AYNA AYNA... SÖYLE BANA...
Bin bir gece masallarının hayal dolu gecelerinin nurlu mana aydınlatıcısı. Gerçek yüzlerin ve gerçek görüntülerin sırlı yansıtıcısı. Sağımı sol yanım, solumu sağ yanım gösteren, boyutlarımın çokluğunu tekliğe düşürüp bütün varlığımı kendi birlik yüzeyinde ve kendi lekesiz yüzünde sonsuzluğa eş gibi gösteren ayna...
Söyle bana, anlat sabahlara dek dinlerim seni. “Seyret beni” dersen seyrederim, yok “ağla” dersen ağlarım, “gül” dersen gülerim. Ne hale düş dersen o hale düşerim. Dertlerden derdi harman eder, yüreğime en yağlı ve keskin hançeri tereddütsüz vururum. Yeterki söyle bana ve her an söylemeye devam et. Şeffaflığının ardına gizlenmiş olan sırlarından yansıyan tüm hallerden haberler göster bana.
Meselâ; gerçek fakirlerinin yüzlerinin ancak cemal cemale görülebildiğini anlat bir daha. Doyumsuz bir cazibenin, derin bakışlarıyla aynaya çekip götürdüğünü, açılan nurlu yüzünü perdesiz görenlerin ise şaşkın olup dağlara, çöllere düştüğünün ezgilerini yansıt istersen bütün dünyaya.
“ Mecnunum Leylamı gördüm / Bir kerece baktı geçti
Ne sordum ne de söyledi / Kaşlarını yıktı geçti...”
Mecnun’un gördüğü Leyla’nın dillere destan güzelliğinin aynanın sırlarından olduğunu fısıldamıştın ya gönlüme, bunu yeniden anlat. Mecnun’un aynada gördüğü cemalin nurunun hangi hikmetle oluştuğunu sen söylemeseydin, nasıl bilecekti yoksa bu divanelerin? Halâ yankılanmakta gönlümde Mecnun’un Leyla’ya söylediği o hikmetli söz :
- “Benim aradığım Leyla sen değildinki. Ben Leylamı kendimde buldum.” İşte bu sözün sebebini ve hikmetini bana unutturma sakın...
Ayna ayna... Söyle bana, yaşamın türlü sırlarının en hassas ilimle açıklanabilecek noktasından dem vur. Öyle anlat ki sineme vurmaktan ve aymazlık eline düşmekten kurtulayım. Dünya yollarında ayık gezdiğim bir an dahi olmasın. Sunduğun serhoşluğun aynaya uyanıklık olarak yansıdığını açıktan söylemem kimselere. Gönderdiğin türlü yollardan bıkıp usanmam, aşk ellerinden yandırdığın yeterde artar bana.
Gezdiğim illerin rengi, huyu, töresinin aynadaki teklik halini de göstermiştin çok kere. Bunu hangi yöntem ve benzetmeyle anlatmalı ayna önünden bir kere bile geçmemişlere, bunu da söyle... Karşında durupta kılığının kıyafetinin halini sana arzetmemişlere ve bir tertibe, düzene girmemişlere ne denmeli? Hangi örneği ve hangi öyküyü taşı gediğine koyarcasına anlatmalı ki arif olan kişi noksansız olarak anlasın? Bin bir masalının bir tanesinden bile haberleri yokmuş gibi gezenlere hangi gizemli masalını anlatmalı? Meselâ; düz bir aynadan ters olarak atılan bir okun şahin bakışlı bir avcının elindeki yaydan çıkmış olduğunu söylesem, haberdarlık elinden aşığın olupta düşerler mi çöllere? Sürüklene sürüklene çamurlu bir sel gibi akıp gidenler aynadaki kendi yansımasına bir zerrecik dönüp baksalar acaba hangi gerçeği görecekler? Belki sebebinden sonucuna doğru yol alan çamurlu selin akışının ve sürüklenişinin varış yeri olan deryadan bir haber olur, kim bilir?
Sen susarak anlatmanın bütün hikmetlerini kendinde taşırken konuşmayı ve anlatmayı çok mu görmektesin yoksa bana? Ve yine sen hal ile yol gösterirken, bana dilden de mana yolunu vermişsen neden bu fakirine hiddet ve şiddet değilmi ya?
“ Kâinatın aynasıyım / Mademki ben bir insanım
Hakkın varlık deryasıyım / Mademki ben bir insanım...”
Fakat gerçekte haklı olan da sensin, bunu da bilmekteyim. Susmaklığın derinliğine kapılmak gerekli ve daha anlamlı belkide.
Ayna ayna... Söyle bana. Susmaklığın hikmetinden dem vururken de suskundun ama yine de gülümsedin bana. Anladım ki, suskunluktan başka kâr olmaz susmaklığı anlatmaya...
Ayna ayna ah güzel ayna... Hep suskundun, sonsuzluğun perdesinin açıldığı andan beri ve halâ da suskunsun ama bak yine neler söyleyip anlattın bana...
İsmail METİN (derdimend)
Cvp: AYNA AYNA... SÖYLE BANA...
'Muhabbetten Ahmed geldi vücûda
Ol vücûddan nüzul eyledi mevcuda
Mevcud ile vücûd'un cem-i mirat'ında(ayna)
Her dem akseder vech-i vav vü vav da'
H.A.
Muhabbet aynanızdan yansıyanları bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederim sayın Metin.
Saygılar ve selamlarımla
Cvp:
Merhaba İsmail can,
Mest olduk yine.
Varolasın!
"Mecnun’un gördüğü Leyla’nın dillere destan güzelliğinin aynanın sırlarından olduğunu fısıldamıştın ya gönlüme, bunu yeniden anlat.
Mecnun’un aynada gördüğü cemalin nurunun hangi hikmetle oluştuğunu sen söylemeseydin, nasıl bilecekti yoksa bu divanelerin?
Halâ yankılanmakta gönlümde Mecnun’un Leyla’ya söylediği o hikmetli söz :
- “Benim aradığım Leyla sen değildinki.
Ben Leylamı kendimde buldum.”
İşte bu sözün sebebini ve hikmetini bana unutturma sakın..."
Aşk olsun imanım...
Aşk çeşmesinde kadehler dolu olsun..!
Y.Sadık YILMAZTÜRK