SENDE BİR HAL VAR ÇOCUK
SENDE BİR HAL VAR ÇOCUK
ben kendime çıksam
Ad takılır mı adsız kedilere
Hacıyatmaz bir acı durur mu dik
Olur mu koluma giren
Ben kendime çıksam
Uyandırılmaz mı uykuda olanlar
Bedevi bir suratla dolaşsam
nükleer bir gülüşle
Yüzümün aynasından kumlar dökülür mü
Koştuğum kulvarların açılır mı engelleri
Üstünü ödesem daha büyük severler mi beni
MAHİR İRFAN BENLİ
Onu ilk İlkay Eser tiyatrosunda düzenlediğimiz bir belgesel gösteriminde görmüştüm.
Endişeli bakardı. Hep etrafında normal bir ruh haline sahip olmadığını hissettirirdi. Eski bir tüfekti.Mağrurdu ve İnsalcıldı.Retorikti.. Heykeltraştı,ressamdı ve en önemlisi o bir şairdi. hemde gerçek bir şair...
Kolsuz İsmet in kahvehanesinde hergün sabah 06:30 ve akşam 17:30 da içerdi çayını. Bazen aklıma gelirdi. Ziyaret ederdim o zat-ı muhteremi...Akşam 17:30 çayına yetişmek için. "Genemi sen" derdi ve gülerdi...
herkese karşı çok mütevazi, bana karşı ise çok gaddardı. Biliyorum başkalarını kıramıyorsun bütün o birini kırma eksikliğini bende tamamlıyorsun derdim. Gülerdi...
Ama yanına uğrayışımın süresi üç haftayı geçince büroya teşrif ederdi.
o kitabevi ve söyleşi sanat evini açarken,
İrfan abi yapma. "bu işin altından kalkamayacaksın, 2,5 milyar kirayı nasıl karşılamayı düşünüyorsun" dediğimde.
Kendine has meşhur sözlerinden birini patlattı.(o kadar çok meşhur sözü vardı ki hangisi olduğunu hatırlamıyorum)
Sanat evinin açılışına zar zor yetiştim. Ama sanki başka bir yerdeydim. Yoksa İrfan Benli bu işten vaz mı geçmişti?
Yerel basın ordaydı, Kocaeli de hayatım boyunca görmediğim bir sosyete kesimi ordaydı. kendi kılığıma bakınca bir an girip girmemekte tereddüt ettim. Ama girdim.
herkes İrfan abi ile fotoğraf çekilme gayreti içindeydi. Vay be İrfan abi ye bak ne kadar şık, bu kadar burjuva tipli adamı ve kadını nerden tanıyor acaba diye söylendim kendi kendime. sadece onu izledim. Mutluydu...her zaman mutluydu belki ama o gün bir başka mutluydu. O na göre hayatın en önemli temel taşı üretmekti. Üretmek...o zaman hayat bir anlam kazanıyordu. Açılış gecesi Sanat evinin bütün duvarlarını kendi tablolarıyla donatmıştı. Dekor tamamen kendine aitti. Dekor ruh halinin aksine daha iç açıcıydı. masanın birine kendi şiir kitaplarını koymuştu.
gel zaman git zaman dediğim oldu. Ekonomik yetersizlikler tıkadı önünü.
Değirmendere de bir kitap evi açtı. Yaklaşık bir ay kadar sonunda yanına uğradım. adresini bilmediğim halde buldum. kapıyı açtım...içeri girdim. tahmin ettiğimden daha çok kitapla karşılaştım. açık bir bilgisayar, yarıya kadar içilmiş nescafe, bir adet gözlük, arasına kalem konulmuş bir şekilde Patrick White nin meşhur Woss romanı...
Seslendim...ses yok...
Daha sonra bir müşteri gelmesin mi! geldi işte.
kitaplara bakmaya başladı. bende sandalyede oturdum. birden fazla kitap aldı. İrfan abi olmadığından ben geçtim müdür koltuğuna. müşteriyi kaybetmesini istemediğimden, bir miktar para karşılığında kitapları sattım. Bilgisayardan fal açtım. zaman ilerledikçe gitme vaktim de yaklaşıyordu. kendisine bir not yazdım. kitapların parasını da bir yere saklayıp, notta nerde olduğunu belirterkten mekandan çıktım.
Ah İrfan abi...Burayı da batıracaksın...
Daha sonra bir kaç defa kısacık görüşmelerimiz oldu.
İzmit defterini kapatıp ve İzmit i hatırlatacak herşeyi kafamdan silme düşüncesiyle yollara düşünce, o da arada kaynamıştı.
bugün aklıma geldi.
önce kendisi ile ilgili bir röpotajı buldum. İlk etapta sevindim. Röportaj aynen şöyle..
Sıradan hayat yaşayanlar sıradışı işler yapamazlar. (Bekir Servent KALE)
Sevgili Mahir İrfan BENLİ üstadımız ile yine başka bir şairimiz olan Şeref ERGÜL abimize ait
Elif Kitabevinde buldum. Şiire, Şaire dair ne varsa hepsini konuştuk. Büyük bir keyif aldığım bu
konuşmayı ve röportajı Şairler Birliği Şair, Üye ve Müdavimlerine sunmaktan dolayı çok mutluyum
Sizler Sevgili Mahir İrfan BENLİ'nin hayat hikayesinide kapsayan bu yazıyı okuduğunuzda yazının
giriş sözü olan Sıradan hayat yaşayanlar sıradışı işler yapamazlar. (Bekir Servent KALE)
ifadesini neden kullanmış olduğumu çok daha iyi anlayacaksınız.
Bekir AHISKALI

Neden şiir yazılır?
Şiir yazanlar bir zaafın dengelenmesi adına bunu yapıyorlar. Ego tatmini, yeni bir kimlik oluşturma ve
kartvizit olarak kullanıyorlar.
Şiir Nasıl Olmalıdır?
Şiir en zor alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Kötü bir şey verdiğinizde topluma bir hastalık yaymış
olursunuz.
Şiir hastalıklı bir fahişe gibidir.. Bu nedenle şair, kaliteli şiir sunmak sorumluluğuna sahip olmalıdır.
Hayatta karşılığı olan yeni imgeler bularak onları kullanmalıdır.
Şairler başka şairleri okuma ihtiyacı hissetmiyor mu?
Türkiyede 30 000 şiir kitabı basılmaktadır. Ama bir şair bastırdığı 1000 adet kitabını beş yılda
tüketememektedir.
Buradan şunu anlıyoruz ki şairlerde şiir okumuyorlar. 30 000 kitabın basıldığı bir ortamda
1000 kitap neden tüketilemez?
Tarihin süzgeci sık gözeneklidir. Oradan düşenler kalıcı olacaklardır. Günde popüler
olmak yarına kalınacağı anlamına gelmez. Çünkü o popülerliği sağlayan, şiirimizin değeri değil,
gevşek dokulu piyasadır. Rant kavgası ilişkileri belirlemekte. Bu sebeple çok kaliteli olmayan
bir şeyi iyi ambalaj yaparak sunabilmektedir.
Son Sözünüz Nedir?
Yüreklerimiz boş olacağına, acılarla dolu olsun, şiirler dolu olsun..
Söyleşi: Çizgi Ötesi (Bekir Ahıskalı)
Gülümsedim...
daha sonra başka bir şeyler bulurum ihitimli ile aramaya devam ettim. Etmez olaydım..

Sanatçı M. İrfan Benli
yaşam savaşı veriyor
Heykeltraş, şair ve yazar M. İrfan Benli beynindeki baloncuğun patlaması üzerine geçirdiği beyin ameliyatı sonrasında kısmi felç oldu
Kentimizin yetiştirdiği sanatçılardan, heykeltraş, şair ve yazar M. İrfan Benli(46), yaşam savaşı veriyor. Başta Sabri Yalım Parkı’nda bulunan ‘Özgürlük Anıtı’ ve Anıtpark’taki ‘Deprem Anıtı’ olmak üzere kentimizin pek çok noktasında heykel çalışmaları yer alan İrfan Benli, pek çok sanatçı gibi en kötü gününde kaderiyle baş başa bırakıldı.
Vefasızlık örneği
Kentimizde sanat adına yapılan pek çok çalışmaya imza atan, Büyükşehir Belediyesi’nden ayrıldıktan sonra Değirmendere’de bir kitapçı dükkanı açan Benli, bu en kötü günlerini yakın arkadaşlarının ve ailesinin desteğiyle aşmaya çalışıyor. Ne yazık ki bu kentin bir değeri olan Benli’ye, bu kötü günlerinde kent sırtını dönmüş durumda.
Sana hiç yakışamdı...Seni en son göreceğim halinle beni başbaşa bıraktın. Gaddar değilmisin bana karşı, evet hep öylesin...
- merdan yazıları
- yorum yapmak için giriş yapın ya da kayıt olun





Cvp:
"Sıradan hayatlar içindeki sıradışı insanlar"
Evet bu tanım gerçekten şairler için uygun bir tanım...
Çoğunlukla acıların imbiğinden süzülerek gelirler,hayatın karmaşık labirentlerinden geçerken keşiflere dalarlar,sıradışı bakışın ötesindeki bir bakışla araştırırlar ve bıkmacasına incelerler yaşama dair ne varsa...Ve en çokta kendilerini...İnsanların içinde ama insanlardan sanki apayrı bir alemde sürdürürler içsel yolculuklarını.Dikkat ettiğinizde bu naif ruh yolcularının konuşmaktan çok dinlediğini fark edersiniz.Onların dilleri,kalemleri ve şiirleri olur...M.İrfan BENLİ 'de çok belliki bu sözünü ettiğimiz naif ve sıradışı şairlerden birisi.Kendisine acil şifalar diliyorum ve sana da bu güzel ve duygu yüklü paylaşımın için çok teşekkür ediyorum...
Sevgilerimle
Cvp: Cvp:
İRFAN BENLİ ..... :(( nerden buldun da çıkardın be merdan şimdi.... eski yılları hatırlatmak zorunda mıydın :(( izmitte otururken merkezde ara sokakta 2 katlı bir kafe vardı genelde orada görürdüm, sonra bu şiir illeti içimize işleyince e onunda şair olduğunu biliyordum gidip gelmeler sıklaştı. en sonunda tüm cesaretimi toplayıp, yeni yeni başladığım, en kıytırık şiirlerimi göstermeye başladım (daha orta 2 deyim)
tabi yaş ufak olduğu için fazla kaale alınmadık galiba ama bir keresinde o uzun saçlarından firar ettirip sağına doğru döndürdü gözlerine ufak bir gülümsemeyle ve olayı bitirdi, bir daha da görmek nasip olmadı :((
kendisine şifalar diliyorum umarım en kısa sürede tekrar ayağa kalkar ve onun bir şiirinde dediği gibi "alnında koşan atları" bu sefer azraili alıp götürür dönülmez diyarlara...