Padişah, İncili Çavuşa sormuş ;
-İncili, benim servetle senin servet arasındaki farkı bana bul. Ben mi zenginim sen mi zenginsin?
İncili de demiş ki:
-Hünkârım, müsaade buyurun bir hesap kitap yapayım.
İncili gitmiş bir saat sonra elinde bir sürü lüzumsuz kâğıtlarla huzura çıkmış gelmiş:
-Hünkârım, hesabı çıkardım.
-Ne hesabı İncili?
-Hünkârım buyurmuştunuz ya! Benim servetle senin servet arasında ne fark var demiştiniz ya. O farkı buldum.
-Nedir o?
-Hünkârım sizin servet, benim servetten on beş para fazla.
İncili, sarayın iyânesine, padişahın ikramına muhtaç garip bir insan. Nasıl olur da padişahın servetiyle boy ölçüşebilir? Nasıl olur da sadece on beş paralık bir fark görülebilir? diye düşünen padişah:
-Nereden buldun sen bu farkı? der ve hiddetlenir.
Padişah, saraylara, hazinelere bakıyor ve bunlan hep kendinin zannediyor. Ama İncili, büyük adam. Burada padişahı uyarıp irşat ediyor.
-Zat-ı devletleriniz dar ü beka eylediğinde dokuz arşın kefen, patiska bezinden olur. Bu abd-ı âciz (âciz kulunuz), vefat ettiğinde dokuz arşın kefen, kabut bezinden olur. Dolayısıyla dokuz arşın kabut beziyle, dokuz arşın patiska bezinin arasındaki fark on beş paradır, der.

güzel bir paylaşım olmuş canan abla. çok beğendim. paylaşımın için teşekkür ederim...