güldenterazi yazıları
„Seyr ettim alemi gönül gözü ile...“
Submitted by güldenterazi on Çar, 14/05/2008 - 15:53.„Seyr ettim alemi gönül gözü ile...“
Buraya kadar geldik Can. Hemde farkında olmadan.
Yola cıkmadan önce verdiğimiz sözü unuttun mu yoksa ?
Hatırlasana. Ben sana yoldaş olacaktım, sende bana. Daha önümüzde
çok yol var deme sakın. Bunu başından beri biliyorduk. Sonsuz yol
demiştik hani. Bak rehberde yazıldıgına göre bu duraktan sonra... Biraz
daha sabır Can. Az daha...
Suskunluğunun nedenini sorarlarsa, aşık oldum deyip geçiştir. “Sonunda” deyip güleceklerdir. Sen ve ben biliyoruz ya hangi anlamda. Aldırma…
Seyr var seyir icinde...
Submitted by güldenterazi on Per, 06/03/2008 - 21:56.Seyr var seyir icinde...
Sohbet eden üc ki$inin yanínda kulak misafiri olup ne konu$tuklaríndan az cok haberdar olabiliriz. Iki sazín yan yana geldiginde neler konusabileceklerini dü$ündünüz mü hic?
Gündemi „örtbaş“ etmek...
Submitted by güldenterazi on Cum, 01/02/2008 - 11:05.Gündemi „örtbaş“ etmek...
Son zamanlarda Türkiye gündemi türban ile „örtbaş“ edilmeye çalışılıyor gibi.
Üniversite kapılarında türban ile içeriye alınmayan „mağdur kızlarlarımızdan“ bahsediliyor. Bir yandan türbanın üniversiteye girmesi ile birlikte kamplaşmanın baslayacağını düşünenler, diğer taraftan, nasıl olsa er yada geç türbanı üniversiteye sokacağından emin bir şekilde kampüsteki çay bahcesinde farklı din ve dünya görüşünden öğrencilerin bir arada oturduğunu hayal eden ve Türkiye´nin son zamanda geriye doğru gidişhatına „Gülen“ler...
Hazinenin "Anahtarı"
Submitted by güldenterazi on Pzt, 15/10/2007 - 19:07.Hazinenin „Anahtarı“
Bütün soruların cevabı ondaydı aslında. „Okuyabilene“ her bir harfi altından daha değerli. Labirentin sonundaki harita gibiydi içindeki. Ve Künt-ü kenze ulaşbilmek için insanlarda bir telaş...
Anahtarın sahtesini yapmakta gecikmemislerdi bezirgancılar. Bu anahatarlar labirentin farklı yerlerinde duran, küçük sandıkları acıyorlardı acamasına. Içlerinde birsey bulamayıp geri dönenler, sanki hazineyi bulmuş ve içindekilerini yanlızca kendileri görüyorlarmış gibi insanlara üstünlük taslıyorlardı. Sahte anahtarları satanlarla ağız birliği içinde halkı kandırmaya çalışan „sahtekârlar“. Insanları sömüren, adil bir toplum yaratmak yerine, onlara kula kulluğu yakıştıran bir yönetim düzeninde, gücü gücü yetene...
Bu bozuk düzenin içinde kendi halinde yaşayan bir aile vardı. Hazinenin içinde ne olduğunu ve ona giden en dogru yolu gösterebilecek olan tek bu aile idi.
Acaba anahtarın kimde olduğunuda biliyormuydu?
- yorum yapmak için giriş yapın ya da kayıt olun
- Tamamını oku
.
Submitted by güldenterazi on Cmt, 08/09/2007 - 19:34.Merhaba değerli Dostlar,
bugüne kadar yazılarımı okuyup yorum yaptığınız için hepinize cok teşekkür ederim. Başta sayın Selahattin Cakmak´a beni bu iş için uygun gördüğü ve cesaretlendirdiği için kendisine sonsuz teşekkür ve saygımı belirtmek istiyorum.
Önümüzdeki dönem ders bakımından benim için biraz daha yoğun olacağı icin, sizlerle bu son yazımı paylaşmak istedim...
Aklın ve mantığın durduğu yer...
Submitted by güldenterazi on Cmt, 01/09/2007 - 16:04.Aklın ve mantığın durduğu yer...
On Birinci Cumhurbaşkanı üçünçü oylama turu sonucu „secildi“. Halkın büyük bir kısmı hayal kırıklığı yaşıyor. „Benim Cumhurbaşkanım degil“ veya „benim Cumhurbaşkanım Atatürk“ diyenlere verilen cevaplar, onursuz tavsiyeler ortada. Ne beklenirdi ki başka „Anan´ı da al git“ diyen bir anlayıştan?
Cumhurbaşkanlığı neyi ifade ediyor? Daha doğrusu T.C.´nin Cumhurbaşkanı nasıl olmalı? Mustafa Kemal gibi olmalı. Ulusu´nun güç, gurur ve güven kaynağı olmalı. Ha, “Mustafa Kemal olmak kolay mı?” diye sorabilirsiniz. Elbette değil. Ama en azından O´nun gibi düsünmek, en azından O´nu anlamaya çalışmak imkansız değil. Mustafa Kemal´in özelliklerinin bir kaçına dahi sahip olmak yeterli ulusun „onurlu yaşayabilmesi“ için...


