Sponsor linkleri

Üye olmak istiyorsanız...

Sitemiz sizlerin rahatı için davetiye ile üye almaktadır.

Davetiyeleri site üyelerinden veya "Ana menü"deki "iletişim" linkini tıklayarak bize adınızı, soyadınızı ve köyünüzü ulaştırarak temin edebilirsiniz.

divrigigenclik.com ekibi

ALEVİLİKTE CEM

Cem'in ne demek olduğunu hepimiz bilmekteyiz o yüzden aynı şeyleri tekrar yazmak istemedim . Dostlar bu konuda fikirlerini bildirilerse sevinirim.
Yolumuz, Erkanımız, İbadetimiz CEM sizce televizyonlarda yayınlanmalımı?? yayınlanmamalımı neden?

Saygılarımla
Hüseyin Karakoç

eser's picture

Cvp: ALEVİLİKTE CEM

Her dinin, kendine inanlarının ihtiyaçları biçiminde zamanla değiştiği dünyada ki pek çok örnekte görülmüştür. Aksi takdirde din değişen yaşam koşullarına uyamaz ve taraftarları tarafından yüzüstü bırakılması hiç de kaçınılmayacak bir durum oluştururdu. Alevilikte zaman içinde, farklı coğrafyalarda bir çok farklı söylem ve farklı davranış kalıplarıyla kendine taraftar buldu. Öyleki sivas ve tokat arasın, sivas'ın ilçeleri arasında dahada lokala inersek bir ilçenin köyleri arasında dahi farklı alevi ritüelleri ve dinin yaşanmasında farklı kurallar olduğu gözle görünür bir durumdur. Aleviliğin bu karışık hali alevilerin ve aleviliğin temelde ne kadar kucaklayıcı ve çok renkli bir inanış olduğunun apaçık örneğidir. Durum böyleyken baştaki hikayeye dönersek, köylü yaşamı dini değiştirecek kadar çok yeniliğe müsait değildir, bunun yanında köylüler kendi inançlarının değişmesinden veya yapılacak değişiliklerden genel olarak her zaman rahatsızlık duyarlar. O zaman toplumun genelinde değişimlerde olduğu gibi din söz konusu olduğunda da bu işi yapacak tek ve yagane toplumsal sınıf vardır o da "burjuva". Bu sosyolojik tahlili kendi durumumuza uyduracak olursak "alevi burjuvası" (ki yeni yeni oluşmakta ve genel olarak temelini 12 eylül yüzünden veya çalışmak için yurtdışına gitmiş kişiler oluşturur) alevilikte bir yenilenme hareketi başlatmıştır. Bunun ilk adımı ise çeşitli televizyon kanalları kurarak (su tv, cem tv, düzgün tv, yol tv) çok renkli alevi görüntüsünü kendilerinin belirleyecekleri kurallar ile tek renkli hale getirerek alevileri yekpare siyasi bir güç ve standart bir tüketici kitle haline getirme isteğidir. Peki köy yaşantısı içindeki insanlar değişimi bu kadar kolay kabul etmeyecekse bu kanalların değiştirmek istediği kişiler kimlerdir? Bunlar elbette köylerinden büyük kentlere göç etmiş, gecekondu ve varoşlara tıkılmış, ne zaman karnına yumruk yese bu çok renkliliğin dezavantıjı ile "ah arkam" diye feryat figan etmiş, küresel kültürün saldırısıyla herkes üstüne kendi dinsel-etnik aşırılık yorganını çekerken "ayakları hep dışarıda kalmış" bizler, (ki ben kendimi alevi asıllı olarak görürüm) büyük şehirlere göçmüş alevilerdir.

Şu anda durduğumuz tarihsel süreçten bu durumu iyi veya kötü olarak değerlendirmek pek mümükün değildir, bu durum günahı vebali ile zamanı geldiğinde tarih yazıcılar tarafından değerlendirilecek ve çok tartışılacaktır. Şu anda benim içinde bulunduğum bu tarihsel durumu yansız değerlendirmem elbette pekde mümkün değildir ama bu gerçekliğe bu yazı ile bir not da düşmüş oldum sanırım.

Eğer en başa, hüseyin abinin sorusuna dönersek "cemlerin tv de gösterilmesi" bence aleviliği bir standartlaştırma çabasıdır ve bu açılan yoldan aşırılık ve alevi softalığının ucunu görmekteyim. Umarım yanılıyorumdur. Umarım haksız çıkarım.

Not:bir kaç gündür sitenin anasayfasında boynu bükük duran bu mükemmel ve zihin açıcı soruya, hiç yorum yapılmaması ilginç. Hiç bir anlam ifade etmeyen tartışmalara sayfalar dolusu yazı yazan üyelerimiz neden bu soruya cevap vermek için bir kaç dakikalarını ayırmıyorlar anlamak imkansız. Sanırım bu durumda ben ya siteden herkes gibi bir elveda yazısı yazıp "aha ben gidiyom" demem lazım, yada yeniden içerik olarak katkıda bulunmamam. herneyse...

derdimend's picture

Cvp: Cvp: ALEVİLİKTE CEM

Sevgili Eser ve Hüseyin,

Söz konusu “Cem” ibadetiyle ilgili konu başlığını okudum ve doğrusu bir yorum yapma ihtiyacı hissetmedim. Bu konuya olan ilgisizlikten dolayı değil fakat derinlemesine bu konuya girildiğinde gerçekten çok uzun soluklu bir yorumlamaya muhtaçtır “Cem” konusu. Yapılacak kısa yorumlar “Cem” gerçeğini anlatmak için yeterli olmayacaktır kanısındayım.

Şimdilik sadece şunu söyleyebilirimki :

Televizyonlarda yayınlanan “Cem” törenleri bu türde yapılan cemlerin içinde “Kısır Cem” olarak tanımlanan niteliktedir. Yani “kültürün tanıtılmasına yönelik, ibadetin kalıplaşmış yapılış şeklini gösteren, gelecek kuşaklara cemin ilerleyiş safhalarındaki işlekliği tanıtan bir cem” olarak icra edilmektedir. Televizyonlarda yayınlanan tarafıyla bu ibadet şekillleri “kısır cem” ifadesi ile doğru olarak orantılandığından amacına uygundur. Çünkü gelecek kuşaklara ya da cem ibadetini öğrenmek isteyenler için “tanıtıcı bir icra” şeklinde bu cemler yapılmaktadır. O halde cevap zaten kendiliğinden meydana çıkmış olmaktadır. Bu tür cemler “tanıtıcı” yanıyla yapılacaktır ve bir sakıncası da bu işleviyle doğal olarak yoktur.

Diğer yandan ise “Hakikat Cemi” yani gerçek bir insanı kâmilin ve mürşidi kâmilin er meydanında gerçek ve sadık olan taliplerle yapılan sırrı hakikat cemleri televizyonlara ya da görsel alanlara taşınmayacak bir şekilde icra edilmektedir. Bu “Gerçek Cem” ibadetleri sadece Mürşit-Talip ilişkisi içinde gerçekleşmektedir. Bu cemler “kısır” değil “üretken ve bereket” doludur. “İlim ile gidilen yol” ifadesinin tanımını ve gönüller aydınlatan yanını bu cemlerin içinde bulmanız mümkündür. Bu cemler istense de görsel alana çıkarılamayacak sırlarla dolu olan olgunluk, teslimiyet ve irfaniyet cemleridir. Mürşit, sırrı hakikat bilgilerine zahir ve batın olarak kesinlikle vakıftır. Ve öğretmenliğinin bu bilgi alanında olan hakikati sadece kendine talip olanlara sunduğu “Cem” gerçek cemdir. Alevi, Sünni, şafi, hıristiyan, musevi ya da ateist olmanın farketmediği ve ancak “talip” olunmakla bu türden ayrımcı sıfatların tümünün kapı dışında bırakıldığı “Allah”ın aşk hakikatiyle icra edilen cemlerdir. Et gözlere değil “can gözlere” bu durum açıktır. Mezhepçilik, ayrımcılık arayanlara her türden cem olması normaldir. Kendini arayana ise “bir cem” yeterde artar belkide...

Daha fazla bu konuya girmek gerekli mi bilemiyorum doğrusu. Küçük ipuçlarıyla da olsa aradaki bu çok hassas farkı ifade etmeye çalıştım. Gönlümde olan ise; tüm insanlığın “Kırklar Cemi” olarak ifade edilen aşk dolu semah döngüsünde “kendini tanımak” üzere tüm emanetlerini cem edip sahibine teslim etmeleridir. İşte o zaman “Cem” başlar ve hiç bitmez sonsuza kadar. Buna ne sınıf katmanı insanlarının ve ne de meraklı ideolojilerin aklı ermeyecektir. Ta ki aklı bile sahibince teslim alınıncaya kadar...

Saygılarımla

İsmail METİN (derdimend)

hakany's picture

Cvp: Cvp: Cvp: ALEVİLİKTE CEM

Eser merhaba, yazıma başlamadan önce bir şeyi belirtmek isterim. Evet diğer forumlara herkes yorum yazabiliyor. Ama kendi adıma konuşmak gerekirse, tam anlamıyla bilgi ve fikir sahibi olmadığım bir konu hakkında yazmak istemem. Hüseyin abinin sorusunu yanıtlamak eğer sadece evet veya hayır demekle bitiyorsa cevaplanır ancak bilinçli bir şekilde derinlere inerek yanıtlamak ise bu konuda benden daha çok bilgi ve fikir sahibi arkadaşların yazması daha doğru olacaktır.

Ben oyumu evet olarak verdim. Sebebine gelince, derdimend hocamızın çok güzel açıkladığı gibi, hala bu zamanda bizler hakkında bilgisi olmayan veya varsa da bunu kendine bile itiraf edemeyen örümceklerin tanıması ve bilmesi açısından yada küçük çocuklarımızın en azından görsel olarak öğrenmeleri açısından yararlı olacağını düşünüyorum.

Teşekkürler
Saygılar.

eser's picture

Cvp: Cvp: Cvp: ALEVİLİKTE CEM

sayın derdimend üstad;

benim yazımdaki eleştirimi üstüne alınanlar dışında bir kişiye yapmış olmam imkansızdır ve kesinlikle sizi kastetmek bir an bile aklımdan geçmemiştir ama siz her zamanki alçak gönüllüğünüzle bizi mahcup ettiniz. Size birkez daha teşekkür ediyorum sağolun varolun.

Cem ibadetiyle ilgili sizin bilgi birikiminizin yanında bizimki elbette bir damla kadardır, benim yazdığım şeyler gözlemlerimden ve seküler akıldan süzülenlerdir ve hiç bir tarihsel gerçeklikte sekülerizm, iman dolu bir kaç kelamın belini halk nezdinde bükemez. Bu açıdan baktığımızda sizin yazdıklarınızın benim yazdıklarıma bir cevap olmadığı için kendimi şanslı hissediyorum. Ama benim dikkat çektiğim politik ve sosyolojik gerçekler, kurduğum diyalekt çerçevesinde tarafsız ve yansız olarak, tarih okuması dahilinde sonuca bağlanacaktır ve imanı ve bilgisi sizinki kadar derin olmayan yığınların üzerinde, yazımda atıfda bulunduğum gerçekler başarıyla işlenerek alevilik çok sesliliğini bu kanalların (ve arkalarındaki ideolojilerin) arasındaki savaşın galibi leyhine yitirecektir. Benim tezimin vardığı son nokta tekrar ve tekrar budur.

saygılarımla

Canan's picture

Cvp: Cvp: Cvp: Cvp: ALEVİLİKTE CEM

Sevgili Dost,

*Cem ibadetinde yapılan 12 hizmetin hakikat manasının araştırılmasına-umulur ki-vesile olması açısından...
*Alevi inancının özünün -Hakikatinin- İslam Dininden ayrı olmadığının anlaşılması açısından...
* Bu güne değin bu tür Cem'lerin gizli yapılmasının yanlış söylentilere neden olmasının önlenmesi açısından (Mum söndü vs. gibi)...

değerlendirildiğinde televizyonlar aracılığıyla halka arz edilmesinin hayırlı olacağı kanaatindeyim...

Bunun yanısıra ,elbette gösteriş maksadıyla yapılan tüm ibadetler makbul olmayacaktır.

Esasen; sadece Alevi kültürünün geleneksel dinsel temalarının ve ritüellerinin değil Namaz, oruç,sema gibi bedensel ibadetlerin hakikatlerinin -içsel manalarının- anlaşılabilmesi ve yaşanılabilmesinin yolu ise sevgili üstadımız Derdimend İsmail Metin Beyefendinin çok yerinde ifade ettikleri üzere "taşı bir mihenge çalmaktan" geçmektedir...

Ancak o zaman kula, ibadetinden gafil değil, ibadetine arif olmak nasip olabilecektir...

AşK-ı Niyazlarımla

Saygılar...

Sadık's picture

Cvp:

Merhaba
Hüseyin Karakoç'un sorusu; Yolumuz, Erkanımız, İbadetimiz CEM sizce televizyonlarda yayınlanmalı mı? ?
Cevabım; Hayır.
Yayınlanmamalı.
Cevap sorunun içindedir aslında.
"Yolumuz,erkanımız, ibadetimiz." dedikten sonra yayının ne gereği kalıyor ki.
Bizlere unutturulan asıl şey budur, Cem bir gösteri aracı değildir.
Semah ta...
Bizler hem üretim çabalarımızı sürdürmüştük tarlalarda, otlaklarda...
Hem bu çabalarımız sırasında yapmış ve yapacak olduğumuz hatalarımızdan arınmıştık, görgülerde, dar'larda,semahlarda...
Bizim muhabbetimiz, davası uğruna canından geçenlere, susuz çöllerde biat etmeyenlere, hızır paşalara yağlı urganla meydan okuyanlara ise, kimseye açıklayacağımız bir lekemiz dahi yoktur.
Olamaz.
Bizler köylerimizde ibadetimizi yaparken hiç kimseye kendimizi ifade etmek zorunda değildik, yani sadece yolumuzun gereğini yapmaya çalışıyor idik!
Ne zamana kadar, haçlı-emperyalizmin iştahı kabarıp, Osmanlının en son toprağı Anadolu’yu da yutmayı kafasına koymasına, ve bu hevesinin Anadolu’nun sakinleri tarafından kursağında bırakılmasına kadar.
Vaz mı geçtiler bu hevesten?
Hayır,geçmediler...
Kurtuluşa önderlik eden Mustafa Kemal paşanın ölümünü takip eden yıllarda Anadolu’nun temel değerlerine yapılan amansız saldırıdan, özellikle biz "Kemalat yolunun yolcuları" nasibimizi bolca aldık.
Öyle ki şehre gelmek zorunda kalanlar kendini "nedense" önce şehre sonra köyüne, köylüsüne ve ailesine yabancı gördü,hissetti.
Sonra yolumuza, erkanımıza, töremize, adetimize, yabancılaşma sürecini yaşadık toplum olarak.
Bu gün yaşanan kargaşa ve sıkıntının temeli budur!
Kendimize ve topluma yabancılaşma...

Hangi inanç için televizyonda yayınlar yapılmakta ki Alevilik için yapılsın?
Hangi inancın mensupları televizyon ile aktarıyor ki kuralını, bilgisini, kültürünü, biz de yapalım?
Bizim kendimizi kimseye ispat ihtiyacımız yoktur!
Bizim tuttuğumuz yolun yüceliğini, birleştiriciliğini bilenlerdir bize o malum iftiraları atanlar.
Bizlerin, tüm Ülke insanımızın olması gerektiği gibi, sahip olduğumuz değerleri kendimizden sonra gelenlere doğru bir şekilde aktarabilmemiz yeterlidir.
Bunun yolu ise televizyon veya gazete değildir.
Ve yolumuz, erkanımız olan "CEM" felsefemizi "CAN" kavrayışımızı, medyanın "maymunu" haline getirmemeliyiz. Ünvan’ımız ne olursa olsun, zaten böyle bir hakkımız da yoktur!

Maksat propaganda ise medyayı kullanırsın belki ama burada tartışılan da bu değil.
Bu günün çırpınışları hep egemenlik alanında hakimiyet adınadır, medya bunun birinci unsurudur...
Biz genelde tüm insanlık olarak "insan teri ve kanı" ile beslenen canilere karşı birlik ve dayanışma ihtiyacımızı fark etmek ve bu yolda büyük adımlar atmak zorundayız, her zamandan daha da çok!

Mesele mertlik hırkasını giyebilecek cesaretimizin olmasıdır.
Yoksa hikmeti kendinden menkul yeni moda "Alevi İslam, düşünce önderleri" ile bir işimiz olmamalıdır.
Birileri kendi çıkarlarını savunur iken bizleri kendi sofrasının mezesi zannetmemesi için ise tabii ki örgütlü de olmak zorundayız.
Dedelerimizin ekonomik sıkıntılar içinde bırakılışı ve Talip-Dede zincirinin 40,50, 60 larda koparılan halkalarını 60 sonrası -yeni anayasanın sosyal açılımları ile- telafi edici bilinçli örgütlü çıkışlarımız 70 ve 80 dönemleri tezgahlarında tel tel edilmiştir.
Toplumun tüm emekçileri gibi gönül emekçileri de zulüm ve kahır görmüş, sokak ortalarında öldürülmeyenler,ya ipte ya mahpuslarda ömür tüketmiş, 24 Ocak "mucizesi" ile yön verilen ekonominin çarkının dişlerine onlarca yüzlerce can daha bırakılmıştır.
Bu davaların hesaplarını görme aşamasına gelinemeden bu kez "boyalı basın" "boyalı ekran" ikilisi sahne almış, arkasından bazı palazlanmış Anadolu çocukları, coğu zaman safça "artık biz de varız" demek adına, yoluna töresine katkı vermek isterken bu tiyatronun karanlık sahnesinde boy göstermiştir.

Öç alma veya kin tutma yanlısı değilim,değiliz.
Toplumsal barışı dinamitlemek için, zaman zaman harekete geçen "malum güçler" bunu dayatsa da bizler barışa dönmeliyiz yüzümüzü.
Meselenin özü; önce aile içinde, sonra mahalle veya köyde, sonra şehirde, genelinde Ülke ve Dünya’da barışı yok etmek “özgür bireyi” kendisiyle yabancılaştırmak toplumsal dayanışmayı ortadan kaldırarak “KÜRESELLEŞME”yi sağlamaktır, birilerince...
Hüseyin’in sorusuna bir soru ile katılmak istiyorum, “ Yurt’ta barış, Dünya’da BARIŞ” erdemine ne zaman ulaşacağız? Veya “Bağımsızlık benim karakterimdir” noktasına ne zaman vasıl olacağız?

Saygı ve selamlarımla, Hoşça kalın.

Y.Sadık YILMAZTÜRK

Not: uzunca bir zamandır siteye ulaşmam mümkün olmadı. Bunun kullandığım yazılımdan kaynaklı olduğunu söylediler, umarım savuşturmuşumdur bu sıkıntıyı.YSY

huseyinkarakoc's picture

Cvp:

Sevgili Dostlar
Ankete katılımınız için öncelikle çok tşekkür ederim. Bu soruyu benim veye her hangi birinin sormuş olması önemli değildir. Bu soruyu herkes kendi kendine sormalı ve en doğru yanıt da kendi kendine vereceği yanıttır.
Bu soru nereden aklıma geldide sizlerle paylaştım. Her hafta tv lerde yayınlanan Cem sırasında ben (çok özür dileyerek ) kanepeye uzanmış yatarak seyrediyordum ve sevgili Derdimendin de söylediği gibi kısır Cemde olsa bunun böyle seyredilmemesi gerektiği kanatindeyim biliyorum ki ben gibi bir çok dost da öyle seyrediyor veyahut hiç seyretmiyor. O halde ibadetimiz tv de yayınlanmamlı kanatindeyim.
Cem Nedir?
Cem aslında insanlığın varoluşundan bu yana hep var olan şeydir. Bir babanın evladına nasihati bile bir Cemdir. Sayın Sadık beye çok tşekkür ediyorum bir kaç dostun yorumundan sona söylenecek fazla bişey kalmadı aslında. Gençlerimiz Cemi televizyonlarda gördüğü gibi yorumlamaya başlar oldular Sadık beyin de dediği gibi görsellikten öte asla gidemez.
İbadetimiz esnasında söylenen Nefesler, Çalınan Sazlar bu İbadetimizi bilmeyenler için çalıp oynama şeklinde yorumlanmakta bu derinden yaralayıcı bir tavırdır.
Ama bizler çok iyi bilirizki sazın bir tek sesi ne diyor?
Saz ve Deyiş dinlerken yada icra ederken onun ne demek olduğunu anlamak ve bilmek ibadetin ta kendisidir.
Deyişlerimizin sözlerinde Sazımızın bir tek sesinde ALLAH, MUHAMMET, ALİ sözlerini duymuyorsak yada bunları icra eden kişiler bu sözleri lans ettiremiyorlarsa hiç boş yere çalıp söylemesin. O zaman işte çalıp oynuyorlar sözünü kabul etsin.
Gene sevgili Derdimendin söylediği gibi gerçek cemler asla ve asla ne televizyonlarda yayınlanabilir, Nede bir inanmayan BİR GERÇEKTEN ETEK TUTAMAYAN oraya asla ve asla giremez.
Bin yıllardır yapılmakta olan Cemler hep gizli yapılmıştır. Bu bir padişahın yada sultanların baskısı gibi algılansada Gerçek Cemi yapan erenler bunun padişah baskısından değil böyle olması gerektiğinden gizli yapmışlardır.
Yoksa bu toplum nice padişahlara baş kaldırmış, nice zulumlere göğüs germiştir.
gerekseydi bu olayada göğsünü gere gere karşı koyarlardı.

Hepinize çok teşekkür ediyorum

Saygılarımla
Hüseyin Karakoç

serSERİ's picture

Cvp:

merdan's picture

Cvp: Cvp:

her canın giremeyeceği bir yere kamera nasıl girer?

gülden30's picture

Cvp: ALEVİLİKTE CEM

tabiki yayınlanmalı.ben cocuklarıma anlatamıyorum iyikide yayınlanıyor.bizim burada cem yapılmıyor acıkcası bende tam olarak bilmiyorum tvden nasıl seyrediyorsak okadar bilgim var.önceleri hep gizlisaklı yasanıyordu.büyüklerimiz anlatıyorlardı.merakla dinliyorduk ama simdi birebir cocuklarımız görüyor. o anlamda yayınlanması taraftarıyım. tesekkürler..