Sponsor linkleri

Üye olmak istiyorsanız...

Sitemiz sizlerin rahatı için davetiye ile üye almaktadır.

Davetiyeleri site üyelerinden veya "Ana menü"deki "iletişim" linkini tıklayarak bize adınızı, soyadınızı ve köyünüzü ulaştırarak temin edebilirsiniz.

divrigigenclik.com ekibi

DÜNYASAL İNANÇLARIN ÖNDERLERİNE BENCİLEYİN SORULAR ( 3 )

( V)

Ey değerli İmam canımız. Ezber edilen ayetlerden hangisidir; mana perdesi açıldığında “Elestü Bezmi”ndeki diz çöküşü ve Allah’a “Beli” ikrarının tastik edilişini gösteren? “Şah damarından yakın” ile barışık kalmaklığın sıcaklığı yirmi dört saat, gece ve gündüz hesabıyla kaç derecedir?

Kur’anın ve ruhun bizzat “emir” olan dili, ezberden tamamen uzak olarak bildirilen cümlelerin sesleniş mekânının bulunduğu yer nerede ve hangi haritada kayıtlıdır? Bu manalı dilin lehçesi nedir? Kökü, kökeni nerenin ve hangi dünyanın coğrafyasındandır?

İlahi olarak daha ilk seslenişte “Oku” denilirken, gösterilip okutulan kağıt kalem ile yazılmış bir satır mıdır? Sesleniş devam ederken ortalık yerde okunacak bir kağıt, kitap ya da yazı yok ise unutulmamak üzere sıcağı sıcağına okunacak olan gerçekte nedir? Bu durum malumunuz ise o halde okuryazarlık, ümmilik tanımı üzerine hararetle tartışılan konu boşluğu nedir? Bir de “Oku” kelimeciğinde aşk ile okunup ummana damlamış olan kaç damla gözyaşı vardır? Ve bu yüzden en çok sormayı istediğim de şudur ki ; ilk ayetten son ayete kadar olan sıcak tecellide duyulan “hitap” mı daha önemliydi yoksa “kitap” mı? Okuyan olmazsa kitap neden? Okudukça anlatan, açıklayan, aydınlatan hal nedir? Bu tecellinin gizli yüzüne “veçh” dense o veçh hangi yöndedir acaba? Ne yana dönsem işte bu halden dertliyim.

Koca kâinat altı günde yaratılmış bir dünyadan küçük mü büyük mü ki o sonsuzluğuna rağmen bir günde dünyanın yanına konuldu? Hikmetten sualim yok inanınki. Cevabınız ise inkârım değil ikrarım olsun canıma. Sözüm sözdür cevabınız için alın canımı, minberinizde gizlediğiniz şarabınız hakkı için. Mescidinizde yok mu, varmı bu peşin olan Kevser şarabından ? Şaraptan da, serhoşluktanda olsa söyleyin bu bile yeter bize.

Kılınan secdeler için arkanızda saf duranların tüm yükünü omuzlarınıza almaktasınız. Peki neden namazınız bitince cemaat ile yüzyüze dönmektesiniz? Cemal cemale dönünce kıble arkanızda kalmaz mı? Kıble kendisine her seferindeki bu sırt dönüşünüz için size ne diyor acaba, biliyor musunuz? Ve eğer gerçekten bunu biliyorsanız, nedir bunun sırrı? Anlatın biz fakirlere ki birlikte ağlayalım sabahlara dek, aşkın elinden yanarak hem de.

Ya binlerce “ölü” kişi için kıldırılan cenaze namazının kılındığı yerde, bir kere olsa bile hiç siz ölmüşçesine yattınız mı o teneşire? Yani cesetsiz bir can olarak kendi cenaze namazınızı gerçek bir imamın arka safında kendi cesedinize doğru kıldınız mı? Sadece insanlık sıfatını hak edenlere verilmiş bir hak mıdır bu yoksa? Evet “insanlık sıfatını hak edenlere” demiştim. Böyle acayip bir durum gerçek olabilir mi sizce?

Bir de islamın en azından “sünnet” kısmına bağlı olarak Hakk ve hakikati, kutsal hitaplı Kur’anın kapsayıcılığını, İbrahim, İsa, Musa Peygamberlerimizi ve yüz yirmi dört bin nebinin bildirgesini tüm dünya dillerinde insanlığa bir tek dilden nasıl anlatacaksınız? Sevgili İmam can, bana eğer bu cevabı Türkçe olarak söylerseniz sizi daha iyice anlayabilirim. Ama bütün sırlardan iyice bir dem vurunki “hikmetten sual olunmaz” deyipte geçip gitmeyelim, aşkın muhabbetli yanından kaçmayalım. Bir de eğer sizde varsa gelmiş geçmiş tüm bu nebilerin isim listesini istesem bana verir misiniz; adreslerini, telefonlarını da? Vereceğiniz tariften bulurum belki onları.

Anadolu denilen şu bozkırlar ise yurdumdur, vatanımdır. İşte bu bozkırdan gelmiş geçmiş ve halâ da gelmekte olan erenlerin, pirlerin, Mevlanaların sırları hangi dua ile “İsmi azam” kılındı? Bu duayı öğrenmek durumundayım. Bu önemli ayeti de hiç canlı bir sesleniş olarak duydunuz mu? Duyulabilir mi?

Teknik müzik kurallarına uyarak ve belli makamlar ile okuduğunuz “ezan” ın sonsuzlukta kesintisiz olarak doyulmaz bir ses ile okunduğuna bir kere bile hiç şahit oldunuz mu? Çağırıcının sesi duyan kulaklara bir nefes ile ne demektedir, hangi gerçeğin yolunu işaret etmektedir?

Ayetel Kürside “Hayy” (diri) olan daima “Kayyum” (daimi) ise o zaman bunca ikilik sahibi gibi olanlar, ortalıkta gezinenler nedir? Hayatın ve daimiliğin bir sahibi zaten var ise diğer sahiplik zannında olanlar kim? Bu bile söylense tarafınızdan yeter hani.

Bir “örtü” meselesidir almış başını gidiyor; tanıklıktan ve şehadetten uzak kavgalarla. Buna sizin manevi önderliğiniz mutlaka engel olmalıydı diye fikrim var gönlümde. Ben fakir için ise bu “örtü” ile güzel Muhammed peygamberimin “örtülerden kalktığı örtü” aynı gibidir niyeyse? Doğru mudur bu zannım sizce de? Bu iki “örtü” arasındaki anlamlı fark nedir? Gizleyici ve örtücü olan bu nesne hangi pazarda satılmaktadır, rengi, ölçüsü ve pahası nedir?

Hac edilen kâbede, puthane ile mescid arasındaki fark nasıl tarif bulmalıdır? Hani üç farz dört sünnet ile dönülen dört duvarlı mekân var ya; sağdan sola doğru olan bu dönüşün sırlanmış sayılı cevabı nedir? Kâbe içindeki putlar şimdi nerede saklanmaktadır ve şekilleri neye benzemektedir? Bir de şeytan var hani bilirsiniz; şeytan taşlamaya gidilince neden insan eliyle atılan yedi taş ile “üç şeytan” ayrı ayrı taşlanır?

Sevgili imam dostum alacağım cevaplarım aşk sebebinden olsun. Asla sizi kırmak ya da üzmek değil maksadım buna kesinlikle inanın. Sizden bulacağım cevabım bizzat bana da imanım ve imamım olsun istemekteyim. Soracaklarımın daha bin de birini ancak sorabildim belki. Fakat size öylesine inançla inanmaktayımki bir tek sorumun cevabını bile bana bir cümle ile verebilirsiniz, bunu bekliyorum. Reddediş ya da sizi sınamak değil, ikrar ve imanın şehadetidir sizden beklentimiz. Böyle kabul ediniz ne olur size sunduğum cümlelerimi.

Son bir soru daha olsun ve bundan sonra artık sorum yok. Şudur size olan son aciz cümlemiz; hani “islamın şartı beştir” denmekte ya eğer bu sayıyla sayılmış kesin şart “bir” ise kim verecek bunun zorlu hesabını?

(devam edecek)