ELİM SENDE
Bu akşam kendime bir iyilik yapayım. Ne zamandır içmiyorum. İşten çıktım köşedeki büfeden bir ya da en fazla iki bira almaktı fikrim. Büfeye girdim. Gözüm içki raflarına takıldı hemen. Oralara göz gezdirirken, yan tarafta tahta raflardan kurulu egzotik şarap raflarına yöneldim. Şarap içmem aslında…sevmem çünkü. Tadı çok tuhaf.
Üniversitede iken bir arkadaş bize gelirken bir şişe şarap almıştı. İyi bir marka…Doluca
En azında standartların üstünde diyebilirim. Oradan aklımda kalmıştı. Kıydım paraya ve bir şişe aldım. Eve geldim. Ama türbişon yoktu. Yılbaşında bir arkadaşımın türbişon olmadığı için ilkel ve gayet dahice bir yöntemle şarabı nasıl açtığını aklıma getirdim. Denedim. Ama mantar parça parça oldu açılmadı. Mantarı şişenin dibine itmeye karar verdim. Mantarı ittim ve şarabı bardağa doldurdum. Romantik ve bunalım şairler aklıma geldi. Şarap içip içip şiir yazdıklarını anımsadım. Hımm madem şarap içiyorum o zaman yazmalıyım. Ama şiir yazmamalıyım, o işi ustadlarına bırakmalıyım. Benim makale yazmam gerekiyordu. Şarap içip makale yazan yazar var mıdır bilmem. Ama ben denedim. Hemen de yazar havasına girdim ha : )
Ve yazmaya başladım…
Konuyu eski bir anım aklıma getirdi. Eski bir dostum. Üç yıl öncesine döndüm. Hep bu konuyu işlemek istemişti dergide. Ama bir türlü başaramamıştı. Hep başlamak istemişti ama gerisin geri neden gelmemişti anlamadım. Her seferinde yazıyı yazsın diye basımı ertelettim. “De haydi Hüseyin. Allahın Malatyalısı her seferinde seni bekliyoruz basımı yapmak için”. –üstüme gelmeyin konsantre olamıyorum- diyor. Dalga geçiyoruz hep beraber. “Hüseyin ne zaman konsantre olmayı düşünüyorsun. Hayatım boyunca cevap aradığım iki sorudan birisi bu emin ol?”( bu arada seni çok özledim Hüseyin, buna da emin ol)
Yazının konusu aslında çok ilgi çekici. Bana bu konuyu açtığında çok ilgimi çekmişti. Eminim kendisi hala konsantre olamamıştır. En iyisi ben devam edeyim.
Konu: çocuk oyunları
Eski günlere gitmek gerekiyor. Bazılarımız için çok eskilere belki. Ben bu dönemi ortaokul un son zamanlarına kadar yaşadım. En masum yıllarım. Hepimiz için öyle değil mi? Siyaset nedir bilmiyorum tabiî ki de. Çünkü herkes senin gibi. Sonuçta siyasetin olması için farklılıkların olması gerekiyor Devrimcileri biliyorum sadece. Annemin anlattığı kadarıyla Deniz Gezmiş i biliyorum . İyi bir adam. Onun hakkında başka bir şey de bilmiyorum. Bir de samanlıkta samanların içinde oynarken amcamın samanların içinden çıkan kitaplarını bulduğumu, ve koşarak “anneee bir sürü kitap buldum, bir sürü kitabım olduuuu.” Diye bağırdığımı hatırlıyorum. Annemin güzel oğlum, onları okula gidince okur adam olursun diyecegini beklerken, binbir türlü küfürlerini işiterek elimden kitapları tekrar samanlığa götürdüğünü ve sakladığını anımsıyorum. Ve samanlığın kapısına kilit vurduğunu. Neden bunu yaptığını yıllar sonra anlama fırsatım oldu nihayetinde. Kitapların saklandığı, toprağa gömüldüğü hatta yakıldığı dönem.
Köydeki yıllarımdan, Cürek teki yıllarıma kadar uzanan bir dönem.
Hiç oynadınız mı “can” oyununu? Hani iki grup olur. Bir grup ortada bulunan diğer grubu topu atarak vurmaya çalışır. Ortada bulunan grup, topu havada tutarsa bir can alır. Bu da o kişinin bir kere vurulsa da oyundan çıkmamasını sağlayan çok etkili bir kozdur.
Saklanbaç oynadınız mı? Hani birisi ebe olur. Günün koşullarına ve o an ki psikolojiye bağlı olarak elliye yada yüz e kadar sayar ve herkes saklanacak bir yer arar. Ebe sayımı bitirdikten sonra ebelenecek yeri yani mevziyi fazla terk etmeden saklanan kaçakları bulmaya çalışır. Ve gördüğü herkesi sobelemek için mücadele eder. İşin en sevdiğim yönü ise şu: Çelik çömlek patladı isimli ebeyi tongaya düşüren sinsice plan. Kaçaklardan birisi gizli bir yerde diğer bir kaçakla cekedini filan değişir. Yüzünü göstermeden ve yüzünün seçilemeyeceği bir yerden ebenin dikkatini çekmeye çalışır. Ebe ya tongaya düşer ya da ulan bu Ömer mi acaba? Yoksa Ömer in cekedini giyen Ali Haydar mı? Eğer Ömer in cekedini giyen Ali Haydar a Ömer gördüm seni derse çelik çömlek patlar. Ve ebe olmaktan kurtulamaz.
Ya misket oynadınız mı? Binbir türlü zahmetle ve ızdırapla topladığınız misketlerinizi üçgen ve baş oyunun da ütülmediniz mi? Ayıptır söylemesi üçgen oyununu iyi oynarım. Az çocuk ütüp de ağlatmadım. Bir de aşık oyunu vardır. Bunu çoğu kişi bilmez. Kesilen ineklerin ve davarların aşık kemikleriyle oynanır.
Bir de saymaca hatırlıyorum.
O-mo-kara-do-Ame-rika-bir-lan-do… ebesin.
Üç tunç tas has hoşaf. –hiç sevmem-
Bu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi,ortada su şişesi, ben oldum bir bade meşesi…
Şemsi paşa pasajında etleri büzüşesice kapitalistler…
Yoksa Siz bizim hala Çekoslovakyalılaştırmadıklarımızdan mısınız?
Yoğurdu badanalamalı mı, yoksa duvarı sarımsaklamalımı?
Dal kalktı kartal sarktı, kartal sarktı dal kalktı. Kandırıkçı yeme beni.
Bide takatukacı var sizlere ömür…
İki berber ne zaman bir berber dükkânı açar acaba?
Kovalamaç oynadınız mı? Yada dokuz taş? İstop oynamadınız mı? Ya dokuz değnek…bir iki üç tıp…
Tabi ki oynadınız.
Ortaokuldayım… hiç unutmam. Bilgisayar nedir bilmiyorum. Çok merak ediyorum bilgisayarın nasıl bir şey olduğunu. Ama çok sağlam bir istihbarat aldım, müdürün odasında bilgisayar varmış. Bir iki arkadaşımla o bilgisayarı görme planımız bile oldu. Ama hayata geçiremedik o ayrı bir konu. Bir gün yaklaşık on kadar arkadaşı müdür odasına çağırdı, kulaklarını çekmek için. Suçları ,yanlış hatırlamıyorsam eğer kızlara ayna tutmaktı. Müdür odasında kulağı çekilmeyi bekleyen arkadaşlarla ilgilenirken, gözüm aralık kapıdan içeri takıldı. Bilgisayarı gördüm. Kendime hakim olamadım. İçeri girdim gizlice. Ve bir anda kapalı bilgisayarın tuşlarına basmaya başladım, ne yaptığımı bilmeden. Müdür ün gözü bana takılmış olacak ki, bana doğru geldi odanın öbür ucundan. Yanıma geldiğinde fark edebildim ancak kendisini. “ne yapıyorsun oğlum sen” dedi bana. Ben yüzüme gelecek tokadı beklerken, büyük bir kahkaha ile karşılaştım. :) bilgisayarla tanışmam bu şekilde başladı.
Şimdi bakıyorum etrafıma. O masumane oyunların hangisi kaldı acaba diye. Bazen çıkıyorum dışarıda çocukların olmadığını fark ediyorum. Ne yapıyorlar diyorum. Çocuklar nerede? Ama sokaklar bomboş. Çünkü hepsi internet cafelerde bilgisayardan hepsinin oyuna dahil olduğu oyunlarla birbirlerini öldürüyorlar. Bir grup çocuk terörist oluyor, diğer grupsa karşı-terörist. Ve sonrasında akılamaz bir katliam. Birbirlerine bombalarla saldırıyorlar. Türlü teknolojik silahlarla, birbirlerine hain tuzaklar hazırlıyorlar. Tabi oyuna bazen kendilerini o kadar kaptırıyorlar ki, birbirlerine karşı daha önce hiç duymadığım küfür kültürlerini meydana seriyorlar. Allayıp pulladıkları şeytanı hür bırakıyorlar.
Bizler o kadar masumduk ki, karpuzu ilk tanıdığımızda o kocaman yuvarlak şeyi kesmeden yemeye çalışarak alay konusu olmuştuk. Ama gel gör ki yeri geldi hepimiz birer vatan haini de olduk.
Bana bir şarkı söyle Sierra Leone…
O da başlıyor şarkıya, “Ah Liberta Liberta…Bu şehirde aşkı yitirdi Peruşka.”
Yok ettiler çocuk oyunlarını. O masum, temiz, duru oyunları yok ettiler. Ne istediniz çocuk oyunlarından? Nedir sizi bu oyunlardan bu kadar korkutan şey?
Ben en iyi si bir yudum şarap daha içeyim…
Saygılar.
Merdan.
- FERHAT MUNZUR yazıları
- yorum yapmak için giriş yapın ya da kayıt olun





Cvp: ELİM SENDE
Cok güzel bir payla$ím olmu$ Merdan. Te$ekkürler.
Saygílarímla
Cvp: ELİM SENDE
gönül sana nasihatım
çağrılmazsan varma gönül
seni sevmezse bir güzel
bağlanıp da durma gönül...
yazı çooooooookk güzel emeğine sağlık. çocukluğuma gittim yaw. tamam o kadar yaşlı değilim ama bizim zamanımızda da çooooooookk oynanırdı bu oyunlar çoğunlukla ip atlardık biz "birdiri birler çalışkan ikiler..." diye :)) ne günlerdi yaw tekrar teşekkkürler...
Cvp: ELİM SENDE
gercektende cok guzel bır yazı olmus elınıze dusuncelerınıze saglık yazınız benıde dıger dostlar gıbı cok eskılere cocukluklarımıza goturdu ve bır an cok mutlu oldum Çok tesekkurler benımde 2 cocugum var ve onlar ıcın cok uzuluyorum bızım gıbı ozgur bır cocukluk yasıyamadıkları ıcın bızım belkı cok oyuncagımız yada alısverıs merkezlerındekı oyun parklarımız yoktu ama paylasarak ve ureterek oynardık bazan oyuncaklarımızı bıle kendımız yapardık ve cok mutlu olurduk Ben her fırsatta cocuklarımın bızım gıbı paylasarak dolu dolu oynamalarını saglamaya calısıyorum bılgısayarı sınırlı kullanmalarını ogretmeye calısıyorum Tabı ne kadar basarılı oldugum tartısılır:))
saygılarımla
mehtap
Cvp: Cvp: ELİM SENDE
gerçekten çok hoş bir yazı teşekkür ederim
Çıtmık oyununu bilen vardır adı değişik olsada illaki oynamışsınızdır.
Gözlerinizi ellerinizle kapatırsınız diğeri çıtmığı atar ellerinizin üzerine ve hemen açar açmaz onun yaptığı hareketin aynısını yapmaya çalışırsınız bulamazsanız gene göz kaparsınız.
Rahmetli dayımla çok oynardım onu adamın elleri el değil mubarek balyoz gibiydi bir çıtmık atınca taaak diye ben elimin acısınamı yanam yoksa onun yapacağı hareketemi bakam şaşardım. Günlerden bir gün gene oynuyoruz ben içeriden çekici alıp kazağımın altına sakladım o gözünü kapadı ben çekici çıkarmaya çalışırken geç kalmış olmalıyım ki hadi vursana diye gözünü açtı tam çekiçle karşısındaydım ben:))