. Güney California Üniversitesinde denenen sentetik testosteron hapının ise 60-87 yaş grubunda kasları geliştirdiği, kas gücünü ve fiziksel işlevi artırdığı gözlendi. 12 hafta süren denemelerin ilk altı haftasında, tedavinin yeterli etki sağladığı görüldü.

RİSKLERİ DE VAR

Araştırmacılar, testosteron tedavisinin yaşlı erkeklerde fiziksel gücü artırabileceğini kaydetti. Hormon tedavisinin kadınlarda meme kanseri riskini artırdığı, yüksek testosteron oranının ise erkeklerde prostat kanseri riskini artırabildiği biliniyor.

Ağızdan alınan erkeklik hormonu haplarının ise karaciğerde toksin meydana getirebileceği belirtildi. Araştırma raporu, San Franciscoda başlayan Endokrin Kuruluşunun genel kurulunda açıklandı.

--

Okunacak en büyük kitap insandır.





olcay60
olcay60's picture

PROSTATIT

Prostatit; prostat iltihabına verilen genel isimdir.

Akut Bakteriyel Prostatit

Genellikle prostat absesi ile birlikte bulunur. Gram negatif adı verilen bakteri grubu tarafından meydana getirilirler. En sık neden olan bakteriler: E. coli, proteus ve klepsielladır. Bazen stafilokok ve enterokok gibi gram pozitif bakteriler de neden olabilir.

Titremelerle yükselen ateş, idrar yollarına ait şikayetler, ve penis ile makat arasında ağrı ile kendini gösterir. İdrar yapamama, eklem ağrıları ve kas ağrısı da eşlik edebilir. Bazen absenin kendiliğinden boşalması sonucu penisin ucundan akıntı gelir.

Tedavide genelde ikili antibiyotik enjeksiyonu tercih edilir. İdrar tutulumu varsa penisin hemen üzerinden enjektör ile idrar dışarı alınır. Abse varsa boşaltılır.

Kronik Bakteriyel Prostatit

Yine yukarıda adı geçen bakteriler neden olur. Prostat masajı ile alınan örnekte bakteri üretilebilir. Muayene sırasında ağrı meydana gelmez. Ateş gibi akut enfeksiyon bulguları yoktur.

Tedavide esas; prostat sıvısına en fazla geçen antibiyotiklerle uzun süreli tedavi uygulamaktır (3 ay kadar). Tedavide trimetoprim-sulfametoksazol, sadece trimetoprim, indanil karbenisilin, doksisiklin ve eritromisin kullanılabilir.

Kronik bakteriyel prostatit ile sıklıkla karışan durum, kronik abakteriyel prostatittir. Bu hastalıkta klamidya, mikoplazma, üreaplazma gibi mikroorganizmaların etken olduğu düşünülmektedir.

--

Okunacak en büyük kitap insandır.





olcay60
olcay60's picture

Erkekte Meme Büyümesi Arttı

Jinekomasti ’nin birçok nedeni olabilir. Op. Dr. Doğan, nedenleri şöyle açıklıyor:
“Bazı hastalıklar, örneğin siroz gibi ağır karaciğer bozuklukları, bazı ilaçlar, örneğin bir zamanlar çok kullanılan bir mide ilacı (cimetidin) jinekomasti yapabilir. Ancak jinekomasti vakalarının büyük çoğunda hiçbir sebep bulunmamaktadır. Yani bu hastalık büyük bir oranda hiçbir sebep olmadan kendiliğinden ortaya çıkar. Vücut geliştirme sporcularının büyük bir kısmında da jinekomasti görülüyor. Bunun sebebi uyarıcı olarak kullandıkları yüksek miktarda erkeklik hormonu. Erkeklik hormonu vücutta kullanıldıktan sonra yok edilirken ortaya kadınlık hormonuna benzeyen bir ara madde çıkıyor ve bu da yüksek miktarlarda olunca göğüslerin büyümesine neden oluyor. Türkiye’de en sık kullanılan ilaçlar primabolan, sustanon ve anapolan. ”

Dr. Doğan’ın verdiği bilgilere göre, jinekomasti erkeklerde ergenlik döneminden itibaren görülüyor. Dr. Doğan görülme sıklığı hakkında şunları söylüyor:
“Bugün erkeklerde meme büyümesinde gözle görülür bir artış var. Uzman olmanıza gerek yok. Çevrenize baktığınızda ergenlik döneminden başlayarak her yaş grubundan pek çok erkekte sorunun varlığını görebilirsiniz.”

İKİ TÜR AMELİYAT UYGULANIYOR

Eğer büyüyen meme bezi yumuşak ve yağlı ise sadece liposuction, yan, yağ alma ameliyatı yeterli olabiliyor. Ama sert ve büyük jinekomastilerin açık teknik ile çıkarılması gerekiyor. Op. Dr. Doğan, uygulanan tekniklerle ilgili, “Ancak bu izli bir ameliyat değil. Meme ucunun altında, deir ile renkli kısmın birleşme hattında yarım daire şeklinde bir kesik yapılıyor ve meme bezi buradan çıkarılıyor. Gerekiyorsa liposuction da yapılıyor” diyerek komplikasyonlar ve çıkabilecek sorunlar hakkında da uyarıyor.

KANAMA OLASILIĞI YOK DENECEK KADAR AZ

Bu tür ameliyatlarda ciddi bir kanama olması olasılığı neredeyse yok. Kanama memenin bir kenarında kan birikmesi yani “hematom” şeklinde olabiliyor. Doktorunuz sizi yeniden ameliyathaneye alarak bu birikmeyi temizlemek ve kanamayı, eğer devam ediyorsa, durdurmak isteyebilir. Aynı şekilde ameliyattan sonra beşinci gün civarında tek taraflı bir şişlik enfeksiyon habercisi olabilir. Yine çözüm enfeksiyonun temizlenmesi ve tabii antibiyotik tedavisi olacaktır.

Asimetri bu ameliyattan sonra karşılaşılabilecek sorunlar arasında. Nadir de olsa ciddi asimetrilerde bir rötuş ameliyatı gerekebilir.

AMELİYATIN KARNESİ:

Anestezi şekli: Lokal anestezi yeterli olur.
Ameliyat süresi: 1 saat.
Hastanede yatış süresi: Aynı gün taburcu olunabilir.
Ameliyat sonrası ağrı - sıkıntı: Bir kaç gün hafif bir sızlama olabilir. Özellikle ilk bir kaç gün kol hareketlerinde hafif ağrı olur. Genellikle ağızdan alınan basit ağrı kesiciler yeterli olur.
Şişme, morarma: 5-10 gün arasında, orta derecede.
Dren: Düşük bir ihtimalle drenler kullanmak gerekir. Drenler ertesi gün alınır.
Pansuman: 2-3 günde tamamen çıkarılıyor.
Dikişler: Genellikle alınacak dikiş olmuyor..
Ne zaman işe dönülebilir: 3-4 gün.
Araba kullanmak: 3-4 dört gün sonra, özellikle kol hareketlerindeki hassasiyet azaldığında araba kullanılabilir.
Günlük hayata dönüş: Ameliyattan sonraki bir kaç gün kol hareketlerinde hafif ağrı olur. Bu memenin üzerinde bulunduğu göğüs kaslarının hareketleri ile oluşan ağrıdır.
Spor: 2 hafta sonra uzun yürüyüşler, 3 hafta sonra koşuya başlanabilir. Kolların kullanıldığı fitness, tenis gibi sporlara 4 hafta sonra başlanabilir.
Son şekil: İlk zamanlarda oluşan sertlikler üçüncü aydan sonra geçer.

--

Okunacak en büyük kitap insandır.