Eğer aşık isen güzel canana
Seyreyle cemalin dur gizli gizli
Eğer mecnun isen hüsnü didara
Gizle asrarını dur gizli gizli
Mamur et başını kendinde ara
Eğer mamur isen erersin dara
Farkeyle kendini yanarsınnara
Bülbüle zareyle dur gizli gizli
Yeşil nikabından perdeyi kaldır
Sevdiğin dilberin orada vardır
Aşıkların işi hey dost ah ile zardır
Açıldı gülleri der gizli gizli
Bu sırrı vahdetten irfanı gözle
Arif olup dostun izini izle
Sen herşeyden evvel kendini gözle
Gördünse didarı dur gizli gizli
Manayı alemde o cana yar ol
Ara sevdiğini öz bağında bul
Aşıklar maşuğa hey dost olmuşlardır kul
Özünü pakeyle dur gizli gizli
Noksani seyreyle bekle ikrarı
Sinemde yanıyor aşkıyla narı
Aşıklar neylesin böyle ayarı
Çekiver katarı var gizli gizli

Bir nefesçik söyleyeyim
Dinlemezsen neyleyeyim
Aşk deryasın boylayayım
Ummana dalmağa geldim
Ben Hakk'la oldum aşina
Kalmadı gönlümde nesne
Pervaneyim ateşine
Oduna yanmağa geldim
Aşk harmanında savruldum
Hem elendim hem yuğruldum
Kazana girdim kavruldum
Meydana yenmeğe geldim
Ben Hakk'ın edna kuluyum
Kem damarlardan biriyim
Ayn-ı cemin bülbülüyüm
Meydana ötmeye geldim
Pir Sultan'ım der gözümde
Hiç hata yoktur sözümde
Eksiklik kendi özümde
Darına durmağa geldim
Muhammed Ali'nin Aldım Elini
Hak Deyip Tuttuğum Elden Ayrılmam
On İki İmamın Tuttum Yolunu
Hak Deyip Tuttuğum Yoldan Ayrılmam
Mürşidin Nefesi Hak Nefesidir
Mürşid Sözün Tutmayanlar Asidir
Mürşidin Rızası Hak Rızasıdır
Hak Deyip Tuttuğum Yoldan Ayrılmam
Mürşidin Gittiği Veli Yoludur
Gitme Dediğine Gitmemelidir
Zahir Batın Muhammed Ve Ali'dir
Hak Deyip Tuttuğum Yoldan Ayrılmam
Hak Erenler Bir Araya Derilse
Cümle Aşıklara Nasip Verilse
Aşikare Hak Gözüyle Görülse
Hak Deyip Tuttuğum Yoldan Ayrılmam
Şah Hatayi'm Hak Bil Tuttuğum Eli
Zahirde Batında Hak Gördü Seni
Gerçek Erenlerden Aldım Haberi
Hak Deyip Tuttuğum Yoldan Ayrılmam
Gönül ne gezersin seyran yerinde
Âlemde her şeyin var olmayınca
Olura olmaza dost deyip gezme
Bir ahdine bütün yâr olmayınca
Yürü sôfi yürü, yolundan azma
Elin gıybetine kuyular kazma
Varıp her dükkânda metaın çözme
Yanında mürşidin var olmayınca
Kalktı havalandı gönlümün kuşu
Kavga, gıybet etmek kötünün işi
Üstadın tanımaz bunda her kişi
Anın kim mürşidi er olmayınca
Varıp bir kötüye sen olma nöker
Çarhına değer de dolunu döker
Ne Hüdâ’dan korkar, ne hicap çeker
Bir kötüde namus; âr olmayınca
Şah Hatayi ’m edem bu sırrı beyan
Kâmil midir cahil sözüne uyan
Bir baştan ağlamak ömredir ziyan
İki baştan muhip yâr olmayınca
zulf-ü kâküllerin amber misali
buy-u erguvandan güzelsin güzel
kızarmış gonca gül gibi yüzlerin
şah-ı gülistandan güzelsin güzel
yüzünde yeşil ben aşikar olmuş
çekilmiş kaşların zülfikâr olmuş
gözlerin aleme hükümdar olmuş
mihr-i süleyman'dan güzelsin güzel
kurulmuş göğsünde bahçe-i vahdet
hatmolmuş kadrinle tûbayı hikmet
cemalin seyreden istemez cennet
sen huri gılmandan güzelsin güzel
gözlerin velfecri benzer imrân'e
seni seven âşık olur divane
yanakların şûle, vermiş cihana
yüz mahı tabandan güzelsin güzel
çiğ düşmüş çayıra benzer yüzlerin
âşıkın öldürür şirin sözlerin
mısrın hazinesi değer gözlerin
zühre-i rahşandan güzelsin güzel
Sıdkı der suretim hattın secdegâh
cümle güzellere oldum pişegâh
güzeller tacısın yüzün padişah
yusuf-u kenan'dan güzelsin güzel
zulf-ü kâküllerin amber misali
zerrin abla ya süpersin :) bunu bi de erkan oğur söylediği zaman ooooooooo başka söze gerek var mı :D
Haklısın:) Erkan Oğur.
Sabahtan Cemalin Seyran Eyledim
Gönüller Perişan Elinden Sunam
Nice Bir Gezeyim Gurbet Elleri
Hiç Mi Bilir Yoktur Halımdan Sunam
Seher Bülbülüsün Gider Gelmezsin
Gelirsen De Güzel Baki Kalmazsın
Seni Uçuranlar Murat Almasın
Seni Kim Uçurdu Yuvandan Güzel
Pir Sultan Abdal'ım Dervişler Gezer
Aradım Bulmadım Derdimi Yazar
Şimdi Benim Dostum Cennette Gezer
Kalma Benim İçin Yolundan Sunam
Seni Kim Uçurdu Gölümden Sunam
diye biliyordum ama,
ağızdan ağıza değişiyor galiba.
saygılar.
Eğildim Bir Dolu İçtim
Eğildim, Bir Dolu İçtim,
Pirin Elinden, Elinden,
Yandı Yüreğim, Kül Oldu,
Narın Elinden Elinden.
Dostlar Bahçesini Gezdim,
Hem Okudum, Hem De Yazdım,
Ben O Yardan Ayrı Gezdim,
Elin Dilinden, Dilinden.
Dostun Bahçesinde Güller,
Ne Bilsin Halimden Eller,
Şakıyıp, Öter Bülbüller,
Gülün Elinden, Elinden.
Tutmuşum Pirin Elinden,
Korkmam Sıratın Yolundan,
Sakın, Kul Hüseyn’im Sakın,
Düşman Kulundan, Kulundan.
Her Ne Halde İsem Bilir Dost Beni
Aşıkını bu menzile erdiren
Her ne halde isem bilir dost beni
Bir noktada bin bir hikmet gördüren
Her ne halde isem bilir dost beni
Çekip katarını yola gelene
Canım kurban olsun halden bilene
Şu gönlüm yar olmaz yüze gülene
Her ne halde isem bilir dost beni
Mümin olan muhabbeti hal eyler
Özünü alemde türap yol eyler
Nadan olan ismimizi pul eyler
Her ne halde isem bilir dost beni
Kerem eyle kurtar ulu yaradan
Ayırma bizleri cemden sıradan
Cahil olan seçmez akı karadan
Her ne halde isem bilir dost beni
Daimi eriştim seyran çağıma
Kumru dudu konar dal budağıma
Ben bağban olmuşum kendi bağıma
Her ne halde isem bilir dost beni...
hepsi birbirinden muhteşem:) en azından anlam yüklü hepsi şimdiki zırzop parçalara inat dimdik ayaktalar. emeğine sağlık zerin abla:))
Beğendiğine sevindim Ezgi'ciğim. Ben yanlızca buraya ekleyerek sizlerle sevdiğim nefesleri paylaşıyorum. Emek benim değil...Hak aşıkları iyi ki söylemişler ve söylemeye devam ediyorlar. İyi ki varlar...
Aşk atına süvar olan aşıklar
Ölünceye kadar yorulmaz imiş
Hakkı can gözüyle gören sadıklar
Bu fani dünyaya sarılmaz imiş
Kiraman katibi cümleyi yazan
Berhudar mı olur doğrudan azan
Fırsat elde iken sermaye kazan
Eli boş divana varılmaz imiş
Sıdkı der yar olma kavl-i yalana
Sakın emeğini verir talana
Burda hünkar evladına muhib olana
O divanda sual sorulmaz imiş
Gel benim sarı tanburam
Sen ne için inilersin
İçim oyuk derdim büyük
Ben anın'çin inilerim
Koluma taktılar teli
Söyletirler bin bir dili
Oldum Ayn-ı cem bülbülü
Ben anın'çin inilerim
Koluma taktılar perde
Uğrattılar bin bir derde
Kim konar kim göçer burda
Ben anın'çin inilerim
Göğsüme tahta döşerler
Durmayıp beni okşarlar
Vurdukça bağrım deşerler
Ben anın'çin inilerim
Gel benim sarı tanburam
Dizler üstünde yatıram
Yine kırıldı hatıram
Ben anın'çin inilerim
"Sarı tanbura"dır adım
Göklere ağar feryadım
Pir Sultan'ımdır üstadım
Ben anın'çin inilerim
Dediler ki keramet kanı Haydar
Dayanılmaz derdimin dermanı Haydar
Hakk'ın kudreti sende ayandır
Velayet mülkinin sultanı Haydar
Cemad'a dil verirsin emr-i Yezdan
Verir nutkun ölüye canı Haydar
Kamu mümin'lerin kalbinde mihrin
Olubdur dini hem imanı Haydar
İmamü'l Müttekinsin bellü bayık
Erenler merdinin merdan'ı Haydar
Behişt ehline saki'i ezelsin
Hakk'ın sende erer ihsanı Haydar
Yemini derd mende eyle inayet
Delalette komagıl anı Haydar
Evliya'ya eğri bakma
Kevn-ü mekan elindedir
Mülke hükmü veren odur
İki cihan elindedir
Sen anu şöyle sanursun
Sencileyin bir Adem'dir
Evliya'nın sırrı vardır
Gizli,İyanı sen'dedir
Hak anı bunda gönderdi
Kullarını irşad için
Kime diler iman verir
Kahr-u ihsan elindedir
Hak zat ile,sıfat ile
Tecelli eyledi Ana
Varlığı,Hak varlığıdır
Emri süphan elindedir
Kaygusuz Abdal'ın sırrı
Okudum,anladım,bildim
Bütün alem'lerin hükmü
Kamil insan elindedir.
Gönül Çalamazsan
Gönül çalamazsan aşkın sazını
Ne perdeye dokun ne teli incit
Eğer çekemezsen gülün nazını
Ne dikene dokun ne gülü incit
Bülbülü dinle ki gelesin coşa
Karganın namesi gider mi hoşa
Meyvesiz ağacı sallama boşa
Ne yaprağını dök ne dalı incit
Bekle dost kapısın sadık dost isen
Gönüller tamir et ehli dil isen
Sevda Sahrasında Mecnun değilsen
Ne Leyla'yı çağır ne çölü incit
Rızaya razı ol hakka kailsen
Ara bul mürşidi müşkülde isen
Hakikat şehrine yolcu değilsen
Ne yolcuyu eğle ne yolu incit
Gel haktan ayrılma hakkı seversen
Nefsini ıslah et er oğlu ersen
Hüdai incinir inciden versen
Ne kimseden incin ne eli incit
Gel ey dinle sofu bize böyle aşk
Hüseyn-i Deşt-i Kerbela'dan geldi
Yudular cesedim kıldılar secde
Meleklerin ahı seladan geldi
Tuttuğum yol iken aşk-ı Mevlan'ın
Eylenir bin türlü derdi belanın
Hak Muhammet Ali Erler Yolunu
Onların lütfu da beladan geldi
Sineme çaldım çok kara daşlar
Döktüğüm derd ile sel oldu yaşlar
Verdiğimiz Dost'a şehid-i başlar
Bize rehin Kalu Bela'dan geldi
Bin yil hizmet ettim bari hudaya
Saldı yine nara cevri cudaya
Yandı pişti gönül düştü sedaya
Mest-i şarabımız doludan geldi
Gurbet sıla oldu fakri garib'e
Okuyup yazdım halim haraba
Mezarımı kazdı yüzüm turaba
Başıma bu tacı Ulu´dan (Veli´den)geldi
Sermayem aşk pulsuz derdim dilekce
Derdimend'inde saklıdır akçe
Pir'den hırka giydim yırtıktır ökce
Nefesim himmeti Ali'den geldi
(sözlerde hata var ise af ola)
Ahu gözlüm sen bu elden nere gitsen ben gelirim
Bağlarım yas karaları ardın sıra ben ölürüm
Niye cefa verdin bana canım kurbandır yoluna
Daha gitme dön sılana ataşlarda ben yanarım
Ben yanarım
Gönlümü sana vermişim bağında güller dermişim
Başımı yola sermişim dertlerinden ben alırım
Niye cefa verdin bana
Niye cefa verdin bana
...Ben Mecnunum sen Leylamsın
Yürekte kanar yaramsın
Şu alemde tek çaremsin
Sen olmazsan ben nolurum
Turab oldum yar yoluna
Bülbülem kondum dalına
Sinemde yandım halına
Göz yaşımı ben silerim
Ben silerim Dost
Derdimend kulun da netsin
Buralarda kime gitsin
Tahtımda gizli servetsin
Kullarından ben bilirim
Ben bilirim Dost
Merhaba güzel dostlar,
Benim nefesler başlığı altına koyacağım yazı ise, bir iki görüşten ibaret olacak, izninizle.
Bu alan Edebiyat başlığı altında tanımlanmış ve yazan canların konuya hem ilgili hem âşina oldukları görülüyor, biliniyor.
Alıntıların sanırım çoğu sanal ortamlardan yapılmakta.
Kitap alıntılarının, yazılı metinlerin dili bakımından, doğru aktarılmaya katkısı olacağını düşündüğümden bunu söyledim.
Diyeceğim şudur; bu manzum metinlerin olduğunca özenle aktarılması bakımından bir veya birkaç dostumuz GÖNÜLLÜ esasına göre görev alması, metinlerin aslına uygunluğu ve ifadesinin kavranmasına katkı verecek ve yayılması sağlanacaktır.
Canan ve Zerin arkadaşlar başta olmak üzere hem bu foruma yazmış hem de sitenin yazma konusunda ilgili üyelerine "yaşımızdan aldığımız cesaretle" ricamızdır.
Okumalarım esnasında aldığım notlar ;
1- Aydın'ın Zerin'e yazdığı " seni kim uçurdu gölümden sunam" olacağı konusu bana da uygun göründü
2- kanı keramet denilince anlamı yok gibi duran söz "kân-ı keramet" olunca, keramet kaynağı anlamına ulaşabiliyoruz.
3- İyan yerine "iyar" olunca ayar olduğunu görüyoruz.
Gibi...
Kaygım bu lezzet sofrasından herkesin ve gereğince nasiplenmesidir.
Hepinize sevgi ve selamlarımı yolluyorum.
Hoşçakalın
Y. Sadık YILMAZTÜRK
Sevgili Zerin,
Öncelikle bu başlığı açtığın için teşekkür ediyorum.
Nefesler içinde yer alan "Derdimend" mahlaslı İsmail Metin Dostun bir nefesi içindeki yazım hatasını -affını dileyerek- düzeltmek gerekmekte.Zira Hakk kaynaklı kelamın hatalı yazımı hem Sadık Beyefendinin ifade ettikleri üzre yanlış anlaşılabilir ya da eksik anlaşılabilir ki buna gönlümüz razı olamaz.Feyz kaynağı olacaktır bu eşsiz nefesler arayıcılara inşallah...
Doğru şekliyle tekrar aktaralım.(Çorba da ufak bir tuz olsun dileriz)
Gel ey dinle sofu bize böyle aşk
Hüseyn-i Deşt-i Kerbela'dan geldi
Yudular cesedim kıldılar secde
Meleklerin ahı seladan geldi
Tuttuğum yol iken aşk-ı Mevla'nın
Eylenir bin türlü derdi belanın
Hakk Muhammed Ali Erler Yolunun
Onların lütfu da beladan geldi
Sineme çaldığım çok kara daşlar
Döktüğüm derd ile sel oldu yaşlar
Verdiğimiz Dost'a şehid-i başlar
Bize rehin Kalu Bela'dan geldi
Bin yıl hizmet ettim bari hudaya
Saldı yine nara cevri cudaya
Yandı pişti gönül düştü sedaya
Mest-i şarabımız doludan geldi
Gurbet sıla oldu fakr-ı garib'e
Okuyup yazdığım halim haraba
Mezarımı kazdı yüzüm turaba
Başıma bu tacı Ulu´dan (Veli´den)geldi
Sermayem aşk ,pulsuz verdim dilekce
Derdimend'liğinde saklıdır akçe
Pir'den hırka giydim yırtıktır ökce
Nefesim himmeti Ali'den geldi
Yapılan düzeltmeler için teşekkür ederim.
Merhaba Hoş Geldin Ey Ruh-i Revanım
Seyyid Nesimi-Hasan Albayrak
Merhaba Hoş Geldin Ey Ruh-İ Revanım, Merhaba
Ey Şeker Leb Dil-Ber-İ Şirin Zebanım, Merhaba
Çün Lebün Cem-İ Cem Oldu Nefha-İ Ruhu-L Kudüs
Ey Cemilüm Ve'y Cemalim Bahrü Kanum Merhaba
Ey Melek Suretli Dilber, Can Fedadır Yoluna
Lahmine Lahmi' Dedün Çün, Kanı Kanum Merhaba
Geldi Yarim Naz İle Sordu: Nesimi Nicesen
Merhaba Hoş Geldin Ey Ruhi Revanım Merhaba
Gel Güzel
Gel güzel yola gidelim
Adı güzel Ali’m ile
Açlar doyar susuz kanar
Leblerinin balı ile
İçilmez dolu içilmez
Pir ile yardan geçilmez
İkisi birdir seçilmez
Has bahçenin gülü ile
Erenler lokması nurdur
Lokmaya elini sundur
Şah Hatayi’ m doğru yoldur
Ali’m kendi yolu ile
Alemin Nuru
Hasretinden yandı varım hiç görürmüyüm seni
Umarım hak divanında yad eyliyesin beni
Sana cömert gani derler mürvet hey keremkanı
Alemin nuru Muhammed mürvet ya Ali mürvet
Sana benzer bulamadım şu cihan-ı vahdette
Göster mah-ı cemalini kalmayayım hasrette
İsmini zikr eden kullar mahrum kalmaz ahrette
Alemin nuru Muhammed mürvet ya Ali mürvet
Bağışla bu günahkarı yüz sürdüm dergahına
Ruhum küfr içinde kaldı kalma bu günahıma
Sığınıp gelmişem ben bu risalet penahına
Alemin nuru Muhammed mürvet ya Ali mürvet
Hatayi der ki ya Ali dolu günahla tenim
Alemin nuru Muhammed mürvet ya Ali mürvet
Merhaba
Ricamızın itibar görmesinden önce, bu sorumluluğun üstlenilmesi bizi sevindirmiştir.
Hem teşekkür ederim hemde selam...
Varolun!
YSY
Sar'öküzü benden sual sorarlar
Ben bilemem bilenlere sorayım
Şu dünyayı uçtan uca ararlar
Ben bilemem bilenlere sorayım
Dünyayı üstüne kurdu hu deyü
Öküzün başının altı su deyü
Şu dünyanın damızlığı ne deyü
Ben bilemem bilenlere sorayım
Hindistan'a indi öküzün dili
Kabe'yi sırtında getürür beli
Evveli Muhammet ahiri Ali
Ben bilemem bilenlere sorayım
Kuyruğunu gördüm Yemen ilinde
Nurdan taç başında kemer belinde
Muhammet kalbinde Ali dilinde
Ben bilemem bilenlere sorayım
Mağripten maşrıka dünyanın ucu
Sarraf olan bilir altını tucu
Yalan imiş şu dünyanın sonucu
Ben bilemem bilenlere sorayım
Gün doğunca boynuzuna nur düşer
Bir yandan doğar da bir yandan aşar
Çiftçisi kim imiş çifte kim koşar
Ben bilemem bilenlere sorayım
Pir Sultan Abdal'ım yazmış göndermiş
Yedi yerden suyun vermiş kandırmış
Yönünü de Hak'tan yana döndermiş
Ben bilemem bilenlere sorayım
bizden öncekiler ve bizim su anda bulundugumuz ortamlarda böyle güzel sanatların unutulmaya yüz tutmus olması bizi cok üzüyor ama bunları sizin gibi duyarlı dostlarımızın paylasımları ile yeniden hatırlamak hatırlatmak cok güzel bir paylaşım sizlere bu paylaşımınızdan dolayı teşekkür eder biz ve bizim gibi düşünen davranan bütün herkese bu sanatların var oldugunu hiç tükenmeyeceğini belirtmemiz gerek emeğinize sağlık
saygılarımla...
Dünyadan Elin Çek Divane Gönlüm
Ulaş Bir Üstada Er İle Görüş
Mürşid Nazarını Yad Ederse Dil
İkilikten Geçüb Bir İle Görüş
Er Eteğine Yüz Sürmek Dilersen
Aslına Zatına Ermek Dilersen
Hakk'ın Cemalini Görmek Dilersen
Nur İle Nur Olup Sırr İle Görüş
Sen Nefsini Öldür Olagör Yeksan
Varlık Gömleğini Eylegil Üryan
Yedi İklim Dört Köşede Lamekan
Erenlerin Sırrı Nur İle Görüş
Aşık-I Sadıklar Ola Gelmiştir
Ağlayanlar Bir Gün Güle Gelmiştir
El Ele El Hakk'a Bula Gelmiştir
Tanrı Kendi Özün Pir İle Görüş
Hatayi Biçare Kuldur Şahma
Hünkar Hacı Bektaş Nazargahına
Deli Gönül Hak Ol Düş Dergahına
Er Olayım Dersen Er İle Görüş
Gönül evine bir karaltı gelse
Şol nefs bulutunun dalâletidir
Kişi yol bulmasa yabanda kalsa
Yaramaz huylarının şiddetidir
Ettiği günahı eline alsa
Erenler cem'ine mürvete gelse
Kişi eksikliğin özünde bulsa
Dervişlik mü'minlik alâmetidir
Sürüp gerçeklerin izin izlemek
Ma'şûkun mihrini canda gizlemek
Üstat mezarında edep gözlemek
Belî şu gerçeğin cennet zâtıdır
Zîrâ cennet zâttır cehennem sıfât
Hırsın nefsin öldür bulasın necât
Edeb üstaddurur ilim hakıykat
Öğrenegör Hakk'ın sanaatıdır
Miyan-beste olan üstadsız olmaz
Rehber olmayınca bu yol bulunmaz
Üçü bir kimsedir ismi bilinmez
Mürebbî farz musâhip sünnetidir
Er Hak nazarıdır üstad nazarı
Gerçek olan alır gevher pazarı
Süreler dergâhtan mizan bozarı
Çal düşür bindiği Şeytan atıdır
Muhammed Alî'dir Alî Muhammed
Sevenin ıvazı dîdar mahabbet
Mürşid-i kâmile getir irâdet
Ol Hakk'ın seyyid-i saadetidir
Nesline belî de Murtaz'Alî'nin
Bülbülü olasın cennet gülünün
Can merd iyesidir ışk-ı Alî'nin
Ezelden buluşmuş ünsiyetidir
Mürşid de Alî'dir tarıyk ehline
Bilişen buluşur erer rahmine
Gel beri durursan diken zahmine
Bülbül hod bu gülşenin lezzetidir
Çeşm-i bülbülleri sadâlaştıran
Beni zülfü teline dolaştıran
Kul Himmet'i sevdaya ulaştıran
Yine güzel şahın inâyetidir
Virane sofrası sermiş meydana
Hakikatten yenen lokma sır olur.
Otuz iki velahette sever mestane
O sofraya el sunanlar er olur.
Gerçekler mümini işlekten bilir.
İşleği olmayan yorulur kalır
Yalancılar senlik benlik sazını çalar.
Onlar hakikati görmez kör olur.
Hakikatsiz işlek batındır uyma.
Nadanın sözünü özüne koyma.
Muhammet Ali´nin ahdından kayma.
Muhammet Ali´ye uyan nur olur.
Bulayım dersen yetmişüçün kolayın
Evladı resule olmayız hayin.
Yalancı gerçekten alamaz payın
Gerçeklerin kavli ikrarı bir olur.
Esiri der müşkül oldu işimiz.
Acayiptir seçilmiyor düşümüz.
Gönül muhabbetini kesti kışımız.
Kesilmemiş kara çalı pur olur.