AH BİR TANIŞSAK...

başak1
başak1's picture

Son derecede etkileyici ve düşündürücü bir film hakkında yapılan yorumu sunuyor ve İzlenmesinde fayda olduğunu düşünüyorum.

Bir tanışsak her şey kolaylaşacak...
Yunus Emre `Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım` diyeli yüzyıllar oldu. Ve yüzyıllardır bu mesele hakkında iğneyle kuyu kazmak gibi çabalar olsa da esasen hala çok da kolay tanış olunmadığı bir gerçek.
Bir `öteki`dir tutturulmuş gidiyor; Batı`ya göre Doğu, Doğu`ya göre Batı, zenciye karşı beyaz, beyaza karşı zenci, hatta kimilerine göre bizzat kendi halkı! bu konuyu irdeleyen `Özgürlüğün Rengi`isimli filmde şöyle bir diyalog geçiyor mesela: Çıtı pıtı giyimli, iki çocuk sahibi beyaz ırktan Gloria Hanım, başta Nelson Mandela tüm zenciler için `Onlar sadece mahkum değil, terörist! Serbest kalırlarsa hepimizi öldürürler! Bütün siyahlar!` diyor eşi James `e. Kısa süre sonra Mandela `nın gardiyanlığını üstlenecek olan James ise eşini desteklese de o kadar sert çıkamıyor. Zira hala küçük kutusunda sakladığı bir bileklik var; çocukluk arkadaşı zenci Bafana`nın hatırası.
Bille August `un yönetmenliğini üstlendiği film, yaklaşık 20 yıl Nelson Mandela `nın gardiyanlığını yapan James Gregory `nin hatıralarını aktardığı kitabından uyarlanmış. Güney Afrika `da devlet eliyle zencilere yapılan ayrımcılığın had safhada olduğu yıllar... Zencilerin ev, toprak alma hakkının olmadığı, vatandaş sayılmadığı ve özgür bir vatandaşın sahip olması gereken hakların hepsinden mahrum olduğu zamanlar yani. 1968 Haziran`ında James , bir adada hapis tutulan Mandela `nın gardiyanı olarak görevlendirilir. Çünkü, çocukluğunda yaşadığı yerde zencilerin aralarında konuştukları yerel dili öğrenmiştir. Bu sebeple bütün mektuplar, tüm ziyaretler (ki zaten yılda bir kez izin verilmektedir) James `in denetiminde olacaktır. Ancak olayların akışı değişir; `emir demiri keser ` zihniyetiyle işbaşı yapan James , zaman geçtikçe Mandela `yı ya da dostlarının hitabıyla Madiba`yı, tanıyacaktır. Tanımak, beraberinde anlamayı ve hatta sevmeyi getirecek elbette. Tıpkı önceki gün hayatını kaybeden Ulrich Muehe`nin başrolünde oynadığı `Başkalarının Hayatı ` filminde olduğu gibi. Orada da devletin `terörist` diye yaftaladığı bir sanatçının evini dinleme kararı alan görevli rolündeki Muehe, zaman içinde siyasi değil; ama insani ve sanatsal içerikli konuşmalarla bambaşka bir dünyada buluyordu kendini. Müziğe ve edebiyata ilgisi, bu evde karşılığını buluyor ve enselerine çökmesi gerekirken onlara bile hissettirmeden yardım ediyordu sanatçı ve dostlarına. Zira istediklerinin, `insanca, pek insanca` olduğu noktasında buluşuyordu onlarla. James `in hikayesi de biraz böyle. Mesela Mandela `yı ziyarete eşi geliyor. Aralarında cam, telefonla konuşuyorlar. Baştan uyarılıyorlar; `Siyaset konuşmak yasak, sadece ailevi şeyler konuşabilirsiniz.` Bu yasağı koyanlar, bindikleri dalı kestiklerinin farkında değil. Zira Mandela `nın eşi, babalarını özleyen iki kızından, ehliyet ve araba alan oğlundan bahsederken hem Mandela `ya dayanma ve davasına daha da sarılma gücü veriyor hem de yanı başlarında onları dinleyen James `in ezberini bozarak domino etkisi yapacak olayları başlatıyor. Tabii bu, bugünden yarına olacak bir şey değil. Hele hele ideali, iki çocuğuyla birlikte ailesinin hayat standardını yükseltmek olan ve başta yazdığımız sabit fikre sahip olan bir eşi varsa insanın... James , insan olma ortak paydasının peşinde ve Mandela `nın etkileyici tavırları eşliğinde her gün yeni bir şey öğrenir ve yaptığı işe inancını kaybederken eşi Gloria ise daha büyük bir ev, daha konforlu bir hayat, çocukları için daha iyi okullar ve daha iyi çevre düşünmektedir yalnızca. Aynı sıralarda Mandela , yılbaşı hediyesi olarak karısına bir parça çikolata hediye edebilmenin peşindedir. James ise yaptıkları hararetli tartışmaların birinde, `Bir tarih yazılıyor ve ben bu tarihin parçası olmak istiyorum.` der Gloria `ya. Yanılmadığını bugünden bakınca görüyoruz.
Film, Mandela `nın hayatını anlatmıyor. Zaten 27 yılını hapiste ve çoğunlukla hücresinde, üstelik de yüzünü pencereye dönüp konuşmamayı seçerek geçiren bir adam, sinematografik açıdan da çok verimli olmazdı. Buna mukabil, olayların ve Mandela `nın dışarıdan görünüşü, onunla mahpus-gardiyan ilişkisi kuran ve kendisi de gayet farklı bir kişilik olan James `in ve onun etrafındakilerin yaşadıkları ve geçirdikleri değişim üzerinden anlatmak, seyirciye çok daha geniş düşünme fırsatı sunuyor. Joseph Fiennes , Diane Kruger ve Mandela rolünde Dennis Haysbert `in harika oyunculuklarıyla...
ÖZGÜRLÜĞÜN RENGİ / GOODBYE BAFANA
Yönetmen: Bille August
Oyuncular: Joseph Finnes, Dennis Haysbert , Diane Kruger