Sponsor linkleri

Üye olmak istiyorsanız...

Sitemiz sizlerin rahatı için davetiye ile üye almaktadır.

Davetiyeleri site üyelerinden veya "Ana menü"deki "iletişim" linkini tıklayarak bize adınızı, soyadınızı ve köyünüzü ulaştırarak temin edebilirsiniz.

divrigigenclik.com ekibi

DÜNYASAL İNANÇLARIN ÖNDERLERİNE BENCİLEYİN SORULAR ( 2 )

( III )

Ruhun gerçekliği ve yüksek dereceli göklerin kıralı, canı gönülden sevdiğim dostum olan İsa’nın dünya hizmetkârları, papazlar, rahipler, kardinaller, papalar...

Protestan, ortodoks, katolik gibi bir çok mezhep ve yorumlara yönelmişliğiniz, çeşitli isimlerdeki kiliselere, tarikatlara ana sermayedar olarak sahip olmaklığınız bizim için farketmez.Yaklaşın ve sizlerde sunun sofranızdan biz gibi acizlere. Bildirin bana ki İsa’nın üç günde yükseldiği gökyüzü yeryüzünden kaç arşın mesafede ve yükseldiği üç günlük zaman hakikaten can hesabı ile kaç gün etmekte? O mutlak gökyüzüne çekilişi ilk yaşayan İsa mıydı yoksa canından beslendiği Meryem mi? Belki de marangoz Yusuf’un sırları gizlenmişti bulutlardan yukarıya ve aşağıya doğru bilemiyorum işin doğrusu.

On iki havariden hangisi demişti, İsa Peygamber : “Ben öleceğim ve üç gün sonra dirileceğim” dedikten hemen sonra ağlayıp, dövünerek : “Efendim siz ölemezsiniz” diye? Ve neden kızmıştı İsa gibi bir peygamber bu kutsallaştırılan havarisine : “Geri çekil ey şeytan, senin aklın halâ dünya aklı. Ben sana öyle mi dedim?” diye. Gerçekten ne gibi temsili bir söz demişti ki İsa, bu havarisinin aklının şeytan aklı olduğunu hemen oracıkta ispat etmişti? Siz de İsa yolunda bir önder olarak meselâ “üçüncü günün” sonunu gördünüz mü diye sorsam? Ya da dördüncü günün seherinde ortaya çıkan sır nedir desem, çok ileri gitmiş olmam sanırım?

Biyolojik, fiziksel erkeklik ve kadınlıktan oluşan nesiller halâ dünyada devam etmekteyken; bu yaradılış kanununu tüm kurallarıyla ortaya koyan mı tam geçerli kıldığı kendi kanununa karşı geldi? Ve neden “bilinmez” kılınan bir babadan “babasız” olarak doğdu İsa peygamber ? Peki o zaman Meryem annemiz bu sebep üzere neden “bilinen” bir anne oldu? Yoksa sizin bilmediğiniz eti ve kanı olmayan bir Meryem daha mı var? Ya da şöyle de sorsam olur belki. Meryem İsa’ya ana mıydı, yoksa analığın gizli batınında olan gizli bir rahim miydi? Ve hem de doğuma kadar üç karanlık evreden onu sağsalim geçirerek kendi rahiminde taşıdı. Bu yüzden mi doğar doğmaz konuştu İsa bilemiyorum? Siz anlatmalısınız tüm bunları... Bir de “babasız” doğmuş ise neden özdiliyle “baba” dedi yaratıcısına? İbranice olan özdilinde yaradanına olan seslenişi her zaman “Allah” mıydı yoksa İngilizce ya da latince olarak “God” mu dedi? Bu çok küçük fakat çok ama çok önemli bir ayrıntıdır gönlüme göre.

Peşipeşine soruyorum farkındayım fakat sürekli tekrarladığım gibi böyle olmamı bilgiye olan açlığıma verin. Bu yüzden lütfen cevap için geç kalmayın sakın. Binlerce yıl geçmiş aradan cevaplar için. Bir nefes için bir saniye bile önemliyken bu anı da öylece kaçırmayalım boşu boşuna değil mi?

Çok üzüldüğüm bir durumdur aslında şu ismine “haç” denilen simgenin insanlığa anlattığı zulüm. Bunu anlatmak için mi bu işkence aletini altınlarla kapladınız? Bazen İsa Sultanımıza yakışmayan kan, revan hal ile heykelleştirilmiş güzel simasını görüyorum. İnsan elinden çıkma balmumu heykellerin önünde dilekler tutmaktasınız, şarabı kan ve ekmeği et olarak yemektesiniz. İsa göğe uçmuş iken eti ve kanı yanında mıydı? Peki hiç bir cevap geldi mi sizlere bu yaptığınız ve öpüp taptığınız heykellerden, hem de hikmetli bir “İncil” cümleciği olarak? Gelmediyse siz kendi canınızdan bir can veremediniz mi o heykellere? Aynı İsa’nın yaptığı gibi diriltemediniz mi bu ölü heykelleri? Bir inanç önderi olarak açtığınız kör gözü oldu mu? Peki siz hiç kör gördünüz mü? Daha açıkçası İsa Peygamberde olan hallerden bir zerresi bile olsa sizde de var mı? Merak içinde bekliyorum cevaplarınızı...

Kutsal Mescid olan Kudüs’te İsa Mesih’in yeryüzüne inmesini beklediğiniz yerde; yeryüzüne iner inmez üzerine peygamberin binmesi için yaklaşık iki bin yıldır bir kazığa bağlı olarak bekleyen beyaz eşeğin hikmeti nedir? Ömrünü bu uğurda boşa heba eden eşeklerin öldükçe yenisiyle değiştirilmesinin ve beyaz eşeklerin döngüsüz geçen yaşam öyküsünün anlamı nedir? Bazen benim de gönlüme şöyle bir şey gelir ve derim ki kendi kendime “İsa zaten hep yeryüzünde ise ve onun bilinmeyen bir mekândan yeryüzüne dönüşü beklenirken aslında hiç bir yere gitmemişse, ne olacak bu beyaz eşeklerin hazin sonu?”

Son bir soru diğerlerine cevap olmasa bile buna cevap isterim. İsa Peygamber ile bire bir aynı ruh olup tanıştınız mı? “Rab” denilen gerçekliğe ve öğretişe gönülden inanmış iseniz –ki ben fakiriniz de sizin gibi inanmaktayım buna- o zaman “Rab dili ve lehçesi” kuş dilleri içinde hangi şifreli dildendir, bunu bildiniz mi? Yani sizde aynı dilden seher vakitlerinde dostunuz İsa ile ötüşür müsünüz?

İsa sultanın tekrar gelebilmesi için can verdiği “Paraklit”in kim olduğunu, “O peygamber sen misin?” sorusunun cevabını, yirmi sekiz tasın içindekileri ve yedi kere üfürülen boruya gelen atlıları, kuzu ile ejderhayı, önünde secde edilen ağzında iki yanı keskin kılıç gibi dili olan gizemli ruhu sormak istemem bile. “İbadet yerlerinizi ticaret yapılan dükkanlara çevirmeyin” diyen İsa Peygamber siz de bilirsiniz ki Musa gibi fakirlerin fakiri bir köylüydü. Eğer onun parası sizin kiliselerinizin kasasındakiler kadar olsaydı; bu parayı renkli ve ihtişamlı kiliselere, binbir renkten atlas kumaşlı kıyafet ve altın haçlı simgelere, dünya ekonomisine, borsa, faiz yarışına mı kullanırdı, yoksa dünyada bir tek aç ve fakir kimse bırakmaz mıydı diye size sorayım mı diye halâ düşünüyorum bir yandan. Neyse...Diğer sorulara olan cevaplarınızın bal dudaklarınızdan dökülmesini beklemekteyim sevgili dostlarım...

(devam edecek)

güldenterazi's picture

Cvp:

Merhaba Sayín Metin,

dünyasal inanclarin önderlerine sormus oldugunuz sorularin cevaplaríní Sizin gibi bende merak etmekteyim...

Yazínízín bu bölümünü okurken aklíma gelen bir anímí payla$mak istedim sizlerle izninizle...

Çok üzüldüğüm bir durumdur aslında şu ismine “haç” denilen simgenin insanlığa anlattığı zulüm. Bunu anlatmak için mi bu işkence aletini altınlarla kapladınız?

Ilkokul birinci sínífa ba$lamadan önce ögrenciler kiliseye gidip "Schülergottesdienst" dedikleri ibadetlerini gerceklestiriyorlar burda. Bu her yíl okullar yaz tatilinden sonra yeniden acíldígínda yapílíyor. Müslüman ögrenciler pek katílmíyorlar gerci. Yinede aralarinda katílanlar var. Ögrenci ve ögretmenler birlikte dua/dilek icerikli $arkílar söylüyorlar birlikte. Daha sonra dini önder (papaz) konu$masíní yapíp duasíní verir yeni egitim yílínín iyi gecmesi icin...
Nedense almanca olmasína ragmen ve aslínda gayet mutlu icerigi olan bu $arkílarda oldum olasí gözlerim dolar:)
$imdi "bunun üstteki yazí ile ne ilgisi var" diye sorabilirsiniz.

$u bahsedilen hac varya, i$te ilk kiliseye gittigim o gün, herkesin ayakta söyledigi bu $arkílarí söylerken, ortamdan da kaynaklanmí$ olabilir, gözüm carmíha gerilmi$ olan Hz. Isa timsaline takílmí$tí.
Ve gözümü bir süre alamamí$tím. Anneme sordum sessizce, neden Hz. Isa´yí bu $ekilde $ehit ettiklerini.Dolan gözler ta$mí$tí...

Demem o ki, bu "hac" denilen $ey kücücük ve o zaman Hz. Isa´nín kim oldugundan birhaber bir insana bile onu izleyince acíyí anlatabiliyormu$...
Bugün biliyorum ki, carmíha gerilen Isa ací cekmemi$tir. Belkide carmíha gerilen O degil de, onu ele verenin, ve aslínda hac´ín günahsízlígín simgesi oldugunu...

Saygílarímla