öncelikle paylaşımın için teşekürler.
Ali Ekber Çiçek in Hydar Haydar isimli, tek enstrümanla sürekli ve çok sesliligi çok iyi ifade eden konçerto niteliğinde eseri var.senin de sözlerini yazdığın.bu eeser Amerika da Yale üniversitesinde müzik bölümünü okuyan ögrenciler tarafından ders konusu olarak kabul edilmiş. türkiye nin yetiştirdiği böylesine müzik dehası sayılan kişilerleri ne yazık ki bizden çok yurtdışındaki insanlar tanıyor.
bugün sabahat akkiraz Brezilya daki caz ustaları ile eserler icra ediyor.Erol Parlak fransanın Sorbon Operasında(çok elit bir kesimin gittigi salon) konser veriyor.gene Erol Parlak, Arif Sağ ve Erdal Erzincan köln senfoni orkestrası ile birlikte şelpe sanatını icra ediyorlar.Arif Sağ dünyanın en büyük orkestrası Japon orkestrası ile birlikte saz çalıyor. ve dinleyicileri bu kültüre ilgi duyan yabancılar. düşünebiliyor musunuz bu kişiler bile bizim kültürümüzü ne kadar merak ediyor...ülkemize baktığımız zaman ne yazık ki halk müzüigine ilgi bir hayli geri planda. yazık....
saygılar...
- yorum yapmak için giriş yapın ya da kayıt olun


Ondörtbin Yıl Gezdim Pervanelikte,
Sıdkı İsmin Duydum Divanelikte.
İçtim Şerabını Mestanelikte,
Kırkların Ceminde Dara Düş Oldum.
Kırkların Ceminde
Haydar,Haydar Haydar Haydar,
Haydar Haydar Haydar Haydar,
Haydar,Dara Düş Oldum.
1935 Erzincan Ulalar Köyü doğumlu Ali Ekber Çiçek, babasını 1939 Erzincan depreminde yitiriyor ve çok küçük yaşlarda rençberlik yapmaya başlıyor. Bu arada bağlamayı öğreniyor ve cem toplantılarında kulağı Alevi deyişleri ve ezgileriyle doluyor. İlkokul öğreniminden sonra maddi olanaksızlıklar sonucu öğrenimini sürdüremiyor, ancak ağır yaşam şartlarına karşın müzikten hiç kopmuyor. Müzik aşkı ağır basınca İstanbul'a göç ediyor ve halk müziğinin önemli isimleriyle tanışyor. Vatani görevi sonrası radyoya giriyor ve 35 yılı aşkın bir sürede 400'den fazla yapıtı yorumlayarak geniş kitlelere ulaştırıyor.
Halen TRT arşivlerinde ustanın 54 kaseti olduğu söyleniyor. Birçok ülkede konserler ve üniversitelerdeki sohbetler aracılığıyla bu toprakların sanatını dünyaya taşımaya çabalamış Ali Ekber Çiçek, bir kaynakta yolunu şöyle özetliyor:
''Gerçekleri göstermek, gerçeğe kavuşmak ve gerçeği olduğu gibi insanlara anlatmak için çalışmış bir insanım. Cahilden uzak, kâmile yakın oldum; büyüklerime saygı ile, küçüklerime sevgiyle yaklaştım. Konuşulan her kelâmı ibadet gibi dinledim, kimseyi acizlik ve bilgisizlikle itham etmedim... Bu icraatım boyunca hiçbir maddi menfaat sağlamadan, insanların duygularını sömürmek gibi bir yanlışlığa meydan vermedim.
Ali Ekber Çiçek, 26.04.2006 tarihinde Hakka yürümüstür...
Ali Ekber Çiçek'ten derlenen bazı türküler :
Böyle İkrarınan Böyle Yolunan
Bunca Olan Emeğimi
Derdim Çoktur Hangisine Yanayım
Ey Erenler Akıl Fikir Eyleyin
Gönül Gel Seninle Muhabbet Edelim
Gurbet Elde Bir Hal Geldi Başıma
Gurbet Elde Yadellerin Derdini
Gül Yüzlü Sevdiğim
Hazin Hazin Esen Seher Yelleri
İsmini Sevdiğim Saadetli Dostum
Nasıl Yar Diyeyim Ben Böyle Yare
Ondört Bin Yıl Gezdim Pervanelikte(Haydar Haydar)
Ali Ekber Çiçek tarafından derlenen bazı türküler :
Bir güzeli methedeyim
Çoktan Beri Yollarını Gözlerim
El Vurup Yaremi İncitme Tabib
Gönül gel varalım gülşen bağına
Şepke'nin Kavakları
Yolumuz Gurbete Düştü
kaynak:turkuler.com