kısaca anlatacak olursam saruhan oluç'a ve cemil ertem'e dayandırdığı yazısında mahçupyan Birgün'de birilerinin Hrant için atın şu ermeniyi dediğini öne sürüyor ve sonrasında da bu iki yüzlü solcuları, bu sahte dostları hrant'ın ölüsünden parsayı toplamaya çalıştıklarını söylüyordu. devamında ise vicdansızlıktan, ırkçılığa, ideolojik müptezellikten faşitliğe kadar birgüne ve sosyalist sola bir çok hakaretle yazsını tamamlıyor, mahçupyan.
yazının hemen ertesi günü ise Birgün "BİRGÜN'DEN ZORUNLU BİR AÇIKLAMA" başlığı altında kurumsal bir cevap vererek mahçupyanı ağır bir dille (mahçupyanın seviyesine inmeden) eleştiriyor ve iddialarının mesnetsiz olduğu açıklıyor.
sonrasında alper görmüş bir arabuluculk rolüne soyunarak 29/28/2008 tarihinde bir yazı kaleme alıyor, mahçupyan'nın duygusal davrandığını bu olayın tartışılması gerektiğini ancak daha sakin olunması gerektiği gibi sözlerle ortamı yumuşatıyor.
bundan sonra bir çok kişi taraf'tan ve birgün'den karşılıklı suçlar nitelikli yazılar yazıyor ama onlara girmeye hiç gerek yok.
bu süreçte asıl önemli olan 30/08/2008 tarihinden itibaren Birgün'de;
SAHTE DOSTLAR -I-
SAHTE DOSTLAR -II-
SAHTE DOSTLAR -III-
başlığı altında bir yazı dizisi yazmaya başlıyor Oğuzhan Müftüoğlu. bu yazılar da müftüoğlu (çok içeriğine girmeyeceğim çünkü hepsinide okumanızda yarar var) bu güncel tartışmayı cevaplamanın yanısıra sol ve liberal-solliberal ittifak arasında ki tartışmanın tarihsel boyutlarını çok başarılı tesbitlerle incelerken, sol politika da devrim perspektifini ve kimlik politikalarının ağırlığınıda tartışıyor. Her bakımdan bu kafa açıcı yazıları ve Oğuzhan Müftüoğlu arşivindeki diğer yazılara bir göz atmanızda fayda var.

Merhaba Eser,
Yazını ve mavi boyalı linklerdeki ilk yazıyı okudum.
Diğerlerini de okumakta dediğin gibi "fayda var".
Okuyacağım da...
Senin uzunca zamandır görmediğim yazılarınla karşılaşmaktan büyük sevinç duydum.
Varol.
Y. Sadık YILMAZTÜRK