Sponsor linkleri

Üye olmak istiyorsanız...

Sitemiz sizlerin rahatı için davetiye ile üye almaktadır.

Davetiyeleri site üyelerinden veya "Ana menü"deki "iletişim" linkini tıklayarak bize adınızı, soyadınızı ve köyünüzü ulaştırarak temin edebilirsiniz.

divrigigenclik.com ekibi

BİR ÇUKURA DÜŞMENİN ANATOMİSİ

BİR ÇUKURA DÜŞMENİN ANATOMİSİ

Gözünüze ve gönlünüze kestirdiğiniz dümdüz bir ilerleyiş yolunda sorunsuz yürümektesiniz. Ve ne olursa hep işte o anda olur ya; düz sandığınız yol tepetakla eder sizi ve karışırsınız düşüp toz duman toprağa yüzükoyun ya da sırtüstü. Gerçi nasıl düştüğünüz çokta farketmez düştükten sonra bir kere...

Yol az önce dümdüz iken ne oldu da takılıp düştünüz birden bu değişken arazi arızasında? Panik başlar hemen değil mi? “Etraftan bir gören oldu mu bu halimizi?” diyen düşünceler ve “bu gafletli düşüşten en çabuk nasıl kurtulurum” paniğinin her türlü psikolojik ve fiziksel halleri sarar insanı. Fakat panik yok...Asla...

Evet! Beklenmeyen bir anda yaşanan böylesi durumlar için panik yapmak yok ve olmasın sakın.

Bir ilerleme esnasında başınıza gelen beklenmedik bu durum için baygınlıklar geçirmek yerine; ilk önce sadece derin bir kaç nefes alarak kıpırdamadan düştüğünüz pozisyonda bekleyin. Derin nefes almalarınızın beyninize sağladığı oksijen desteğiyle daha iyi düşünme fırsatı bulacaksınız ve hemen mantıklı düşünmenize uygun hareket pilanı sırasını uygulamaya başlayın.

Yapacaklarınız kısaca şunlar olmalıdır :

İlk öncelikle hiç kıpırdamadan vücudunuzda bir kırık çıkığınız olup olmadığını değerlendirin. Eğer hissettiğiniz bir ağrı sızı yoksa ilk iyi haber olarak durumunuz fena değil demektir.

Sonra ayağa tekrar kalkmak ve içersine düşmek yöntemiyle içinde bulunduğunuz ve ilk anda “çukur” olarak tanımladığınız yerden çıkabilmek için bu yerin derinlik ölçüm tespitlerini yapın. Çukurunuzun enini, boyunu ve derinliğini ölçecek mutlaka elinizde bir ölçü aleti vardır. Elinizde hiç bir ölçüm aleti yok ise elinizin bizzat kendisi vardır ve “karışlama” denen yöntem ölçümün tanımını kesinlikle karşılar merak etmeyin.

Bilinizki en kolay olan “çukurdan çıkma” yöntemi her zaman en kötü yöntemdir. Onun için acele etmeyin ve çukurdan çıkış yönteminizi seçmeden önce bir süre daha sabırla bekleyin.

Tekrar çevrenizi sessizce inceleyin. En güvenilir ve emin bulduğunuz çukurdan çıkış yolunu ve yöntemini soğukkanlılıkla tespit edin.

Ve ancak en son olarak harekete geçip tüm gücünüzü kullanarak düşüncenizde belirlediğiniz uygulamalı yöntem ile çukurunuzdan dışarı çıkın.

Şimdi ancak verdiğiniz kararın isabetliliğiyle orantılı bir sürat ve kolaylıkla çıktığınız bu arazi ya da insan yapısı engelinden kurtulmayı gerçekleştirdikten sonra söz konusu olan “düşüş yerini” yeniden incelemeye başlayın. Düşme nedenlerinizi ve düşüş pozisyonunuzu bir daha üşenmeden gözden geçirin.

İlerleme istikametinizin aslında “kesin bir düşme istikameti” olduğunu neden kestirememiş olduğunuzu bir yere not edin. Emin olunuz bu notu her zaman hatırlamak çok işinize yarayacaktır.

Bütün “düşüş öncesi” ( D.Ö.) ilerlemelerinizin anlamlı beklentilerini ve sonuç olarak toz toprak bir alana “düşüş sonrası” ( D.S.) kıpırtısız pozisyon alışınızın değerlendirmeleri de sona erdiğinde; sizi beklenmedik hallere düşüren bu arazideki arızayla ilgili bulgularınız size buranın bir “çukur” olmadığı tespitini söylemiş olarak sonuçlanmışta olsa artık önemli değildir. Fakat en önemli şey şudur ki paniklenmektir ne olursa olsun yine de panik yok!

İhtimaldir ki sizi böylesine tepetakla düşürebilen ters orantılı arızalı arazi yapısı bir “tümsek” tir. Yani siz ( D.Ö.) düşmeden önce üzerinde dümdüz yürüdüğünüz yüzeydeki ilerleme istikametini “düzlük”, ( D.S.) düşüşten sonraki havada uçuşun yerçekimsel bitiş halini de “çukur” olarak tanımlarken; demekki aslında o düzlük dediğiniz yer düzlük değilmiş ve yüzeye aykırı olan belki de koca çıkıntılı bir tümsekmiş meğer.

O zaman şu mudur kesin olmayan fakat ana hatlarıyla belirginleşmiş olan eldeki sonuçlar:

* Büyükçe bir masanın üzerinde yemek kırıntısı bulmak için ilerlemekte olan küçük bir böceğin, halının üzerine yukarıdan düşmek suretiyle yaşadığı sonuç ve şaşkınlık “düşmekliğin dayanılmaz evrimi” kabul edilmeyebilir fakat yine de kesin sonuçları olmasa bile bütün “düşüş hikayeleri” yaşamsal bir sebep sonuç ilişkisi nedeniyle gerçek bir öğreti olma potansiyelindedir.

* “İçinden alındıkça büyüyen şey nedir?” bilmecesindeki “çukur” cevabının zıttı da düşüşlerde olabilirlik olasılığındadır.

* Her düşüş noktası; içinde yeni ilerleyişler barındıran bir “başlangıç” noktasıdır fakat düştüğünüz yer her zaman “çukur” olmayabilir.

* Düşüşlerin anatomik yapısı; yeniden ayağa kalkmaklığa giden bütünsel bir oluşumdur ve düşüp kalkmasına, ilerlemesine, hatta düşünüp sonuçlar çıkarmasına yarayan iç ve dış organları mevcuttur. Bu yanıyla düşüşler; titizlikle incelenmesi gereken kusursuz bir vücudun anatomisi gibidir.

* Düşüşün anatomisi bir şekilde çözümsüz bırakılmış ise ilerleme için gerekli olan bir çok şey anlamlarını yitirme riski taşır. Bu manada ilerleyişten düşüşe, düşüşten de ilerlemeye doğru oluşan mantıksal grafik eğrisi yarım kalır. Bir durumda tüm ilerleyişler bile sona erebilir.

* Bir “tümsek” ten aşağıya düşmekte mümkündür, çıkmakta ve herhangi bir tümseğe takılmakta. Doğaldır ki hiç takılmamakta mümkündür ve tümseğin üzerinden minik bir adımla geçmekte. Ya da etrafından dolaşmakta olabilir bazen. Asla yöntem sınırlaması yoktur. “Tümseği aşmak” kavramları sadece bulunduğunuz alana bakış ve görüş açınızın ölçümüyle ilgili bir “kavrama”nın derece yüksekliğidir. “Bakış ve görüş açı yüksekliği” ifadesi sizi siz olarak anlamlandıran ve ifade eden bir haldir belkide.

* Bütün düşüşlerin birinci dereceden etken faktörü çukurlar ve tümsekler değil “denge” faktörünün bir şekilde bozulması ve “denge noktasının” yer değiştirmesidir. Belki de denge bozukluğunun çukur ve tümseklere ihtiyacı yoktur.

* İlerleyişler olduğu sürece çukur ve tümsek kavramları da daima var olacaktır. Bu mantıksal dizine uygun olarak düşüşlere gelmemek için daima her ihtimale karşı hazırlıklı olmak vazgeçilmez ön koşuldur.

* İçinden çıkmayı becerdiğiniz uygulanabilir bütün yöntemler “çukur” olan her yeri “tümsek” ve tümsek olan her yeri de “çukur” diyerek tanımlama yanılgısından sizi kurtarabilir. “Uygulanabilir” ifadesinden olarak kendinize özel seçtiğiniz bu yöntemler çukur ve tümsek sorunlarınıza tam bir çare olabilme ve onları tanımlayabilme kabiliyetindedir.

O halde sorulara geçelim şimdi; içinde bulunduğunuz durum başlangıcını ilk öncelikle “sorunsuz ilerlemede istikamet yanılgısı”, sonrasında “sorunlu düşüş” daha sonra da “çukura düşmek sanıları” diye kavrarken karşılaştığınız “tümsek” nedir?

“İlerlemek” mutlu amaçtır, umutludur, iyidir de sonu düşüş olan ilerleme adımlarının güç ve istikamet seçimi nasıl olmalıdır? Bu anlamda “ilerleyişin gücü” sandığınız durum her ne ise; sadece vücudunuzun ve yüzünüzün karşıya doğru dimdik bakan yönünde, karın bölgesi ve ayak düzleminde sabitleşen hareketli adımlar atılması mıdır?

Peki ya gerçekliğin düzlüğüne bir tümsekten yuvarlanıp düşerek inmişseniz bu durumda gerçek “çukur” ya da “tümsek” neresidir? “Denge faktörleri” ile var olan ilişkisini mantıksal düşünce nasıl tanımlamalıdır?

Ve bunca “çukur, tümsek, düşüş, kalkış, denge” gibi ortalama olarak söylenen ifadelerden “yüzeysel arazi arızalarının algılamaları” mı anlatılmaya çalışılmaktadır sadece?

Son söylem olarakta şunlar ifade edilebilir :

Gelecekte yine benzer düşüşler yaşamamak ve defalarca düşüp kalkmaktan artık canınızın yanmaması için hangi düzlükte ve hangi istikamette ilerlemek gerektiğini daha canınızın acısı geçmeden bütün ayrıntılarıyla hemen tespit etmelisiniz. Sadece size özel estetik olan tüm pozisyonlarıyla “bir düşmenin anatomisini” kavramanız daha bir çok düşüşü engelleminize yetipte artacaktır. Sıcağı sıcağına olmuş bir olayı henüz unutmadan en iyi ve en doğru yöntem anatomik olan bu kavramayı artık yapabilmeye çalışmaktır.

Elinizde bütün derinlikleri, eni boyu kavrayacak ve ölçüm yapabilen, ölçümünden emin olduğunuz bir ölçüm aleti mutlaka vardır sanırım. Eğer yoksa, hayır elinizle karışlamayın ama belki “geniş açılı bakış ve görüş” gözünüz vardır; (D.Ö.) düşmeden önce ilerleyişinizdeki “doğru istikamet algılamasının dengelerini” kavrayarak dünyanıza ait her türlü yüzey şekillerini ölçebilmek için.

Fakat başınıza yine de belirli ya da belirsiz ne gelirse gelsin, her ne olursa olsun panik yapmak yok ama... Hiç bir şey için...Sakın !..

İsmail METİN (derdimend)

güldenterazi's picture

Cvp: BİR ÇUKURA DÜŞMENİN ANATOMİSİ

Merhaba sayín Metin,
bu güzel ve düsündürücü makalenizi paylastiginiz icin cok tesekkür ederim.
Cukur,Tümsek ve ilerlemek nedir diye sormu$sunuz. Aslinda sorarak anlatmí$síníz...
Mutlaka bircok cevabí vardír sorularínízín. "Tümsek" dediginiz $eyi egomuzla, nefsimizle kíyaslamak mümkün mü? Hatta kimi zaman hírs diye de tanimlanabilirmi?
"Ilerlemek" ise, yanlí$líklarí ve cukura dü$menin sebeplerini kabul etmek ve durumu düzeltme isteyi diye tanimlayabilirmiyiz?
Cukura dü$tükten sonra tekrar düze cíkmayí ba$armak, insana isteyince bir$eyleri ba$arabilecegini gösteriyor olabilirmi? Cukurdan cíkmak yanlizca düze ula$makla gerceklesir diyebilirmiyiz? Bir$eyleri ba$ardígínízí görmek ve bunun dogru $ey oldugunu bilmek, insanín kendisine duyamasí gereken saygíyí baríndírírmí icersinde?
Ilerlemek, ancak insanín kendisini cukura itenin bilincinde oldugunu kabul etmekle mümkündür diye dü$ünüyorum. Cukurda iken dü$ünmek icin fírsat bulur belkide insan. Olaylara farklí bir boyuttan bakma olanagí olur belkide. "Yol odur ki doğru vara
Göz odur ki Hak'kı göre
Er odur alçakta dura
Yüceden bakan göz değil" demi$ YUNUS. Belkide cukur olarak gördügümüz yer tümsegin ta kendisidir.

Sizinde söylemi$ oldugunuz gibi "paniklemek yok!". Dü$mek, bitmek degildir. Önemli olan dü$tügünüz yerden, topragín gücünü gücünüze katarak tekrar dimdik ayaklarinizin üstünde durarak "yolunuzda" ilerlemektir. Ilerlemek kendi icinizde..."her ne ararsan kendinde ara" (Hünkâr Bekta$ Veli).

"Elinizde hiç bir ölçüm aleti yok ise elinizin bizzat kendisi vardır..." demi$siniz. Elimizi sol tarafímízín hisasínda bir yere koydugumuz an, en dogru ölcüm aleti kendisini gösterir. Kimi zaman görmek istemesek bile. Ondan gelen sinyaller onun verilerini görmek istemesek bile bize dogru ölcüleri verir. Gerisi ise bize kalmí$tír....

saygílarímla

Canan's picture

Cvp: Cvp: BİR ÇUKURA DÜŞMENİN ANATOMİSİ

Eyvallah Güzel Dost,

Yine Dost diyarından serin ve leziz bir serbet sundunuz...

Hiç şüphesiz ki ferman padişahın...
Kabıd(Sıkan) da O
Basıt(Genişleten) da O
Hafi (Yukarılardan aşağılara atan) da kendisi
Rafi (Yükseklere çıkaran) de kendisi
Muiz(İzzeti veren) de O
Müzill(Zillete düşüren) de O
Suçluya cezasını vermeye kadir olduğu halde cezasını erteleyen yine kendisi
Mağfiret eden af eden yine kendisi
Şükredene ziyadesiyle karşılık veren yine kendisi
Yoktur kendisinden başka şefaat edecek
yalnızca O... yalnızca O...

Aşk yolundaki kullarına " Dile benden ne dilersen" demekte...
"Neyi dilersen O verilecektir" diyen yine kendisi...
O halde fakirce bu dem de demekteyiz ki;
"Bana Seni Gerek SENİ"

Saygılar...

merdan's picture

Cvp:

Gelecekte yine benzer düşüşler yaşamamak ve defalarca düşüp kalkmaktan artık canınızın yanmaması için hangi düzlükte ve hangi istikamette ilerlemek gerektiğini daha canınızın acısı geçmeden bütün ayrıntılarıyla hemen tespit etmelisiniz. Sadece size özel estetik olan tüm pozisyonlarıyla “bir düşmenin anatomisini” kavramanız daha bir çok düşüşü engelleminize yetipte artacaktır. Sıcağı sıcağına olmuş bir olayı henüz unutmadan en iyi ve en doğru yöntem anatomik olan bu kavramayı artık yapabilmeye çalışmaktır.

evet mutlaka öyle.eyvallah diyelim.
bir nevi teori-pratik arasındaki anormal ilişki gibi. şöyle diyelim...

elmayı yemeden onun tadını bilemeyiz değil mi? peki şuna ne demeli sevgili derdimend.

zarar göreceğini düşündüğün bir şeyi, zarar göreceğini bile bile hala o davranışa seni sevk eden psikolojiyi bana anlatabilir misin ?

lütfen bu soruma cevap istiyorum. sık sık çukura düşen bir malukat olarak.
saygılar.

derdimend's picture

Cvp: Cvp:

Sevgili Merdan Merhaba,

Özellikle cevap beklediğini belirtmenden dolayıdırki sana aciz cevaplarımızı bildirmek bize hizmet olarak düştü:

1. “Zarar görmek” kavramından algılanan nedir? Bazen tutkuyla sevebilmekte zarar vericidir. Sevginin zararı nedir denilebilir o zaman? Ya da bir çok büyük olaylarda etken roller üstlenmiş kişilerde inandıkları değerlere olan bağlılıklarından zarar görmüştür dense o zaman “zarar” neden dolayı?

2. Bazen “zarar” aslında “kâr” bölümüne gelir kaydedilmiş bir üretken haldir.
“Zarardan öteye kâr belli belli” türküsündeki gibi... Zarar dediğin “kâr” olabilir mi?

3. Belkide küçük bir çocuğun babası tamda o bebek elini sobaya dokunacakken, eline vurarak ona “zarar” görebileceği halleri öğretmek ister. Bundan önce şefkatle ve defalarca yapılan uyarıların öğrenilmemesi bebeğin gelişimindeki “algılamama” bölümünü oluşturuyor olabilir mi?

4. Peki babasının eline vurup canını yakmasını şaşkınlıkla izleyen bir bebek için gerçek “zarar” nedir? Sevgi kırılması mı? Psikolojik çöküntü ve küskünlüklerin kaynağına doğru olan, bilimsel açıklanmaya muhtaç “şimdi çocukluğuna dön ve anlat” öyküleri mi? Babanın özünde öğretmeye yönelik, katı sanılan şefkati mi?

5. Bir bebeği sürekli “zararlı” olana doğru ilerleten çekici ve cazip şeyi mi sormaktasın yoksa?

6. Peki ya gelişipte zararlı olduğunu bilerek halâ bu “eğitici” oyuncağıyla uğraşmaya devam etmesinin şirinliğinin ona verdiği zevk? Ah yaramaz çocuk!...Peki yaramazlık neden?

7. Bir kişi gördüğü rüyayı birisine “nedir bu rüyamın yorumu” diye sorduğunda aldığı cevap şu olmuş: “Rüyayı en iyi bilen; rüyayı bizzat görendir”...

8. O halde son cevap şu olsun : Rüyandayken istediğin yer, zaman, şekil, olay, mümkünlük ya da mümkünsüzlük gibi seçemediğin bir hali yaşıyorsan-ki öyle sanırım- rüyayı gören gerçekten kimdir? İşte her cevabı bilen de o rüyayı gören mi acaba?

Bak gördüğün gibi sevgili Merdan’ım. Bilgiden yana hallerim yamandır. Eğer bir şey bilseydim sana “mutlak” olarak yazardım. Fakat “mutlak” denilerek yazılanlar da inşallah nasip olacaktır. Merak etme.

Fakat illede istemekteyim bir gün güzel cemalini dünya gözüyle de tanımayı. Olur inşallah. Şimdilik hoşçakal.

İsmail METİN (derdimend)

merdan's picture

Cvp: Cvp: Cvp:

ben sanırım ne diyeceğimi bilemiyorum.
saygılar demekten başka.

ömür's picture

Cvp: Cvp: Cvp: Cvp:

BİR AYAĞIMIZ ÇUKURDA ZATEN TÜRKİYE'DE:)):))...ömür

divrikli_gül's picture

Cvp: BİR ÇUKURA DÜŞMENİN ANATOMİSİ

"Fakat başınıza yine de belirli ya da belirsiz ne gelirse gelsin, her ne olursa olsun panik yapmak yok ama... Hiç bir şey için...Sakın !.. "
evet katılıyorum bu söze yazıyıda kısaca özetliyor zaten,panik olunca zaten çukura düşmüş kadar oluyoruz,kolay bir çıkış yolu varken sırf paniğimizden heyecanımızdan çıkış yolunu bulamıyoruz. teşekkürler keyif alarak okuduğum bir yazı.(payıma düşenide aldım) :))