Sponsor linkleri

Üye olmak istiyorsanız...

Sitemiz sizlerin rahatı için davetiye ile üye almaktadır.

Davetiyeleri site üyelerinden veya "Ana menü"deki "iletişim" linkini tıklayarak bize adınızı, soyadınızı ve köyünüzü ulaştırarak temin edebilirsiniz.

divrigigenclik.com ekibi

BİN BİR GECENİN BİR MASALI

BİN BİR GECENİN BİR MASALI

Dost adına düştüğüm yollar, ruhum daha yaradılışın ilk saflarındayken size selamım gelmişti değil mi?

Nefesimin veriliş halleri, gözümün görüş ve kulağımın duyuş sırları ne kadar gizemliydi evrim için. Kırk katlı gözden görüşümü hiç bir renk, hiç bir ses ve frekans dalgaları geçerli bir sebep bulupta açıklayamadı. Açıklayıcı olan her şey kendi içine gizlendi ve "mana" denilen bir hikmet oldu kendinden kendine. Yoksa doksan dokuz ile ifade edilenin, bir “yüz” olması nasıl bir sır?

Ne gözle görülemeyen atom parçacıkları, nötronlar, protonlar ve ne de sonsuzluğu halâ anlaşılamayan koca bir evren halâ neden dönmekte acaba bu sırlı noktanın etrafında? Aşk döngüsünün dayanılmaz bu çekim kaynağını bilemedi çokları. Hüdhüd kuşu'nun haberlerini duyamadı gönüller belkide. İşte sırf bu yüzden filler ile ebabil kuşlarının çetin savaşını kim kazandı dersiniz? Zıtlıkların çekişmesinin galibi daima kim olmuştur? Durdurulamayan bir döngünün masalı mı bu yoksa aynadan yansıyan bin bir gecenin bir masalı mı?

Ve belkide böyle sevmektedir herkes kendi yansımasını; kimi dünyayı, kimi Mevla'yı. Kimi de bakarsın vazgeçmiş tüm mecazi sevgilerden, gönül ne derse bir oraya bir buraya savrulmakta evrenin cezbeli dönüşü misali.

Peki duyumsanan tüm sevgilerin dünyadaki karşılığı "ölüm" mü sanılmakta? Yoksa sevginin "diri"liği mi var etmekte bütün bir yaşamı? O zaman ölü kim, diri kim? Dünya dediğin sadece dört unsurdan bina edilmiş bir vücut ise ya bunun ustası kim? Bir gönül yapmanın ustası olan dost, aslında bir bahaneyle söylenmişti "kâbe" nin tüm masum sırları değil mi?

Bir zalim ile bir masumun çocuklarını severken hissettikleri duygu aynı sevgi cinsinden ise bunun zıtlığında yer almış olan vücutlarının hikmetli tılsımı derin bir bilmece mi? Verilen ipucundan tilki akıllı olanlar mı çözecek yoksa masum gönüllü olanlar mı?

Hz. İsa'yı çarmıha gerdiren şey gönlündeki aşk ise onun yükseldiği gökyüzü halâ bizim üstümüzde değil mi? Hz. Muhammed’in miracı o anda var edildi de sona mı erdi her şey? Şimdi o an halâ bu an değil mi? Yoksa biz mahrum edildikte haberimiz mi yok miraç gerçeğinden? Altı günde var ettiğin dünyanın, bir günde yaratılan kainatın merkezine yerleşmesi de "Süleyman'ın kuş dili" ile anlatılmış oyunbaz bir matematik problemi mi? Peki o halde neden benim kuş dilime Musa gibi peltekleşmiş dilleri açtıran üç taş konuldu? Susmam için mi? Anlaşılmaz sanılan bir dili sadece aşıklar ve sadık olanlar çözsün öyle mi? İpucu mu bu?...Peki anladım tamam!

Şimdi yine mağaralarındaki yedi uyurlara çağrı zamanı değil mi? Hani üç yüz yıllık uykusunu sağ yanlarına, dokuz yılını da sol yanına yatarak bekleyenler için şehre inip taze bir ekmek almanın sırasıdır yani. Onların çarşı pazarda geçmez olan gümüş akçelerini "hiç" olmaklıkla değiştirmenin artık tam sırasıdır. Akılı başa devşirip "aşk" atına bindirmenin zamanı geldi de geçiyor. Dost kervanı misali ; "Geçti dost kervanı eyleme beni" demişti Pir Sultan Abdal. Kervan durmuyor, seherden sehere doğru yürüyor. Yürüyüş yolunda "eğlenenler" ise “eğlence yerini” kervan kendilerinden daha da fazla uzaklaşmadan yeniden düşünsün. Sırlı bilmecelerin cevaplarını gönüllere ayan beyan eden ve "insanlık" örtüsüne gizlenip bürünen "diriltici" nin bin bir gece masallarında huzurla “uyanmak” için. Evet kervan yürüyor. Artık masal döngüsünden kurtulmanın zamanıdır..

Dost dilinden olsun…

İsmail METİN (derdimend)